Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Atatürk ve Devrimleri İle İlgili Kompozisyon
    • Atatürk Kronolojisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının önemli anları
    • Atatürk’ün Laikliği Benimsemesindeki Temel Amaç Nedir?
    • Atatürk’ün Saat Parçalanma ve Hayatının Kurtuluşu Hikayesi
    • Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir Kompozisyon
    • Atatürk Döneminde Din Eğitimi ve Öğretimi, Cumhuriyet Sonrası Din Eğitim ve Öğretimi
    • PHP’de Kritik Tarihi Açık! Kritik PHP Güvenlik Açığı Bulundu, WordPress Sitenizi Nasıl Korumalısınız?
    • Burdur Devlet (KYK) Öğrenci Yurtları Adres ve Telefonları
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Osmanlıca ile Arapça ve Türkçe Arasındaki Farklar Nelerdir?
    Dil ve Edebiyat

    Osmanlıca ile Arapça ve Türkçe Arasındaki Farklar Nelerdir?

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM6 Eylül 2026Updated:6 Eylül 2026Yorum yapılmamış3 Mins Read

    Osmanlıca nedir? Osmanlıca hakkında bilgi ve Osmanlıca ile Türkçe ve Arapça arasındaki farklar

    Osmanlıca, Batı Türkçesinin (Türkiye Türkçesi, Oğuzca, Anadolu Lehçesi), Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişim yüzyılları boyunca daha çok yazı dilinde gözlenen karışık ve değişik yapısı, yüksek zümre yazı dili (lisan-ı Osmani, Lehçe-i Osmani).

    Osmanlıca Yazı Örneği
    Osmanlıca Yazı Örneği

    Ümmet çağı Divan edebiyatımızın gündeme getirdiği, resmi kitabet alanında geçerli olan bu değişken Türkçenin içine Arapça, Farsça sözcük ve dil kurallarının katılışıyla kalabalıklaşan karma bir yapı olarak ad almıştır. Gerçi Türkler dillerini unutmamış, geçmişten getirdikleri değerleri yitirmemişlerse de Anadolu’ya kadar hiçbir yerde de din-bilim-sanat-edebiyat-devlet dili olarak Türkçeyi yaşatamamışlardır. Bilindiği gibi Anadolu Selçuklu Devleti’nin dili de Farsça olmuştur. Malazgirt’ten başlayarak (1071), Anadolu’ya Türk boylarının akını başlamıştır. Yerli halkı kaynaşarak yerleşen Oğuzların, konuşmada kendi dilerini kullandıkları, saray çevrelerine yaklaşan aydınlar dışında halk dilinin yabancı dil öğelerini benimseyip Türkçeleştirerek zenginleştiği bellidir. Bu bakımdan 13. yüzyıl, Türkçenin hemen hemen bağımsızlığını bulduğu bir dönem olarak ayrıca önemlidir.

    Türkçe’nin Büyük Gücü

    Divanını Arap-Fars edebiyatının geleneğine göre gazellerle dolduran Yunus Emre‘nin dili, halka dönük bir büyük sanatçının elinde 13.-14. yüzyıl, Türkçesinin büyük gücünü gösterir. Ne var ki 14. yüzyılda güçlenmeye başlayan Osmanlı Devleti’nin saray ve kültür çevrelerine bilginleri ve aydınları toplayışı onları koruyup bekleyişi, Bizans saray geleneğini ve Selçuklu göreneğini sürdürüşü, Beylikler döneminde başlayan Türkçenin çok zararına olmuştur. Hele 1402 Ankara Savaşı‘ndan sonra Anadolu’yu ele geçiren Timur İmparatorluğu’nun akınlarından sonra Frasça, etkisini artırır. Böylece Türkçenin gelişmesi gecikir, uzar. Ama yüzyıllar sonra Anadolu’da önceden var olan kavimler, Türkçe konuşan Müslüman bir halk biçimine dönüşecek, o dönemden sonra Türkiye’de yaşayan Türkler olarak tanınacaklardır. Yapı ve aile bakımından Arapça ve Farsçaya hiç benzemeyen Türkçenin; aydınların elinde mümkün mertebe Arapça ve Farsçaya yaklaştırılıp Osmanlıca oluşu ise, dilimizin bağımsızlığını, kurtuluşunu, kendini buluşunu yüzyıllarca geciktirmiştir.

    Arap yazı yönteminde yalnızca üç ünlüsü (vokal, ündeş, sesli harf) olan alfabe, Türçkenin ses yapısına hiç uymaz. Arapça; kısa ve uzun hecelerin bileşiminde meydana gelir ve yalnız uzun hecelerde harfi med denen ünlüler kullanılır. İranlıların kattıkları harflerle birlikte aldığımız bu alfabe sistemi Türkçeye hiç yakışmaz ve her hecesinde bir ünlüsü gösterilmesi gerektiği halde bunu kullanmamak yolu tutulur. O yüzden hareketsiz yazılmış Türkçe eserleri bugün bile yanlışsız, anlaşmazlık olmadan, doğru dürüst okuyamıyoruz (Dede Korkut). Alfabe ile birlikte yazın (imala) kurallarının girmesi, onlara bağlı olarak söyleyiş (telaffuz) özelliklerinin gelmesi kaçınılmaz durumlardır. Böylece içinde hiç uzun ünlü bulunmayan Türkçe, hem uzun, hem çok uzun ünlülere yaslanan heceleri kendini zorlayarak söylemek zorunluğuyla karşılaşır, hançere zorlanması başlar.

    İlk Osmanlıca Gazete
    İlk Osmanlıca Gazete
    Osmanlıcaya giren sözcükler, akla gelebilen her türdendir:

    Adlar, eylemlikler (masdarlar), Arapça türeme (iştikak) kurallarıyla bu köklerden türeyen her çeşit sözcükler; ortaçlar (ism-i fail, ism-i meful), Türkçeye aykırı çoğul takıları, ad tamlamaları (Türkçenin tersine terkib-i izafetler), önad (sıfat) tamamlamaları (Türkçenin tersine vasf-ı terkibiler), ya-yı nisbi ile yapılan ism-i mensupları (askeri, siyasi..), edat: ilgeçler (fakat, lakin amma, ve, hatta, velev, illa, elbet, hâşâ), bileşik sözcükler ön ekler (Türçkede hiç yoktur aslında), bağlaçlar (u, ü, hem, ne, ya, ger, meğer, şayet, çün, îra, ey, hemen, henüz) belirteçler (zarflar), erillik-dişilik ve uygunluk (mutabakat), kuralları, edebiyatta dilimizi bozmada en büyük etkiyi taşıyan aruz vezni.

    Osmanlıcanın bütün kapılarından giren, taşan bu dil istilasına karşın Türkçeyi ayakta tutan tek güç, eylem (fiil) çekiminin sağlam kuralları ve her yabancı sözcükten bir yardımcı fiille eylem yapabilmek esnekliği oldu. Dilimizi özleştirmek için ilk başvurduğumuz kaynak, işlek eklerle yeni sözcükler türetmemize sağlıklı yollar açan işte bu eylem kökleri olacaktır. Milli Edebiyat Akımı ile bilinçlenen, Cumhuriyetten sonra örgütlenen, Harf Devrimi ile güçlenen özleşme akımı, her şeyiyle karışık Osmanlıcadan bütün öğeleriyle Türkçe olan bağımsız bir Türkçe çıkarmayı amaçladı ve günümüzde bu amaca ulaşıldı.

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Atatürk ve Devrimleri İle İlgili Kompozisyon
    • Atatürk Kronolojisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının önemli anları
    • Atatürk’ün Laikliği Benimsemesindeki Temel Amaç Nedir?
    • Atatürk’ün Saat Parçalanma ve Hayatının Kurtuluşu Hikayesi
    • Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir Kompozisyon

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.