Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Atatürk ve Kooperatifçilik, Atatürk’ün Kooperatifçilik Çalışmaları
    • Türkiye’nin Yerli Parçacık Hızlandırıcısı TARLA’da İlk Işınlama Deneyi
    • Atatürk’ün Gençliği ve Okul Hayatı: Mustafa Kemal Nasıl Yetişti?
    • 19 Mayıs, Atatürk ve Bayrak Konulu Kompozisyon, Türk Gençliğinin Bağımsızlık Ruhu
    • Atatürk’ün Naaşının Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e Taşınması
    • Nutuk Hakkında Kompozisyon: İçeriği, Yazılış Amacı ve Önemi
    • 8. Sınıf Ya İstiklal Ya Ölüm Konusu İle İlgili Testler, Soru ve Çözümleri
    • Baoji Nerededir? Çin’in Batısında Bir Kavşak Noktası Olarak Kullanılan Şehir Hakkında Bilgiler
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Deyimler » Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek Ne Demek? Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek Deyiminin Anlamı ve Hikayesi
    Deyimler

    Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek Ne Demek? Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek Deyiminin Anlamı ve Hikayesi

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM16 Ağustos 2026Yorum yapılmamış3 Mins Read

    “Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek” deyimi, ikiyüzlülük ve çıkar odaklı davranışları tanımlar. Bu yazıda deyimin anlamı ve kökeni hakkında bilgi edinin.

    “Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek” Deyiminin Anlamı:

    Bu deyim, kararsızlık, alınganlık ve çelişkili duygular içinde olmayı anlatır. Kişi, bir davet, ilgi veya çağrı bekler; çağırılmazsa üzülür, kırılır. Ama çağrıldığında da gitmek istemez, isteksiz ve gönülsüzdür. Yani hem çağrılmak ister, hem de çağrıldığında bu isteğe tam olarak karşılık vermez.

    Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek

    Bu deyim özellikle duygusal dengesizlik, kararsızlık, kendi içinde çatışma ve bazen de nazlanma gibi durumları mizahi ve dokunaklı bir şekilde ifade eder.

    Kısaca:

    İsteriz ama istemeyiz; bekleriz ama darılırız; içimizde çözülmemiş bir çelişki vardır.


    “Çağırsa Gitmesek, Çağırmasa Küssek” Deyiminin Hikayesi:

    Bu deyimin kökeni hakkında kesin bir tarihî kayıt olmamakla birlikte, anlatılan meşhur bir halk hikayesi vardır:

    Bir zamanlar Anadolu’da, küçük bir kasabada genç bir kız yaşarmış. Bu kız oldukça alıngan, duygusal ve biraz da nazlıymış. Kasabada bir delikanlı ona gönül vermiş. Ancak genç kız ne zaman delikanlı onu görmezden gelse kırılır, ama delikanlı onunla konuşmak isteyince de hemen yüz çevirirmiş. İç dünyasında şöyle düşünürmüş:

    • “Beni çağırsa da gitmesem, ama çağırmasa da küssem…”

    Bu düşünce zamanla halk arasında yayılmış. Özellikle duygularını tam netleştiremeyen, hem ilgi bekleyen hem de o ilgiden kaçan kişileri anlatmak için kullanılmaya başlanmış.

    Başka bir versiyona göre, bu deyim eski bayram gelenekleriyle ilgilidir:
    Küçük kasabalarda genç kızlar bayramlarda ev ziyaretlerine davet edilir, ama bazıları özellikle davet edilmediği için küser, “beni çağırmadılar” diye içerlerdi. Ne var ki, çağrıldıklarında da naz yapar, “hemen gitmeyelim” derlerdi. Bu tatlı alınmalar ve küçük nazlar “çağırsa gitmesek, çağırmasa küssek” diye özetlenmiş.


    Deyimin Günümüzdeki Kullanımı:

    Günümüzde bu deyim, sadece aşk ve duygusal ilişkiler için değil, aynı zamanda:

    • Arkadaşlık ilişkilerinde,

    • Aile içindeki iletişimlerde,

    • İş hayatında,

    • Toplumsal davetlerde de kullanılabiliyor.
      Özellikle istekli görünmemek ama ilgisiz kalınca da kırılmak gibi ikilemler için esprili ve sıcak bir ifade olarak tercih ediliyor.


    Özetle:

    “Çağırsa gitmesek, çağırmasa küssek” deyimi,

    • İnsanın içinde yaşadığı ikilemi,

    • Hem ilgi arzusunu hem de bağımsızlık isteğini,

    • Nazlı ve alıngan tavırları
      çok güzel ve samimi bir dille anlatır.
      Bu yüzden bu deyim hâlâ canlı, hâlâ gerçek, hâlâ çok insanî bir durumu tarif eder


    Hikâye: Gönül Nazı

    Kasabanın ortasında küçük bir kahve vardı. Yaz günlerinde herkes orada toplanır, çaylar içilir, dedikodular tatlı tatlı yapılırdı. Baharın son günleriydi, her yer mis gibi kokuyordu.
    Ve o gün… herkesin dilinde aynı konu vardı:
    Zehra ile Mehmet.

    Mehmet delikanlı, gözünü Zehra’dan alamazdı. Ne zaman yanından geçse, bir selam vermek ister ama Zehra ya başını çevirir ya da tatlı bir kırgınlıkla hafifçe gülümserdi.
    Oysa içten içe Zehra da Mehmet’in kendisine gelmesini bekliyordu. Arkadaşlarına şöyle demişti bir gün:

    “Çağırsa gitmesem… çağırmasa küssem…”

    Arkadaşları kahkahalara boğulmuştu. Zehra ne tam bir adım atmak istiyor, ne de Mehmet’in duraksamasına razı oluyordu.
    Mehmet bir cesaretle, bir akşamüstü kahvede buluşulan kalabalığın arasından Zehra’ya yaklaştı:

    • “Zehra, yarın bayırın ardında piknik yapıyoruz. İstersen gel…”
      Zehra başını hafif yana eğip kısaca cevapladı:

    • “Bilmiyorum… belki gelmem…”
      Sonra arkadaşlarına döndü, hafif bir sitemle fısıldadı:

    “Daha önce sormadı ya, içim biraz buruldu işte.”

    Ertesi gün geldiğinde herkes bayırın ardında toplanmıştı. Mehmet sabırsız gözlerle yolu gözlüyordu.
    Ve işte Zehra, en güzel elbisesini giyip, ağır adımlarla çıkageldi.
    Ne çok acele etmişti ne de tamamen kayıtsız kalmıştı.
    O gün o bayırda, çağrılan ama nazlanan bir gönlün, çağrılmadığında da içten içe kırılan bir kalbin nasıl da sevgiyle atabildiğini herkes anladı.

    O günden sonra kasabada her alınganlıkta bir söz dolanmaya başladı:

    “Çağırsa gitmesek, çağırmasa küssek işte…”

    Ve herkes, aşkın ve gönlün nazını daha iyi anlar oldu

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Atatürk ve Kooperatifçilik, Atatürk’ün Kooperatifçilik Çalışmaları
    • Türkiye’nin Yerli Parçacık Hızlandırıcısı TARLA’da İlk Işınlama Deneyi
    • Atatürk’ün Gençliği ve Okul Hayatı: Mustafa Kemal Nasıl Yetişti?
    • 19 Mayıs, Atatürk ve Bayrak Konulu Kompozisyon, Türk Gençliğinin Bağımsızlık Ruhu
    • Atatürk’ün Naaşının Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e Taşınması

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.