Ateşin Kullanım Alanları – Ateşin İlk Kullanımı, Üretimi ile Ateş ve Uygarlığın Gelişimi

0
Advertisement

Ateş nedir, ateş üretimi nasıl olur? Ateşin ilk kullanımı ve üretimi ile kullanım alanları ve tarih boyunca kullanım biçimleri hakkında bilgi.

Ateşin Kullanım Alanları

Ateş, bir maddenin çevreye ısı yayarak ve genellikle alev çıkararak hızla yanması, insanın kullandığı en temel araçlardan biridir. Ateşin denetim altına alınması, uygarlığa giden yolun başlangıcı olmuştur.

İlk ateş kaynağı, kuşkusuz toprağa düşen yıldırımdı. Doğada böylece kendiliğinden oluşan alevler, uzun çağlar boyunca ateşin tek kaynağı oldu. İÖ y. 500 bin yıl önce yaşayan Pekin insanının ateşi kullandığı kesindir. Ama 1981’de Kenya’da elde edilen bazı bulgular, ilk ateş kullanımının 1 milyon 420 bin yıl öncesine değin gidebileceğini göstermektedir. Neolitik insan, delgi, bıçkı gibi sürtünme sağlayıcı aletler kullanarak ya da piritleri çakmaktaşına sürterek ateş yakma tekniklerini ancak İÖ 7000’lerde öğrenebilmiştir. Ondan sonra bile, ateşi sürekli yanık tutmak, her defasında yeniden tutuşturmaktan daha kolay sayılmıştır.

ateş

Kaynak: pixabay.com

Ateşin ilk kullanım biçimleri.

Ateşi denetim altına alan ilk insanlar, çeşitli yararlarını zamanla öğrendiler. Ateş, yalnız sıcaklık vermekle ve yemek pişirmekle kalmıyordu. Av hayvanını ya da savaş sırasında düşmanı istenen yöne sürmek, zararlı böcekleri öldürmek, böğürtlen toplamak, avı daha kolay görüp vurabilmek için ormandaki çalılıkları temizlemek gibi amaçlarla da kullanılabiliyordu. Zamanla, çalılıkları yakarak daha iyi otlakların oluşturulabileceği, böylece av hayvanı sayısının da artacağı görüldü.

Neolitik Çağda, İÖ y. 7000’lerde Ortadoğu’da tarımın gelişmesiyle, çalılıkların ve ağaçların temizlenmesi daha da önem kazandı. İlk tarımcılar, ateş yakarak tarla açmaya ve elde edilen külü gübre olarak kullanmaya başladılar. “Milpa” ya da “yık-yak ekimi” denen bu uygulama, günümüzde birçok tropik alanda ve bazı ılıman bölgelerde sürdürülmektedir.

Advertisement

İklim, jeoloji ve öteki yerel koşullar dolayısıyla, geniş çaplı yakımların doğal görüntü üzerindeki etkisi her yerde farklı oldu. Örneğin Yenidünya’da, kireçli zayıf toprağın yık-yak tarımıyla bağdaşmaması yüzünden toprağın verimsizleşmesi sonucunda, Yucatân’daki büyük Maya kentleri terk edildi. Buna karşılık Kosta Rika yanardağlarının yamaçlarındaki derin gözenekli topraklar, üzerindeki ağaçlar yakılarak temizlendi ve binlerce yıl verimden düşmeksizin ekilebildi. Aynı uygulama, Kuzey Amerika düzlüklerindeki ormanları yok ederek, en azından gelişmesini önleyerek bu alanlan otlağa çevirirken, başka koşullar altında, ağaç yetişmesine çok uygun açık alanlar yarattı. Afrika savanlarındaki dağınık akasyaların, Hindistan ve Birmanya’daki değerli tik ağacı ormanlarının ve ABD’nin güney eyaletlerindeki uzun yapraklı çam ormanlarının bugün de varlığını sürdürebilmesi, ağaç aralarındaki ot ve çalıların düzenli aralıklarla yakılmasının sonucudur.

Ateş

Kaynak : pixabay.com

Ateş üretimi.

Ateşin denetim altına alınmasından bilinçli üretimine geçiş, yüzbinlerce yıl alan büyük bir adım oldu. Ateş üretmek için geliştirilen buluşların sayısı da, çeşitleri de pek çoktu. Neolitik Çağa değin insanoğlunun ateş yakmayı bildiğini gösteren bir kanıt yoktur. Ateşin yakılabileceği düşüncesini uyandıran ilk kıvılcımın, çakmaktaşını piritlere sürterken mi, yoksa ağaç içinde delik açmaya çalışırken mi çaktığı bilinmemektedir. Avrupa’daki Neolitik yerleşim bölgelerinde, çakmaktaşı ve piritlerin yanı sıra ateş delgileri de bulunmuştur. Alaska’ da Eskimolar, Tierra del Fuego’da da Onalar, kıvılcım çıkarmak için çakmaktaşı ve piritten yapılmış aletler kullanırlardı.

Tarih öncesi ve sonraki ilkel toplumlarda en yaygın ateş yakma yöntemi sürtmeydi. Sert ağaçtan yapılmış sivri bir çubuk olan ateş delgisinin avuçta sıkıca tutularak daha yumuşak bir ağaçtaki deliğin üstüne bastırılıp döndürülmesi, neredeyse evrensel bir ateş yakma yöntemidir. Ateş sabanı ve ateş bıçkısı, sürtme yönteminin Okyanusya, Avustralya ve Endonezya’da yaygın olan biçimleridir. Eskimolar, Eski Mısırlılar, Asya halkları ve bazı Amerika Yerlileri, zamanla mekanik bir ateş delgisi geliştirdiler. Bambudan yapılmış küçük bir tüp içindeki havanın sıkıştırılmasıyla ısı ve ateş üreten ateş pistonu, Güneydoğu Asya, Endonezya ve Filipinler’de geliştirilip kullanılan karmaşık bir aygıttı. 1800’lerde, bundan tümüyle bağımsız olarak Avrupa’da da metalden bir ateş pistonu geliştirildi. İngiliz kimyacı John Walker, içinde fosfor sülfat bulunan ve sürtülünce yanan kibriti 1827’de icat etti. Onun yaptığı ilk kibrit, bugün kullanılan kibrit ile temelde aynıydı.

Eski halklar arasında ateş yakmayı hiç öğrenmeyenler yalnızca Andamanlılar ile birkaç Pigme kabilesi oldu.

Advertisement
Ateş

Kaynak : pixabay.com

Ateş ve uygarlığın gelişmesi.

Çakmaktaşı, çakmak, fosforlu kibrit ya da elektrik kullanarak artık kolayca elde edilen ateşin insan yaşamının parçası haline gelmesi ile, çağdaş uygarlıklar ateş yakmayı çok doğal sayar oldu. Oysa Paleolitik Çağda tropik ormanlarda avcılık yapan insanoğlunun Neolitik Çağda köylere yerleşerek çiftçilikle uğraşmaya başlamasında ateşin ilk kez denetim altına alınmasının oynadığı rol, sonraki 10 bin yıl boyunca da sürdü. Uygarlığın gelişiminin her evresinde ateş bu önemini korudu.

Başlangıçta yiyeceklerin pişirilmesine, toprağın temizlenmesine, ısı sağlamaya ve mağaralar ile kovukların aydınlatılmasına yarayan ateş, daha sonra topraktan çömlek yapımında, renkli taş parçalarından bakır ve kalay elde edilmesinde, bunların birleştirilerek önce tunca (İÖ y. 3000), sonra da demire (İÖ y. 1000) dönüştürülmesinde kullanıldı. Modern teknoloji ve bilim tarihi, büyük ölçüde ateşten sağlanarak insanoğlunun kullanımına sunulan enerji toplamında sürekli bir artış olarak nitelenebilir. Enerji üretimindeki artışın büyük bölümü, hem miktarca, hem çeşit bakımından ateş kullanımının artmasıyla sağlanmıştır. Atom enerjisinin denetim altına alınması, ateş kullanımında atılan son adım sayılabilir.


Leave A Reply