Athanasius Kimdir? (İskenderiye Piskoposu Aziz Athanasius Hayatı ve Yapıtları)

0
Advertisement

Athanasius kimdir ve ne yapmıştır? İskenderiye Piskoposu Aziz Athanasius hayatı, biyografisi, eserleri, yaşama ve yapıtları hakkında bilgi.

Athanasius; (d. y. 293 – ö. 2 Mayıs 373, İskenderiye; yortu günü 2 Mayıs), ilahiyatçı, piskopos ve Mısırlı önderdir. İsa’nın Tanrı’yla aynı tözü taşımadığım, Tanrı’ya benzer ama ondan farklı bir tözden yaratıldığını savunan Ariusçuluğa karşı 4. yüzyılda sürdürülen mücadelede geleneksel Hıristiyan görüşlerin en önde gelen savunucusu olmuştur. Aziz Antonios’un Yaşamı ve Ariusçulara Karşı Dört Söylev, başlıca yapıtları arasındadır.

Yaşamı ve önemli yapıtları.

Athanasios İskenderiye’de felsefe ve ilahiyat öğrenimi gördü. 325’te, henüz diyakozken I. Nikaia (İznik) Konsili’ne katılan İskenderiye piskoposu Aleksandros’a eşlik etti. Daha o zamandan tanınmış bir çileci ve ilahiyatçı olduğu için, 328’de ölen Aleksandros’un yerini doldurabilecek tek adaydı. Piskoposluğunun ilk yıllarını, bütün Mısır’ı ve Libya’yı kapsayan geniş piskoposluk bölgesini dolaşmakla geçirdi. Bu sürede, Yukarı Mısır’da yaşayan Kopt keşişleriyle ve önderleri Pakhomios’la önemli ilişkiler kurdu.

Aziz Athanasius'un İkonu

Aziz Athanasius’un İkonu (Kaynak : wikipedia.org)

Kısa süre sonra, imparatorun desteklediği Ariusçu rahiplerle mücadeleye başladı. Nikaia Konsili’nde alınan birleşme kararından dönerek ayrılıkçı bir politika izleyen Lykopolis piskoposu Meletios yanlılarına karşı siyasal nüfuzunu kullandı. 335’te Tyros (Sur) kentinde (bugün Lübnan’da) yapılan piskoposlar toplantısını genel bir konsil olarak tanımayan Athanasios, karşıtlarının ağırlıkta olduğu bu toplantıda, Arius ve Meletios yanlılarına karşı kötü davrandığı yolundaki suçlamaları çürüttü. Athanasios ve karşıtları 336’da Konstantinopolis’te (İstanbul) İmparator I. Konstantinos’la görüştüler. Burada Athanasios, Mısır’dan gelen tahıl ürünlerine el koyma tehdidinde bulunmakla suçlanınca Constantinus onu mahkeme önüne çıkarmadan Ren Bölgesi’ne sürdü.

337’de imparatorun ölümü, Athanasios’a İskenderiye’ye dönme olanağını sağladıysa da I. Constantinus’un oğlu, Doğu imparatoru II. Constantius 338’de sürgün buyruğunu yeniledi. Athanasios, Constantius’un kardeşi Batı Roma imparatoru I. Constans’ın koruması altında Roma’ya sığındı. İskenderiye piskoposluğuna Axiusçu Gregorios getirildi. Buna karşın Athanasios cemaatiyle ilişkisini, her yıl Paskalya Yortusu’nun tarihini ilan ettiği Yortu Mektuplan yoluyla sürdürdü. Papa I. Julius’un çabalanna karşın bağışlanmadı. 343’te toplantıya çağrılan genel konsilden de sonuç çıkmadı.

Advertisement
Katanya, Sicilya'daki Athanasius heykeli

Katanya, Sicilya’daki Athanasius heykeli (Kaynak : wikipedia.org)

Sardica’da (bugün Sofya) yalnız Batılı ve Mısırlı piskoposların katılmasıyla yapılan toplantıda, Athanasios’un affı için yeni bir başvuruda bulunuldu, ama Doğu imparatoru bu isteği de geri çevirdi. Bununla birlikte, 346’da I. Constans’ın nüfuzunu kullanması sonucunda geri dönebildiği Mısır’da bir halk kahramanı olarak karşılandı. Bundan sonra, Athanasios’un huzur ve gönenç içinde geçen “altın çağı” başladı. Bu dönemde, sürgünleri ve geriye dönüşleriyle ilgili belgeleri Ariusçulara Karşı Savunma adı altında derledi.

Constans’ın 350’de ölümünü izleyen iç savaştan sonra tek başına imparator olan II. Constantius, Ariusçulardan yana çıkmayı sürdürdü. Siyasal suçlamalara hedef olan ve hakkında yeniden sürgün kararı çıkarılan Athanasios’a karşı 356’da bir gece ayini sırasında tutuklama girişiminde bulunuldu. Athanasios bu kez Yukarı Mısır’a kaçarak orada manastırlarda ve kendini destekleyenlerin evlerinde kaldı. Sürgündeyken büyük dinsel yapıtı Ariusçulara Karşı Dört Söylev’i bitirdi; Constantius’a Karşı Savunma ve Kaçışın Savunması adlı kitaplarında kendini savundu. İmparatorun kararında direnmesi ve Ariusçu Piskopos Georgios’un yetki bölgesindeki İskenderiye’den gelen işkence haberleri, Athanasios’un eleştirilerini daha da şiddetlendirdi ve Ariusçuların Tarihi adlı kitabı yazmasıyla sonuçlandı.

Athanasios, bu yapıtta Constantius’u Deccal’ın habercisi olarak niteledi Constantius’un ölmesi ve halkın nefretini toplamış olan Georgios’un 361’de öldürülmesi üzerine, Athanasios makamına bir kez daha zaferle döndü. 362’de İskenderiye’de topladığı konsilde, farklı terimleri kullansalar da aynı imanı paylaşanları aynı çatı altında birleşmeye çağırdı. Böylece, Tanrı’ nın tekliği içindeki ayrımlara Athanasios’un genellikle vurguladığının ötesinde ağırlık veren Üçleme (Teslis) öğretisine giden yol açıldı. Yeni imparator Julianus, Athanasios’a hemen İskenderiye’den ayrılmasını buyurdu. Athanasios, Nil boyunca yolculuk ederek gene Yukarı Mısır’a gitti ve 363’te Julianus’un ölümüne değin orada kaldı. 365’te Ariusçuları destekleyen İmparator Valensius, piskoposu bir kez daha sürgüne yolladı. Halkın sevgisini kazanmış olan Athanasios, bu kez, yöredeki yöneticiler imparatoru kararını değiştirmesi için ikna edene değin birkaç ay İskenderiye yakınlarında saklandı. Sonunda, ölümünden önceki birkaç yılını huzur içinde geçirme olanağını buldu.

Nicea Konseyinde Athanasius, Surlu William el yazmaları

Nicea Konseyinde Athanasius, Surlu William el yazmaları (Kaynak : wikipedia.org)

Öteki yapıtları.

Athanasios’un yaklaşık 335’te tamamladığı iki ciltlik apolojisi,. Putperestlere Karşı ve Tanrı Sözünün İnsan Bedenine Bürünmesi Rum Ortodoks ilahi yatının ilk büyük klasiğidir. Athanasios’a göre, Tanrı’nın Oğlu, Tanrı’nın dünyayı yaratmasına aracı olan ebedi “Söz”, insanları uzaklaştıkları ilk uyuma yeniden götürmek için insan bedenine bürünerek yeryüzüne inmiştir. Athanasios, Oğul’a Baba’dan daha az önem veren Ariusçulara şiddetle karşı çıkmış, 325’te Nikaia Konsili’nde yapılan tanıma uygun olarak “Oğul’la Baba’nın aynı tözden olduğu”nu benimsemiştir.

Advertisement

Athanasios’un öteki önemli yapıtları arasında, Kutsal Ruh’un da Tanrı’nın üç kişiliğinden biri olduğunu savunduğu Sarapion’a Mektuplar, kısa sürede Latinceye çevrilen ve çileci yaşam ülküsünün Doğu ve Batı kiliselerinde yayılmasında önemli yeri olan Aziz Antonios’un Yaşamı yer alır. Kitabı Mukaddes üzerine yazdığı yorumlardan ve vaazlarından yalnızca bazı parçalar günümüze ulaşabilmiş, kısa ilahiyat incelemeleri ile piskoposluk görevine ilişkin yazıların da bir bölümü günümüze kalmıştır. Korinthos piskoposu Epiktetos’a yazdığı mektupta, Hz. İsa’nın aynı zamanda eksiksiz bir insan olduğunu savunan görüşleri, sonraki tartışmaların habercisi niteliğindedir. Drakontios’a yazdığı, çölde yaşayan bir keşişi piskoposlukta etkin göreve çağıran mektubu da ilginç yazışmalarından biridir. Düşüncelerindeki berraklıkla inançlarını ve kilisenin özgürlüğünü savunmada gösterdiği bitmez tükenmez enerjiyle, ilahiyatçılar ve kilise önderleri arasında özel bir yer kazanmıştır. Ayrıca yurtseverliğiyle Mısır tarihinin önemli adlarından biri olmuştur.


Leave A Reply