Atom Bombası Nedir – Etkileri Nelerdir

0
Advertisement

Atom Bombası nedir? Atom Bombası ne zaman yapılmıştır, nasıl yapılır, etkileri nelerdir? Atom Bombası ile ilgili bilgi.

Atom Bombası Nedir – Etkileri Nelerdir

Atom BombasıAtom Bombası; Atom enerjisinin nükleer silahlara uygulanmasıyla ortaya çıkan bombadır. Uranyum, plutonyum gibi ağır elementlerin bazı izotopları yavaş nötronlarla bombardıman edilerek zincirleme çekirdek bölünmesi oluşturulur. Her bir çekirdeğin bölünmesi sırasında açığa çıkan enerji, zincirleme çekirdek bölünmelerine bağlı olarak çok kısa bir sürede hızla artıp korkunç bir güç birikimine yol açar. Bu büyük gücün birden bire serbest kalmasıyla da bomba patlar. Bombanın patlaması için yakıt maddesinin kritik büyüklük ya da kritik kütlede olması gerekir. Bombayı oluşturmak için, kritik kütleden daha küçük iki yakıt parçası bir kovan içine belirli aralıklarla ve yarım küre biçiminde yerleştirilir. Bu iki parça bir araya getirilerek kritik büyülükten daha büyük bir kütle oluşturulduğu zaman, zincirleme çekirdek bölünmeleri (fisyon) bombanın patlamasını sağlar.

Tarihçesi:
İlk atom bombası ABD tarafından 1945 yılnın 5-6 Ağustos gecesi Japonya’nın Hiroşima Kenti ikincisi de yanı yılın 9 Ağustos günü Nagasaki Kentine atıldı. Yaklaşık 1 kg yakıt maddesi bulunan bombaların her biri 20 kiloton (20.000 ton), TNT’ye (dinamit) eşdeğerdeydi. Bu kadar büyük bir enerji, ancak 6.000 tondan fazla kömürün yanmasıyla elde edilebilir. Son derece şiddetli yakma, yıkma ve öldürme gücü yanında öteki önemli özelliği, patlama sırasında yayınladığı şiddetli radyoaktif ışın ve serpintilerin atmosfer olaylarıyla çok geniş alanlara yayılarak uzun süre canlıları etkilemesidir. Gecikmiş etkileri, ancak uzun yıllar sonra ortaya çıkan çeşitli kanser olayları, organizma bozuldukları ve kalıtsal değişikliklerle anlaşılır.

Atom Çekirdeği:
Bir atomun hemen hemen tüm kütlesinin toplandığı, buna karşın hacimce atomdan çok daha küçük ve pozitif elektrik yükü taşıyan parçasıdır. İlk kez 1912’de İngiliz fizikçisi E. Rutherford atomun, bir çekirdek ve bu çekirdeği kuşatan dairesel yörüngeler üzerindeki elektronlardan oluştuğu tezini savundu. Temal yapraklarındaki bazı alfa taneciklerinin 90 C’den fazla sapmalarına atomun tam ortasında bulunan çok küçük, elektrik yüklü bir taneciğin itme gücünün neden olduğunu saptadı ve ona çekirdek anlamına gelen nucleus adını verdi. Çekirdeğin yapısı hakkındaki ilk varsayım, onun proton ve elektronlardan oluştuğu biçimindeydi. Buna göre, kütlesi bir A tam sayısına çok yakın olan çekirdekte, A tane proton bulunması ve dolayısıyla elektrik yükünün de A ölçüsünde olması gerekiyordu. Ancak daha önceki araştırmalar, çekirdeğin elektrik yükünün, A tam sayısının yarısına eşit ya da ondan biraz daha küçük olduğunu ortaya koymuştu. Bu çelişkiyi gidermek için çekirdekte, A-Z tane elektronun da bulunduğu varsayıldı. Atom ağırlığına çok yakın olan A tam sayısına “kütle sayısı”, Z’ye de “atom numarası” denir. Proton-Elektron varsayımı, deneysel yöntemlerin gelişmesiyle ortaya çıkan çekirdeğin yeni özelliklerini açıklamakta yetersiz kaldı. Bu yeni özelliklerden birisi, çekirdeğin açısal hareketliliği ya da döngüsüdür. Kuantum mekaniğine göre, çekirdeğin döngüsü bir yönleçtir (vektör). Kuramsal ve uygulamalı sonuçlar azot, kurşun, kadmiyum, cıva gibi bazı elementlerde ve mıknatıssal döngüde çelişkili durumları ortaya çıkardı. Gerçekte varsayım başarısızlığı elektrik yüklü taneciklere bağlı olduğu düşüncesinden kaynaklanıyordu. 1920′ de Rutherford, proton ve elektronun yüksek bir tanecik oluşturacak biçiminde birbirine sıkı sıkıya bağlı olduklarını varsaydı. Bu yeni taneciğe sonradan nötron adı verildi. 1932’de İngiliz fizikçisi W. Heisenberg, çekirdeğin proton ve nötronlardan oluştuğunu ve toplam sayılarının, A kütle sayısına eşit olduğunu öne sürdü. Bir çekirdekteki nötron sayısı N=A-Z varsayılarak, proton ve nötrona nükleon ortak adı verildi. Uzun süre çekirdeğin temel tanecikleri biçiminde benimsenen nükleonlar, değişik taneciklerin bulunmasıyla geçerliliğini yitirdi. Atomun yarıçapından en az 10.000 kez küçük, buna karşın yoğunluğu son derece büyüktür.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?