Cennet Kavramı ve Dini İnançlara Göre Cennet Nasıl Bir Yerdir?

0
Advertisement

Cennet nedir? İslamiyete, musevilikte, hristiyanlıkta ve diğer dini inançlarda cennet nasıl olduğuna inanılır, nasıl bir yerdir?

Cennet; dinsel inanışlara göre, iyilik yapanlarla, sevap işleyenlerin öldükten sonra sonsuz yaşam ve refahla ödüllendirileceklerine inanılan yerdir. Cennet sözcüğü, Arapçada gölgelik, hurmalık, bağlık ve sulak bahçe anlamına gelir. Canna sözcüğünün çoğul biçimidir. İlk çağdan günümüze kadar cehennem kavramı gibi cennet kavramı da insanları uğraştırmış, konu, sanat, felsefe, edebiyat gibi alanlarda geniş ölçüde işlenmiştir. Ancak temel olarak dinlerde yer alır.

Cennet Kavramı ve Dini İnançlara Göre Cennet Nasıl Bir Yerdir?

Kaynak: pixabay.com

Antropolojik araştırmalar, ilkel kabilelerin de cehennem gibi cennet inancına da sahip olduklarını gösterir. Tarih çağlarında Sümerler, Akkatlar, Babilliler, Asurlular ve Hititlerin yanısıra Eski Mısırlılar da cehennemin yanında cennetin de varlığına inanıyorlardı ve cennet için de birer tanrıları vardı. Benzer bir inanç sistemi Eski Yunan ve Roma’da da gelişmişti. Aztek, Maya ve Inka gibi eski Amerika kabileleri ile Uzakdoğu dinlerinden olan Budacılık ve Brahmancılıkta da cennetten değişik biçimlerde de olsa söz edilir. Tek tanrılı dinler olan Hristiyanlık, Müslümanlık ve Musevilikte cennet kavramı kutsal kitaplar aracılığıyla tanımlanmıştır. Günümüz dünyasının en yaygın dinleri olan yukarıdaki dinlerde cennet inancı şöyle anlatılır:

Musevilik:

İbrani kavminde ilk zamanlar ahrete iman düşüncesi gelişmemişti. İnançlarına göre ölüler yeraltı dünyasında yaşıyorlardı. Tevrat’ta sonsuzluk ve ahretle ilgili bir şey anlatılmaz. Ancak Babil esaretinden sonra İran etkisiyle Yahudiler arasında kıyamet ve ahret kavramlarının çıktığı kanısı yaygındır. Bu dönemle birlikte iyiler için sonsuz ödülden, kötüler için sonsuz cezadan söz edilmeye başlandı. Ahd-i Atik’te Tanrı buyruklarına uymayan Adem ile Havva’nın cennetten kovulmaları konusu işlenmiştir. Buna göre Adem ile Havva Aden denilen bahçede (cennet) yaşarlarken yasak meyveyi yedikleri için Dicle ve Fırat ırmaklarının bulunduğu yerdeki Aden bahçesinden kovuldular. Yahudi inancında cennetin kapıcısı Karubirridir. Kerubim, cenneti ateşli bir kılıçla bekleyerek dış tehlikelere karşı korur. Cennet, iklimi güzel, her şeyin bol olduğu görkemli bir yer olarak anlatılır.

Cennet Kavramı ve Dini İnançlara Göre Cennet Nasıl Bir Yerdir?

Kaynak: pixabay.com

Hristiyanlık:

Bu inançta Ruhani Gök olarak nitelenen cennet, insanoğlunun bir gün Tanrı ile karşılaşacağı kutsal bir ülke olarak tasarlanır. Burada yalnızca iyi kişilerin ruhları yaşayabilir. Kimi Hristiyan inançlarında ise cennet Ruhani Gök’ten bir kat daha aşağıdadır ve burada yaşayan ruhların Tanrı ile karşılaşabilmeleri söz konusu değildir.

Advertisement
İslâm:

Kuran-ı Kerim’in çeşitli ayetlerinde cennetten şu yolda söz edilmiştir: “Esenlik Yurdu”, “Sığınılacak Bahçeler”, “Sonsuzluk Yurdu”, “Yaşam Yurdu”, “Güvenli Yer”. İslâm inancına göre cennetin başlıca özellikleri şunlardır: Orada bütün insanlar Hz. Adem’in boyunda ve 33 yaşında olacak, Allah haftanın belirli gününde bir nur gibi görünecek ve cennet ehli için güzel giysiler giyinmiş huriler bulunacaktır.

Cennette birinden balmumu arınmış bal, birinden temiz süt, birinden sarhoş etmeyen şarap, birinden de göz yaşı gibi temiz su akan dört ırmak vardır. Sekiz önemli kapısı olan cennet, en yüksek gök tabakasının üstündedir. Orada sürekli bahar havası vardır ve her geçirilen gün, yeryüzünde geçirilen bin günün karşılığıdır. Her türlü yiyecek ve içeceğin en iyisi orada bulunmaktadır.

Cennet Kavramı ve Dini İnançlara Göre Cennet Nasıl Bir Yerdir?

Kaynak: pixabay.com

Türklerde: İslâmlığın kabulünden önce Türkler, Kuran-ı Kerim’deki cennet sözcüğünün karşılığı olarak uçmak sözcüğünü kullanıyordu. Şamanlık’ta ahret, cennet-cehennem kavramları önceleri yoktu. Öteki kavimlerle ilişkiler sıklaşıp yoğunlaştıktan sonra öteki dünyada iyilerin ödüllendirilecekleri, kötülerin ceza görecekleri inancı Şamanlığa girdi.

Advertisement

Leave A Reply