Georg Wilhelm Pabst Kimdir?

0

Georg Wilhelm Pabst kimdir? Georg Wilhelm Pabst hayatı, biyografisi, filmleri, eserleri, sinema kariyeri hakkında bilgi.

Georg Wilhelm Pabst Georg Wilhelm Pabst; (27.8.1885 – 29.5.1967)

Advertisement

Pabst Raudnitz/Bohemya’da dünyaya geldi. Sanatsal kariyerine New York’ta Alman Tiyatrosunda oyuncu ve yönetmen olarak başladı. Birinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Pabst, Yeni Viyana Tiyatrosunun (Neue Wiener Bühne) başına müdür olarak geçti. 1921’de Alman yapımcısı Cart Froelich tarafından Berlin’e çağırılan Pabst, önceleri sinemada senaryo yazarlığı, oyunculuk ve reji asistanlığı yaptı. İnsanın para ve iktidar hırsını konu alan Der Schatz (Define, 1923) yönetmenliğini Üstlendiği ilk film oldu.

1925’ten Sonra: Toplumsal Dram’la Başarılı Olması Die freudlose Gasse (Neşesiz Sokak, 1925) adlı toplumsal dram seyirciler arasında büyük bir yankı uyandırdı. Bu yapıt, o tarihte alışılmış olan ekspresyonist filmin bol sembollü görüntülerine yer vermeyerek, gerekçi sahneleriyle bir ayrıcalığa sahip oldu. Pabst çevrenin çıplak bir gerçekçilikle yansıtılmasından yanaydı. Asta Nielsen, Greta Garbo ve Werner Krauss gibi starların yer aldığı kadrosuyla bu film, savaş sonrası yıllarda burjuvazinin değerlerinin çökmesiyle Viyana’da ortaya çıkan toplumsal durumu, bir saray müşavirinin kızıyla bir fahişeyi örnek alarak, gözler önüne serdi. 20’li yıllarda Alman sinemasının çok sevdiği konulardan biri olan ruhsal bozuklukların gösteriminde de Pabst alışılmış sahnelemeden ayrıldı. Deliliği kaderin bir oyunu olarak algılamayıp, soğukkanlılıkla analiz edilmesi gereken bir hastalık olarak ele aldı. Geheimnisse eirter Seele (Bir Ruhun Sırları, 1926) adlı filminde, bir erkek, civarda işlenen bir cinayetten sonra, karısını öldürmek zorunda olduğuna inanır. Pabst, Sigmund Freud’un teorilerini göz önünde tutarak, bu öyküyü ustalıkla kısmen belgesel, kısmen eğlence filmi haline getirdi.

1929 yılında Frank Wedekind’den uyarladığı Die Büchse der Pandora (Pandora’nın Kutusu) ve Tagebuch eirter Verlorenen (Düşmüş Bir Kadının Günlüğü) adlı iki filminde Pabst, yeniden Die freudlose Gasje’da (Neşesiz Sokak) yaptığı gibi, burjuvazinin ahlaksızlığını ve çöküşünü işledi.

1930: Savaşa Karşı Sesli Film Pabst’ın ilk sesli filmi Westfront 1918 (1918 Batı Cephesi, 1930), savaşa karşı ateşli bir suçlama niteliğindedir. Bir kronik biçeminde kurguladığı filminde dört askerin kaderini ele alarak savaşın dehşetini gözler önüne serdi. Burada Pabst için Birinci Dünya Sa-vaşı’nın çıkış nedenleri önemli değildi; yapmak istediği sadece savaşın etkilerini göstermekti. Bunu yapabilmek için topçu birliklerin savaşlarım, zehirli gaz saldırılarını ve siperlerdeki ölüm kalım savaşını gerçekçi bir biçimde aktardı. Filmin sonundaki “Ende” (Son) sözcüğünün arkasına uyarıcı bir soru işareti koydu.

Advertisement

1931: ABD Prodüksiyonu Filmin uluslararası yankısı ABD’deki yapımcıların dikkatlerini Pabst’ın üzerine çekti. Pabst, bu yapımcıların parasıyla 1931’de Bertolt Brecht’in Dreigroschenoper (Üç Kuruşluk Opera) adlı yapıtını sinemaya uyarladı. Ne var ki, yatırımcılarının ısrarı üzerine, örnek aldığı yapıttaki toplumsal eleştirileri önemli ölçüde hafifletmek zorunda kaldı. Pabst’ın Almanya’da çevirdiği son filmi ve aynı zamanda üretken çalışma döneminin bitişi anlamına gelen yapıtı, 1931’de çevirdiği Kameradschaft (Arkadaşlık) oldu. Pabst bu filminde yan belgesel bir stilde bir maden ocağında meydana gelen bir göçüğü anlattı ve bütün proleterlerin (filmde Alman ve Fransız maden işçileri) dayanışması için propaganda yaptı. Bu filmiyle aynı zamanda işçilerin dünyasını gerçekçi bir biçimde anlatan tek tuk Alman filmlerinden birini gerçekleştirmiş oldu.

1939: Göçten Sonra Dönüşü Nasyonal Sosyalistler iktidara geçince, Pabst Fransa’ya göç ederek orada eğlence filmleri çevirdi. 1939’da kişisel nedenlerle, “Anschluss”tan (iltihak) sonra Almanya’ya bağlanarak Ost-mark adını alan Avusturya’ya geçti. ABD vizesini, araya ikinci Dünya Savaşı’nın girmesi yüzünden, kullanamadı. Savaş yıllarında Pabst, Naziler’in çok tuttukları iki Alman büyüğünün yaşamöyküsünü beyazperdeye aktardı. Tiyatro reformcusu Friederike Caroline Neuber’i anlatan Komödianten (Komedyenler, 1941) ve Alman hekimi ve mucizevi şifa dağıtıcısını konu alan Paracelsus (1943) adlı filmler; Paracelsus ikna edici kitle sahneleriyle Ortaçağın batıl inançlarını gözler önüne serer.

1948’den Sonra: Belgesel Dramlar ve Eğlendirici Filmler Savaş bittikten sonra Pabst Avusturya, Almanya ve Fransa’da çalışmalarını sürdürdü. Çevirdiği çok sayıdaki eğlence filmiyle 20’li yıllardaki kalitesini yakalayamadı. 1948’de, dinsel bir motifle işlenen bir cinayetin otantik mahkeme sahnelerini örnek alarak Yahudi düşmanlığını sorguladığı Der Prozess (Dava) adlı filmi Venedik Film Festivalinde Altın Madalya ile ödüllendirildi. Pabst, yedi yıl sonra gerçekleştirdiği Der letzte Akı (Son Sahne) adlı filmiyle, tarihi verilere dayanarak, Adolf Hitler’in son günlerini beyazperdeye yansıttı. 1967 yılında 81 yaşında Viyana’da öldü.


Leave A Reply