Kerem İle Aslı Hikayesinin Kısaca Özeti – Karakterleri Hakkında Bilgi

0

En tanınmış Türk halk hikayelerinden birisi olan ve bir aşk hikayesini anlatan Kerem ile Aslı hikayesi hakkında bilgi ve Kerem ile Aslı kısa özeti.

Kerem İle Aslı

Advertisement

Kerem İle Aslı Hikayesi Özeti

Hikaye Hakkında

Bir halk hikâyesidir. Hikâyenin kahramanlarından Kerem, hak âşıkı bir derviş olarak takdim edilir. Onun şiirleriyle süslenen bu hikâye, ağızdan ağza halk arasında yüzyıllar boyu söylenip yaşamıştır. Folklorumuzun en lirik, en güzel örneklerindedir.

Kerem ile Aslı hikâyesi, halk arasında önce el yazması kopyalarından okunmuş, daha sonraları taş baskısı ile çeşitli kitaplar halinde basılıp yayınlanmıştır.

Hikâyenin, kökünü tasavvuftan alan bir de felsefesi vardır: Kaderde ne yazılıysa o olur. İnsan ne kadar çabalasa kaderini değiştiremez. Gerçek güzellik ancak Tanrı’dadır ve insan sevdiğine bu dünyada ulaşamaz. Esasen insanın sevdim zannettiği her şey, Tanrı’daki güzelliğin bu dünyada tecellisinden ibarettir.

Kerem İle Aslı Hikayesi

İSFAHAN şahlarından birinin hiç çocuğu olmuyordu. Hazine nâzırı vazifesini gören keşişin de çocuğu olmamaktaydı. Nihayet, epey duadan ve adaktan sonra şahın bir oğlu, keşişin de bir kızı dünyaya geldi. Oğlana Ahmet Mirza, kıza da Kara Sultan adı kondu. Babalarının niyeti büyüdüklerinde çocukları birbirleriyle evlendirmekti. Ancak keşiş sonradan bu karardan caydı ve İsfahan’dan üç gün ötede Zengi köyüne çekilerek şahın hizmetinden ayrıldı. Aradan yıllar geçti, iki genç de büyüdüler. Bir gün en yakın arkadaşı Sofu, Ahmet Mirzâ’yı ava götürdü. Av dönüşü, şahininin bir bahçeye indirdiği avını almak için oraya giren Ahmet Mirza gergef işleyen bir kız gördü ve görür görmez ona vuruldu. Konuştular, ilk işleri adlarını değiştirmek oldu. Ahmet Mirza Kerem ismini, Kara Sultan da Aslı Han adını aldılar.

Advertisement

Bu olay üzerine Kerem, yemeden, içmeden kesildi. Bir kocakarı oğlanın sırrını öğrenip babasına bildirdi. Babası da keşişten kızı istedi. Din ayrılığından dolayı bu işe yanaşmayan keşiş, şahtan mühlet istedi ve kızı alıp kaçtı. Bunu öğrenen Kerem de Sofu kardeşi alıp onların peşlerine düştü. Her uğradıkları yerde atlarını bağlayıp kahveye giriyorlar, keşiş hakkında bilgi alıp yeniden yollara düşüyorlardı. Hikâyenin sonrası hemen hemen bir kovalamacadan ibaretti. Zengi, Hoy, Genç, Revan, Gürcistan, Kars, Oltu gibi birçok yerleri dolaştılar. Başlarına birçok macera geldi. Nihayet Kayseri de izlerini buldular. Keşiş, zindancıbaşılık ediyor, kızın anası ise diş çekiyordu.

Kerem dişini çektirmek bahanesiyle kızla temas etti. Aslı onu görünce boynuna sarılıp Müslüman oldu. Fakat keşişin müracaatı üzerine evde geceleyin pusu kuran beyin adamları, Kerem’le Sofu gelince onları yakalayıp hapse attılar. Beyin Hasene Hanım adında akıllı bir kızkardeşi vardı. İşi halletmeyi üzerine aldı. Kırk kızı süsleyip gül bahçesine saldı. Aslı Han’ı da aralarına karıştırdı. Kerem’i bahçeye getirdiler. Aslı bahçeye girer girmez Kerem gözlerini ona dikti. Öbür güzelleri görmedi bile. Ama, keşiş gene kızını kaçırdı. Kerem ile Sofu onları Halep’te buldular, Halep Paşası araya girince keşiş düğüne razı olmuş gibi göründü. Aslı Han’a sihirli bir düğün elbisesi yaptı ki, düğün gecesi Kerem düğmelerini çözüp eteğe geldikçe yukarıdan gene iliklenirdi. Tan ağarırken Kerem öyle ateşli bir hale geldiki ağzından alev çıktı. Yandı, kül oldu. Aslı kızgın küllerini toplarken süpürge ettiği saçları tutuştu, o da yandı.


Hikayenin Kısa Özeti

İsfahan padişahı ile onun hazinedarlığını yapan Keşiş’in çocukları olmamaktadır. Her ikisi de çocukları olduğu takdirde, birbirleriyle evlendirmeye söz verirler. Duaları kabul olur ve Padişah’ın bir oğlu; Keşiş’in de bir kızı olur. Ancak Keşiş, çeşitli gerekçelerle bu sözünden cayar ve kızı vermek istemez.

Keşiş karısına durumu anlatır ve kızını da alarak bir gece oradan kaçarlar. Kerem, Keşiş’in gece kaçtığını, şehri terk etmekte olan birkaç ihtiyardan öğrenir. Onlar, Keşiş’in bir kötü haber aldığını ve bunun için şehri terk edip kaçtığını sanırlar.

Keşiş’in kaçtığını gören Kerem’in babası, oğlunu bu sevdadan vazgeçirmek isterse de bunu başaramaz. Kerem yanına arkadaşı Sofu’yu da alarak Aslı’yı aramaya gider. Âşık Kerem, Tiflis, Ahlat, Muş, Van, Erzurum, Kars, Ankara, Kayseri gibi birçok şehri dolaşır. Sofu ile birlikte gittikleri her yerde başlarına geleni anlatırlar.

Sonunda Kerem’in öyküsünü öğrenen Halep Paşası, iki âşığı kavuşturmak ister. Ancak Keşiş, sihirli bir elbise diktirerek Aslı’ya giydirir. Kerem ile Aslı evlenecekleri sırada sihir kendini gösterir. Kerem, Aslı’nın elbiselerinin düğmelerini bir türlü çözemez. Kerem içten bir “Ah!” çeker ve yanmaya başlar. Aslı da Kerem’in küllerini saçlarıyla toplamaya çalışırken, Kerem’in kıvılcım/arıyla tutuşup yanar. İki âşığın kavuşmaları öbür dünyaya kalır.

Advertisement


Leave A Reply