Köpek Sevgisi İle İlgili Hikaye

0
Advertisement

Köpekler, köpek ve hayvan sevgisi ile ilgili hikaye örneği. Köpekler hakkında hikaye.

Köpek Sevgisi İle İlgili Hikaye

Tüyleri yağmurdan sırsıklam olmuş köpek yavrusu sokağın kıyısında titreyerek yürüyordu. Artık hava iyice kararmış, akşam olmuştu. Zavallı Kocakulak şimdiye kadar hayatında hiç tek başına sokaklarda kalmadığı için çok korkuyordu. Ne de olsa ufacık bir yavruydu.

Daha bu sabah, arkadaşlarıyla birlikte havlayıp sıçrayarak oynaşıyordu. Bu sırada camın önünde küçük bir kız çocuğuyla aksi yüzlü bir kadın durmuş, yavrulara bakıyorlardı. Çocuğun somurtkan ve çok şımarık olduğu her halinden belliydi.

Bir müddet hiç ses çıkarmadan köpekleri seyretti, sonra kız Kocakulağı işaret ederek:

Advertisement

—. Bu köpeği isterim, diye sızlanmağa başladı.

Annesi sert bir sesle :

— Ayşe, eve bir köpek daha alamayacağımızı biliyorsun değil mi? dedi.

Bunun üzerine kız tepinerek :

Advertisement

— İstiyorum, istiyorum, diye haykırdı.

En sonunda anne, yüzü büsbütün asılmış bir halde içeri girdi. Köpeği satın aldı, kucakladığı gibi dışarı Çıktı.

— İşte istediğin oldu.

Ayşe, Kocakulağı kaptı.

Advertisement

— Cici köpekçik, diyerek öyle bir sıktı ki, zavallının az kalsın nefesi kesilecekti. Hep birlikte büyük, güzel bir otomobile bindiler ve ana yolda hızla kaymağa başladılar. Ayşe yavruyu öylesine okşuyor ve sıkıştırıyordu ki, zavallının her yanı sızım sızım sızlamaya başladı. Bu da yetmiyormuş gibi körpe kulaklarını da çekerek rahatsız etti. Kocakulak acıdan kesik kesik havlayınca kahkahalarla güldü. En sonunda hayvancık canını kurtarmak için Ayşe’nin kucağından atlayıp arabanın köşesinde büzüldü. O sırada otomobil de bir lokantanın önünde durdu. Annesi:

— Ayşe, yemeği burada yiyeceğiz, arabadan inince kapıyı sıkıca ört, dedi.

Fakat Ayşe artık iyice acıktığı için hızla arabadan indi. Dikkatli örtmediğinden biraz sonra kapı ardına kadar açıldı. Kocakulak ılık havayı uzun uzun kokladı. Sonra arabadan atladığı gibi yaya kaldırımında koşmaya başladı. Oh, artık şımarık kızın elinden kurtulmuştu ya !

Öğleden sonra tek başına koca şehirde gezindi durdu. Fakat işte artık akşam olmuş, bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamıştı. Açtı, soğuktan tirtir titriyordu. Üstelik gideceği bir evi bile yoktu. Bir köşede, elinde şemsiyesi araba bekleyen güzel bir hanım gördü. Aksiye benzemiyor diye düşünerek yanına gitti ve ayaklarına sürtündü.

Advertisement

— Hoşt pis köpek, üstüme çamur sıçrattın.

Zavallı Kocakulak ne tüylerinin ıslandığının, ne de hanıma çamur sıçrattığının farkındaydı. Korku içinde oradan uzaklaştı. Bu kocaman dünyada herkes aksi ve merhametsiz miydi ? Gidecek bir evi bile olmayan küçücük köpek yavrusuna kimse yardım etmeyecek miydi ? Sağanaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında ağlayarak rastgele dolanıp durdu. Kocakulağa sanki bir yılmış gibi uzun görünen birkaç saat yürüdü. Gittikçe de karnı acıktı. Ara sıra mutfağında güzel yemekler pişen evlerin önünden geçerken ağzının suyu akarak havayı kokluyor, derin derin içine çekiyordu. Fakat bir defasmda evlerin birinden kocaman bir kedi fırlayarak Kocakulağa saldırmaz mı \’ Zavallıcık öyle bir kaçtı ki… Arkasına bile bakmadan soluk soluğa kendini tam üç sokak ötesine attı.

Artık akşam da iyice bastırmıştı. Etrafına bakındı. Biraz öteki küçük evin penceresinin önünde genç bir kadın oturmuş çorap örüyordu. Kocakulak eve doğru sokuldu. Kapının önündeki ufacık sahanlıkta tüylü bir keçe duruyordu. Tam onun gibi yorgunluktan canı çıkmış bir yavruya göre keçeydi bu… Oh, canını bir oraya atsa.

Kalbi korkudan güm güm atarak yavaş yavaş balkona yaklaştı ve kimseye görünmeden keçenin üzerine yattı. Biraz sonra da başını pençelerine dayayarak derin bir uykuya daldı.

Advertisement

Gözlerini açtığı zaman her taraf pırıl pırıl güneş ışığıyla parlıyordu. Hava sıcak, evin bütün pencereleri ardına kadar açıktı. İçeride birisi konuşuyordu. Kocakulak yattığı yerde hiç ses çıkarmadan kulak kabarttı. Akşam pencerenin önünde gördüğü kadın;

— Doğum günün kutlu olsun Engin, diyordu.

Derken bir çocuk sesi:

— Anneciğim, tam on yaşıma bastım, diye cevap verdi. Şansa bak ki, bugün aynı zamanda Anneler Günü de. Ne iyi değil mi ?

Advertisement

Annesi bir kahkaha attı:

— Tabii çok iyi… Şimdi ben kahvaltıyı hazırlarken sen git, sütü getir,

Kocakulak korkuyla yerinde doğruldu. Çocuk dışarıya çıkacaktı. Acaba onu görünce eline korkunç bir değnek yahut süpürge alıp kovalayacak mıydı ? O sırada Engin kapıyı açarak dışarıya bir adım attı. Fakat Kocakulağı görür görmez olduğu yerde kaldı.

— Anneciğim çabuk gel. Bak sana ne göstereceğim.

Advertisement

— Aaa, küçücük bir yavru. Acaba nereden geldi?

— Bilmiyorum ama zavallıcık o kadar üşümüş ki, tir-tir titriyor. Gel kuçu kuçu, korkma ben sana hiçbir fenalık yapmayacağım.

Çocuk eğilerek Kocakulağı kucakladı, başını okşadı. Kocakulak ondan sonra olanlara şaştı kaldı. Anne oğul onu yıkamışlar, bol bol silkinmesine aldırmayarak önüne bir tabak dolusu yemek koymuşlardı. Engin yavrunun başmı okşarken annesi:

— İnşallah sahibi çıkmaz da bizim olur, dedi. Fakat her zaman cici köpekçik, diye çağırmayacağız ya. Bari bir de isim koyalım. Bak kulakları ne kadar büyük. Yerlere sürtünüyor. Gelin buna Kocakulak diyelim.

Advertisement

Engin memnun gülümsedi. Kocakulağa sarılarak:

— Tam buna göre bir isim, dedi. Anneciğim, biliyor musun, senin gibi bir annem ve böyle cici bir köpeğim olduğu için kendimi dünyanın en talihli çocuğu sayıyorum.


Leave A Reply