O / Ö Harfi İle Başlayan Müzik Terimleri ve Anlamları

0
Advertisement

O / Ö harfi ile başlayan müzik terimleri nelerdir? Müzik terimleri sözlüğü a dan z ye müzik terimleri ve açıklamaları.

OBUA (Fran. Hautbois, İng. Oboe) — Çift kamışlı, tahtadan nefes çalgısı. Batı sanat müziğinde, genellikle 17. yüzyıldan bu yana kullanılmıştır. Bohem ve Buffet 1850’den sonra çalgının mekanizmasını geliştirmişlerdir. Ses alanı sopranodur. Obua ailesinin öbür üyeleri: Soprano obua’ dan bir beşli aşağıda uyumlanmışı «fa» tonunda alto obua (Fran. Cor anglais, İng. English horn), soprano obua’dan bir oktav aşağı uyumlanmış bariton obua (Heckelphone).
OKTAV (İng. Fran. Octave) — Sekiz seslik aralık.
OKTET (Fran. Octuor, İng. Octet) — Sekiz çalgılı topluluk. Sekiz çalgı, ya da sekiz üyeli topluluk için yazılmış yapıt.
ONİKİ NOTA MÜZİĞİ — Yarım ses aralıklı kromatik dizideki oniki notanın besteci tarafından bağımsızca seçilip sıralanışı ile ortaya çıkan diziye dayanan müzik. Oniki nota dizisi prensibini tonal düzen yerine yeni > bir düzen kurma amacıyla Avusturyalı besteci Arnold Schoenberg hazırlamıştır.
OPERA (İtal.) — Latince «yapıt» anlamına gelen «opus» sözcüğünün çoğulu. Genellikle özel olarak yazılmış ve libretto adı verilen bir tür tiyatro oyunu metni üzerine, sözleri şarkıcılarca çalgı müziği eşliğinde «teganni» edilmek ve sahnede oynanmak amacıyla bestelenmiş yapıt. 16. yüzyıl sonlarında Floransa’da Kont Giovanni Bardi’nin sarayında toplanan besteciler, ozanlar ve şarkıcılar grubunun (Camerata) eski Grek söyleme (déclamation) sanatını müzikle birleştirme çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Operanın habercileri bir yandan ortaçağın oyunları, (mystér’ler, deyozione’ler) öte yandan da dindışı müzikli halk oyunlarıdır. (Commedia deli’ Arte, Pastoral). Orazio Vecchi’ nin «Amfiparnassoosu (1594) ve Jacopo Peri’nin «Dafne»si (1597), ilk operaların öncülerindendir. Tarihî değeri dışında sanat yapıtı olarak önem taşıyan ilk opera Monteverdi’ nin «Orfeo»su (1607) kabul edilir. Operada müzik ve söz birleşmesi sorunu yüzyıllar boyunca bestecileri düşündürmüş, 17. ve 18. yüzyılların İtalyan operasında müziğin şarkıcıların ses gösterişi için bir araç diye kullanılması yüzünden sözden üstün duruma geçişine karşılık Gluck, müziğin söze yardımcı olmasını salık vermiş, 19. yüzyılda Wagner operayı, edebiyat, müzik ve plastik sanatların birleştiği bir «toplu sanat» durumuna yükseltmiştir.
Opera buffa (İtal.): Güldürücü opera.
Opera comique (Fran.): Terimde «comique» sözcüğü varsa da güldürücü oyunu olması gerekmeyen, kuruluşunda «teganni» edilmeyen, konuşulan bölümlerin de bulunduğu opera. Bu türde operalar ilk oynandıklarında konuşmalı bölümlerle sunulmuştur. Bugün bunların birçoğu bu bölümleri çıkartılmış olarak oynanmaktadır (Örnek: Bizet’in Carmen’i).
Opera Seria (ital.): «Ciddi» konulu opera.
OPERET — «Küçük opera» anlamına gelir. Konuşulan ve «teganni» edilen bölümlerin ardarda sıralandığı, hafif türden, sanat müziği niteliklerine aykırı düşen müzikli oyun. Habercisi, Almanların «Singspiel» denen oyunlarıdır. Mozart’ın «Sihirli Flüt» ve «Saraydan Kız Kaçırma» gibi oyunlarıyla sanat müziği katına yükselen «Singspiel»ler, Offenbach, Johann Strauss, Franz Lehar gibi eğlence müziği bestecilerinin operetleriyle halk müziği katına inmişlerdir. Amerikan «musical comedy»leri bugünün müzik piyasasında operetin en yaygın ve ünlü biçim dalıdır.
OPUS (Lat.) — «Yapıt» anlamına kullanılır. Bazı besteciler yapıtlarının besteleniş ya da yayınlanış sırasını belirtmek için Op. kısaltmasını ve yapıtın sıra numarasını kullanırlar.
ORATORYO (İtal., Fran., İng. Oratorio) — Genellikle kutsal konulu bir oyun metni üzerine tek şarkıcılar ve koro tarafından çalgı müziği eşliğiyle söylenmek üzere bestelenmiş yapıt. Operanın tersine, oratoryoların sahneye konulması gerekmez.
ORG (Fran. Orgue, İng. Organ, Alm. Orgel) — Klavyeli ve borulu çalgı. Uzun bir geçmişi vardır. Hangi çağda ortaya çıktığı kesinlikle bilinmiyorsa da bugünkü orga en çok benzeyen çalgıyı İ.Ö. 2. yüzyılda İskenderiyeli Ktesibios’un yaptığı sanılır. Günümüzde daha çok kilise çalgısı diye bilinen org, çalgı yasağı yüzünden ancak 4. ve 5. yüzyıllarda kilisede gitgide artan bir yaygınlıkla kullanılmaya başlanmıştır. Canzona, ricercare, fuga biçimleri ve yazıları, 17. yüzyıl başında org için müzik yazan Claudio Merilo, Giovanni Gabrielli gibi bestecilerin ses yürütme yöntemlerinden ortaya çıkmış, Sweelinck, Frescobaldi, Buxtehude, J.S. Bach gibi ustalar elinde org müziği altın çağına erişmiştir.
ORKESTRA — Çalgı topluluğu. Yunanca kaynaklı bir terimdir. Eski Yunan tiyatrosunda sahne (skene) ile seyircilerin oturduğu bölüm «koilon» arasında «orkesis» denen bir yer bulunurdu ve buraya oyuna eşlik edecek müzikçiler yerleştirilirdi. Orkestra terimi, «orkesis»den gelmedir. Genel anlamında, orkestrayı kuran çalgıların sayısı da türü de belli değildir. Yalnız tek türden çalgıların yer aldığı orkestralar vardır. Uygulamada orkestra terimi genellikle bando terimine karşıt olarak kullanılır. Bu bakımdan, orkestrada yaylı çalgıların bulunması gerektiği anlaşılır. Bununla birlikte, bandolarda da kimi kere yaylılar bulunabileceği gibi (kontrabaslar), yalnız nefes çalgılarından kurulmuş orkestralar da vardır. Orkestra teriminin tanım sınırsızlığına karşı senfoni orkestrası deyince, üye sayısı genellikle 60 – 120 arası, çalgı kadrosu belirli (yaylılar, tahta nefes çalgıları, maden nefes çalgıları, vurma çalgılar, telli çalgılar) bir topluluk anlaşılır. Bugünkü kadrosuyla ve orkestralama yöntemleriyle senfoni orkestrası 18. yüzyılda Mannheim senfonicileriyle, Mozart ve Haydn’la birlikte temel kesinliğe uğramıştır. Bu besteciler, senfoni orkestrasının temel kuruluşunu kesinleştirdikleri gibi çalgı tınılarının birbirleriyle olan bağlarının dengeli bir tümlük içinde gerçekleştirilmesi yolundaki kuralları da koymuşlardır.
Oda orkestrası: Bir odaya ya da küçük bir salona sığabilecek sayıda çalgılardan kurulmuş orkestra.


Leave A Reply