Şiirin İşlevi İle İlgili Yazı

0
Advertisement

Thomas Stearns Eliot’un (T. S. Eliot) Denemelerinden Şiirin İşlevi konulu bir denemesinden bir bölüm. Şiirin işlevi konulu yazı.

ŞİİRİN İŞLEVİ

Şiirin asıl toplumsal işlevini bulmak istiyorsak, ilkin onun en belirgin işlevlerine eğilmeliyiz. Şiirin hiç kuşkusuz ilk işi haz vermektir. Nasıl bir haz, diye sorarsanız, ancak şiirin verebileceği haz, der çıkarım; çünkü başka türlü bir yanıt vermeye kalkışmak bizi, estetiğin derinliğine, sanatın doğası genel sorununa götürür.

Büyük olsun küçük olsun her iyi ozanın, hazdan başka bize verecek şeyleri olduğu üzerinde sanırım birleşebiliriz. Çünkü yalnız haz verseydi, bu en yüksek düzeyde olmayabilirdi. Şiir, daha önce türlü örneklerle değindiğim belli amacı dışında, kimi yeni deneyleri ileterek, alışılmışı yeni bir biçimde sunup başımızdan geçip de söylemeyi beceremediğimiz şeyleri anlatarak, bilincimizi genişletir ve duygularımızı inceltir. Ama bu denemede üzerinde duracağımız şey, şiirden edinilen kişisel yarardan çok kişisel hazzın niteliğidir. Her hâlde hepimiz hem şiirin verdiği hazzı hem de bu haz dışında, yaşamımızda nasıl yer ettiğini anlıyoruz. Eğer bu iki etkiyi doğurmuyorsa, zaten ona şiir denmez. Bunu kabul ederiz de toplum olarak hepimiz için şiirin yaptığı şeyi önemsemeyiz. Bunu en geniş anlamda söylüyorum. Çünkü her ulusun bir şiiri olması önemlidir; şiirden hoşlananlar var diye değil – böyleleri yabancı diller öğrenerek o dillerde yazılmış şiirlerin tadına varabilirler – ama bütün olarak topluma, yani şiirden tat almayan halka yaptığı etkiden ötürü. Daha kendi ozanlarının adlarını bile bilmeyenleri de katıyorum buna. İşte, bu denemenin asıl konusu bu.

Şiir başka sanatlardan, ozanın dilinden ve ırkından gelen halk için taşıdığı, ama bunun dışındakiler için taşımadığı değer yönünden ayrılır. Gerçi müzik ve resmin bile ırksal ve yerel özellikleri vardır, ama bir yabancı için bunların zevkine varma güçlüğü çok daha azdır. Bir düz yazının yazıldığı dildeki etkisini çeviride yitirdiği doğrudur. Ama bir çeviri romanı okurken yitirdiğimiz, bir şiirde olduğundan çok azdır. Hele bilimsel bir çeviride yiten hemen hemen hiçtir. (…)

Advertisement

Denebilir ki ozanın ozan olarak ödevi kendi halkına karşı ancak dolaylıdır; çünkü dolaysız ödevi kendi diline karşıdır, ilkin koruyarak, sonra yayıp geliştirerek. Başkalarının ne duyduklarını anlatırken duyguyu bilinçlendirerek değiştirmekte, kişiye duymuş olduğu şeyi daha iyi tanıtmakta, böylece onlara kendileri üzerine bir şeyler öğretmektedir. (…) Ozan işte bunları anlatırken dili geliştirir, varsıllaştırır.

Öğrenim görmüşlerin çoğu, kitaplarını okumamış olsalar bile, kendi dillerinin büyük yazarları ile övünürler, kendi ülkelerinin bir başka üstünlüğü ile övündükleri gibi. Kimi yazarlar, siyasal konuşmalarda sözü edilecek kadar ün salarlar. Ama bu kadarı yeter mi? Birçokları, büyük yazarlar, özellikle büyük ozanlar yetişmedikçe, dillerinin, ekinlerinin bozulacağını, giderek bir üstün ekin içinde eriyip gideceğini bilemezler.

T.S. Eliot
Denemeler

Advertisement

Leave A Reply