Yıldırım Bayezit Dönemi

0
Advertisement

Osmanlı padişahlarından Yıldırım Bayezit dönemi olayları ve Yıldırım Bayezit’in hayatı hakkında konu anlatımı

Yıldırım BayezitYıldırım Bayezit, Osmanlı padişahı (1360 – Akşehir 1403). Padişahlık dönemi: 1389-1402.

Babası I. Murat, annesi Gülçiçek Hatun’dur. Çocukluğu Edirne ve Bursa’da geçti. 1381 ‘de Ger-miyanoğlu Süleyman Şah’ın kızıyla evlendi. Devlet Hatun’un çeyiz olarak getirdiği Eğrigöz, Simav ve Tavşanlı’ nın yönetimiyle görevlendirildi. I. Murat’ın Karamanoğlu Ali Bey’e karşı giriştiği seferdeki hızı ve çabası yüzünden Yıldırım unvanını aldı. Kosova Savaşı’nda Yıldınm Bayezit, ordunun sağ kanadım yöneterek savaşın kazanılmasında etkili oldu (27 Ağustos 1389). Savaş sırasında şehit düşen babasının yerine aynı gün tahta çıktı. Kardeşi Yakup’u boğdurtması üzerine çıkan hoşnutsuzluktan gidermek amacı ile askere Osmanlı tarihinde ilk kez “cülus bahşişi” dağıttı. Sırplarla bir anlaşma yaparak onları devletine bağladı; Sırp Kralı Stefan’m kız kardeşi Maria Despina ile evlendi. Venediklilerle anlaşma yaptı. Bizans imparatoruna isteklerini kabul ettirdi. Sırp kralının oğlu ve askerleriyle birlikte Anadolu’ya geçti. Bizans’a bağlı bulunan Alaşehir’i aldı. Manisa’yı ele geçirerek Aydın üzerine yürüdü. Karşı koymayan Aydınoğlu İsa Bey’e, Tire’ yi ikta olarak verdi. Germiyanoğlu topraklarına girdi.

Kayınbiraderi Yakup Bey’i İpsala’ya gönderdi. Menteşe İli’ni topraklarına kattı (1390). Aynı yılın sonbaharında Karamanoğlu Ali Bey’in üzerine yürüdü. Konya’yı aldı; Beyşehir ve Akşehir Omanlı Devleti’ ne bırakıldı, Çarşamba Suyu iki devlet arasında sınır kabul edildi (1391). Yıldınm Bayezit’in Anadolu’daki uğraşlanndan yararlanarak İstanbul surlarını onartmaya başlayan Bizans imparatoru, Yıldırım’ın uyarısı üzerine yaptırdığı bölümleri yıktırmak zorunda kaldı. Bu olaydan hemen sonra ölen İmparator V. İoannes’in yerine geçen II. Manuel, Yıldırım Bayezit’in isteklerini kabul etmeyince İstanbul kuşatıldı ve yedi ay süren kuşatma imparatorun İstanbul’a bir Türk mahallesi kurulması, bir cami yapılması ve bir kadı atanmasını kabul etmesi üzerine kaldırıld1 (1391). Daha sonra Karamanoğlu ile birlik kuran Candaroğlunu cezalandırmak üzere Kastamonu üzerine yürüdü ise de Eflak Voyvodası Mircea’mn Tuna’ya geçtiği ve Osmanlı topraklarına girdiği haberinin ulaşması üzerine Rumeli’ye geçerek Eflaklıları Karinabat yakınlarında Arkuş Ovası’nda bozguna uğratarak voyvodayı tutsak aldı. Bosna’ya kadar da akınlar düzenledikten sonra Anadolu’ya döndü.

1392’de yeniden Candaroğlu Süleyman Paşa’nın üzerine yürüdü, onu yenerek idam ettirdi. Ülkesini Osmanlı Devleti’ne bağladı. Macaristan sınırında önemli olaylar patlak verince, Rumeli’ye geçmek zorunda kaldı. Birleşerek Bulgaristan içlerine girmiş olan Macar Kralı Sigismund ile Eflak Voyvodası Mircea’yı yeniden Tuna’nın gerisine çekilmek zorunda bıraktı. Aynı yıl Arnavutluk içlerinde Draç’a kadar bir akın düzenletti. Kadı Burhanettin ile savaşmak üzere Anadolu’ya geçti, Merzifon’a kadar ilerlediği bölgede etkinliğini artırarak Bursa’ya döndü. Doğuda Timur’un giderek büyüyen gücü bir tehlike oluşturuyordu. Batıda ise, özellikle Venedik Cumhuriyeti’nin öncülüğünde yeni bir Haçlı seferinin hazırlığı yapılıyordu. Bulgar Kralı Şişman’ın Macarların yanında yer alması üzerine, Yıldırım Bayezit, oğlu Süleyman Çelebi’yi görevlendirerek Tırnova’yı ele geçirtti. Pek çok Avrupa ülkesince asker ve silah bakımından desteklenen Haçlı Ordusu, Osmanlıların üzerine yürümeye başladı. Tuna’yı geçen Haçlı kuvvetleri, Macar kralının komutasında Niğbolu önlerine geldi. Yıldırım Bayezit komutasındaki Osmanlı Ordusu ile yapılan meydan savaşında Haçlılar büyük bir bozguna uğradılar (25 Eylül 1396). Macar kralı da kaçarken bataklıkta öldü. Bu zaferde elde edilen ganimetlerle Yıldırım, İstanbul kuşatmalarında önemli rol oynayan Anadoluhisarı’nı (Güzelce) yaptırdı. Argos’un Türklerin eline geçmesiyle sonuçlanan (1397) Mora akınından sonra Anadolu’ya dönen Yıldırım, Timur, tehlikesiyle uğraşmak zorunda kaldı. İran ve Azerbaycan’ı işgal eden Timur, Anadolu ve Suriye’yi korkutmaya başladı.

Advertisement

Karamanoğlu Ali Bey’in Timurtaş Paşa’yı tutsak aldığını haber alan Bayezit, Konya’da yenilgiye uğrattığı Ali Bey’i Timurtaş Paşa’yı teslim etti. Karamanoğullarının tüm toprakları Osmanlı İmparatorluğu’na katıldığından Alaattin Ali Bey’in yerine vali atanan Mehmet, bir çeşit Osmanlı valisi durumuna geldi (1397). Ertesi yıl Samsun üzerine bir sefer düzenleyerek Giresun’a kadar olan yöreyi ele geçiren ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nu haraca bağlayan Yıldırım, oğlu Mehmet’i Amasya’ ya vali atadı. Böylece Anadolu’nun orta kesimi Osmanlıların eline geçti ve bölgede Osmanlı etkinliği arttı. Timur’un Hindistan’da olması ve Memlûk Sultanı Berkûk’un da ölmesi nedeniyle Malatya’yı da ele geçirdi. Timur’un Bağdat’ı ele geçirmesi üzerine Ahmet Celayir ile Kara Yusuf Bey, Yıldırım Bayezit’in yanına kaçtılar; Yıldırım’ın beyliklerini ellerinden aldığı Anadolu beyleri de Timur’un yanında yer aldılar. Timur Sivas’a geldi ve Ağustos 1400’de kenti yıkıma uğrattı. Arkasından da Malatya’yı ele geçirerek, Suriye’yi işgal getmeye başladı (1401). Timur, Bağdat’ta iken Yıldırım Bayezit, Kemah ve Erzincan’ı ülkesine kattı. Tüm istek ve önerilerinin Yıldırım Bayezit tarafından geri çevrildiğini gören Timur, kentleri, yakıp yıkarak Anadolu’ nun tarım ürünlerine el koyarak Ankara üzerine ilerlemeye başladı, kent kuşatıldı. Yıldırım Bayezit’in Ankara’ya yaklaştığını haber alınca da Çubuk Çayı kıyısında ordugâh kurdu. Timur’u Tokat’ta bekleyen Yıldırım, Ankara Ovası’na yetişti. Yorgun askerlerini dinlendirmeden savaşa soktu. Timur’ un üstün kuvvetlerle ve dinlenmiş askerlerle giriştiği savaşta Yıldırım büyük bir yenilgiye uğradı ve Timur’ un eline tutsak düştü. Bir süre Timur’ un yanında kaldı. Batı Anadolu’ya hareket eden Timur, kışı Tire’de geçirdi. Bu ağır yenilgiyi onuruna yediremeyen Bayezit Akşehir’de öldü. Cenazesi Bursa’ya getirilerek türbesine gömüldü. Ülkesinin bayındırlığına önem veren Yıldırım Bayezit, Bursa, Edirne, Kütahya ve Bolu’da külliyeler yaptırdı.

İlk okuma yazma bilen padişah olarak saray okulunu açtırdı. Ülke yönetiminde merkeziyetçi bir görüşle Anadolu birliğini sağlamayı amaç edinmişti.


Leave A Reply