1960 ve Sonrası Türk Dış Politikası

0
Advertisement

1960 ve sonrasındaki Türk dış politikası nasıldı? Türk Amerikan, Yunan ve Ortadoğu ilişkileri ile ilgili olarak genel bilgilerin yer aldığı sayfamız.

Son yirmi yıllık Türk dış politikasının esas mihverini bir tek mesele teşkil etmiştir: Kıbrıs meselesi. Türk dış politikasının aktivitesi Kıbrıs meselesi etrafında dönmüş ve diğer alanlardaki faaliyetlerimiz bu meselenin dalları olarak gelişmiştir. Türk dış politikasının Kıbrıs meselesinden fışkıran veya bu meselenin tesirinde gelişen ana faaliyet dalları, Amerika, Sovyet Rusya, Yunanistan ve Ortadoğu ile münasebetleri-mizdir. Bunu da normal karşılamak gerekir. Çünkü, son otuz yıl içinde Kıbrıs, Türkiye’nin hayati ve milli meselesi, milli menfaatlerimizin ağırlık noktası olmuştur. Bir dış politika her şeyden önce milli meselelere dayanmak zorundadır.

Türk dış politikasının ikinci önemli unsuru, Birleşik Amerika ile olan münasebetlerimizdir. Fakat geriye, son yirmi yıla baktığımızda, tesbit edeceğimiz husus şudur ki, Türk – Amerikan münasebetleri, NAJO çerçevesi içinde bağımsız bir ittifak münasebeti olarak gelişeceği yerde, hemen daima, Kıbrıs meselesinin iniş – çıkışlarına göre değişen bir yapı göstermiştir. Her ne kadar 1970’lerin ortalarından itibaren bir Ege meselesi de ortaya çıkmış ise de, Kıbrıs meselesi Türk – Yunan münasebetlerinin daima mihenk taşı olmuş ve Amerika da, NATO’nun güney – doğu kanadı olarak Türkiye ve Yunanistan’a eşit ağırlık vermiştir. Halbuki çıplak eşitlik prensibi, Türk – Yunan münasebetlerinin çıplak gerçeği ile daima ters düşmüştür. Kıbrıs meselesinin gelişmelerinde ağırlık daima Türkiye tarafında olması gerekirken, Amerika’nın salt eşitlik prensibine veya genellikle dengesizliklerle hastalıklı bir denge politikasına sarılması, Türk – Amerikan münasebetlerinin, bu münasebetleri zaman zaman ağır bir şekilde sarsan ciddi bir meselesi olmuştur.

Bu sebeplerden dolayıdır ki, Türk-Amerikan münasebetleri 1964 ve 1974 Kıbrıs buhranlarında çok ağır sarsıntılar geçirecektir.

Yine son yirmi yıl içinde Türkiye, Amerika ile olan ittifak bağlarına rağmen, ikinci süper devlet olarak Sovyet Rusya ile münasebetlerinde bir istikrarın mevcut olmasına ve bu büyük kuzey komşumuz ile gereksiz yere anlaşmazlık veya çatışma çıkarmamaya daima ehemmiyet vermiştir. Bununla beraber, Türk -Amerikan münasebetlerindeki dalgalanmalar, Türkiye tarafından aksettirilmese bile, daima Türk – Sovyet münasebetlerine de aksetmiştir. Yani Kıbrıs meselesi Türk – Amerikan münasebetlerine şekil vermiş, Türk -Amerikan münasebetlerinin şekline bir bakıma Türk – Sovyet münasebetlerini şekillendirmiştir. 1945 Martından beri kötü giden Türk – Sovyet münasebetlerinin, biraz aşağıda göreceğimiz üzere, 1964 Hazira-nındaki Johnson mektubunun büyük rol oynadığını unutmamalıyız.

Advertisement

Türkiye’nin Yunanistan’la münasebetleri, yaklaşık otuz yıldan beri çalkantılar içinde cereyan etmektedir. Zira bu çalkantılar Kıbrıs meselesi ile başlamış ve 1974 Kıbrıs buhranından sonra buna bir de, Ege meselesi eklenmiştir. Fakat temel anlaşmazlık Kıbrıs mihverine oturmuş bulunmaktadır. Kıbrıs meselesi çözümlendiği gün, yani Kıbrıs meselesi ortadan kalktığı zaman, Yunanistan’la olan diğer anlaşmazlık ve meselelerimizin de müsait ve müsbet bir zemine oturacağından şüphe edilmemelidir.

Ortadoğu ile münasebetlerimiz, doğal olarak Kıbrıs meselesinden en az etkilenmiş bir dış politika faaliyet alanımızdır. Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinin temel belirleyicisi İsrail olmuştur. Türk – Arap ilişkilerini geliştiren en önemli unsur Arapların BM’de ve Kıbrıs sorununda Türkiye’yi desteklemeleri olmuştur.


Leave A Reply