Alay Köşkü Nerededir? Alay Köşkü Mimarisi Tarihçesi Özellikleri Nelerdir?

0
Advertisement

Alay Köşkü Nerededir? Alay Köşkü’nün tarihçesi, mimarisi, yapımı, tarihçesi nedir? Alay Köşkü ve özellikleri hakkında bilgi.

Alay Köşkü

Alay Köşkü; İstanbul’da Topkapı Sarayı surları üzerinde köşktür. Gülhane Parkı giriş kapısının sol tarafındaki surların burcuna yapılmıştır. Bazı kaynaklar yapım tarihi olarak 1606’yı gösterir. Ancak, genellikle 1616’da yaptırıldığı kabul edilir. Günümüzdeki görünümünü, II. Mahmut döneminde (1810) yapılan onarım ve eklentilerle almıştır. Gülhane Parkı içindeki geniş sekiz basamaklı bir merdivenle çıkılan köşk, ampir üslupta yapılmıştır. Yedigen bir plan üzerine yükselen köşkün yedi yüzeyi vardır.

Alay Köşkü

Kaynak: commons.wikimedia.org

Yapının dış yüzeyleri beyaz mermerle kaplıdır, içi ahşaptır. 13 penceresinden hepsi caddeye açılır. Üç katlıdır. Birinci kat bodrumdur. Bu katın Gülhane Parkı yönüne açılan 14 penceresi ve iki kanatlı bir kapısı vardır. Orta katında iki büyük oda, üst katında üç büyük oda ve iki geniş salon bulunur. Kubbesi çadır biçimindedir, 12 dilimlidir, alçı kabartmalarla süslenmiştir. Kubbenin her yönünü çepeçevre bir saçak sarar. Yapının yazıtı Keçecizade İzzet Molla’ya aittir. 1810 tarihli bu yazıt, pencerelerin üstünü boydan boya dolaşır.

Osmanlı Ordusu sefere çıkmadan önce İstanbul esnafı bu köşkün önünden alaylar halinde geçerek, pencereden kendilerini seyreden padişahları selamladıkları için, bu köşk Alay Köşkü adını almıştır. Bunun dışında, bir çok önemli idamlar Alay Köşkü’nün önünde uygulanmış, başkaldıran yeniçerilerin önde gelenleriyle padişahlar bu köşkün penceresinden görüşmüşlerdir. Burada 1918’de “Alay Köşkü Tiyatrosu” adıyla bir tiyatro topluluğu kısa süre de bazı oyunlar sergilemiştir. Günümüzde Topkapı Sarayı’na bağlı bir birimdir.

Alay Köşkü Mimarisi

İstanbul’da Gülhane Parkı’nın Alemdar Caddesindeki giriş kapısının yanındadır. Eski adı Soğuksu Kapısı olan bu kapıdan girince solda kalır. Tramvay caddesinin Demirkapı’ya döndüğü köşededir, Adli Tıp Müessesesinin tam karşısına düşer. Topkapı Sarayı bütününe bağlı bir köşktür.

Advertisement

Alay Köşkü’nün yapıldığı tarih kesin olarak bilinmiyorsa da XVI. yüzyıl sonlarında yapıldığı tahmin ediliyor. Köşk eski surun üzerine oturtulmuştur. Surun üstünde kalan kısmı, her cephesinde bir pencere bulunan yedi cephelidir, caddeye bakan yönleri mermer kaplıdır. Mimarisi pek zariftir. Kubbesi, etrafındaki saçaklarıyla, bu zarafeti tamamlar. Pencerelerin üzerindeki tarih kıtalarını, şair Keçecizade İzzet Molla yazmıştır.

Alay Köşkü

Kaynak: commons.wikimedia.org

Gülhane kapısından girildikten sonra sola dönülünce köşkün birinci kata çıkan merdivenleri görünür. İmparatorluk devrinde, ordu sefere çıkmadan önce, İstanbul esnafı, alaylar halinde geçit töreni yapardı. Padişah da onları Alay Köşkü’nün açık penceresinden seyreder, esnafın selamına karşılık verirdi. Alay Köşkü denmesi bundandır. Bu alayların en parlak olanı, Sultan Murat zamanında, Bağdat seferinden önce yapılanıdır.

Tarihçesi

Osmanlı padişahları bazı siyasi mahkumları bu köşkün önünde cellada verirler, kellelerinin uçmasını gözleriyle görürlerdi. IV. Mehmet zamanında Halep valisi bulunan Haseki Mehmet Paşa, piyasaya karışık para sürdüğü için İstanbul’a getirilmiş, Alay Köşkü önünde, kethüdası, divan katibi vs işbirliği yaptığı sarrafla birlikte öldürülmüştü.

Alay Köşkü önünde geçen en önemli ve kanlı olaylardan biri de tarihçilerin «Vak’a-yı Vakvakiye» dedikleri meşhur Çınar İhtilalinden sonra kurulan ayak divanıdır (1650). O zaman henüz on beş yaşında bir padişah olan IV. Mehmet’i baş kaldıran Yeniçeriler ayak divanına çağırmışlar, köşkün penceresinde görünen sultana dileklerini bildirmişlerdi. Yıllarca süren Girit Savaşı Devlet hazinesini zor duruma düşürmüştü. Asker aylardan beri aylığını alamıyordu. Bunun, üzerine silahlanan Yeniçeriler ayaklandılar. Bir gece içinde birçok kimseler öldürülerek Sultanahmet’teki çınarın dallarına asıldı. Ertesi sabah, Yeniçeriler atlı ve yaya olarak, köşkün dışında toplandılar. Padişah vezirleriyle köşkün penceresinden göründü. İsyancı başlarından Mehter Hasan Ağa, Şamlı Mehmet ve Karakaş Mehmet kalabalığın içinden bir kaç adım ilerlediler, el bağladılar. Hasan Ağa, kötülüklerin başı olarak, Kızlarağası Behram Ağa’nın, Kapuağası Ahmet ve İbrahim Ağalarla suç ortaklarının öldürülmesini istediler. Çaresiz kalan Padişah, Yeniçerilerin isteklerine uyarak, suçlu oldukları bildirilenlerin idamlarına ferman verdi.

Advertisement

Leave A Reply