Andrey Tarkovski Kimdir?

0

Andrey Tarkovski kimdir? Andrey Tarkovski hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Andrey TarkovskiAndrey Tarkovski; (4.4.1932 – 26.12.1986)

Advertisement

Savras’ta dünyaya gelen Tarkovski, lirik eserleriyle ünlenen şair Arseniy Tarkovski’nin oğluydu. Tarkovski üniversitede müzik, resim, heykeltraşlık, oryantalizm (şarkiyat) ve jeoloji eğitimi gördükten sonra, 1954’te Moskova Devlet Sinema Enstitüsüne başvurdu. Bu okulda 1934’te Sovyet sinemasının son sessiz filmini çeviren, hayranlık duyduğu yönetmen Michail Romm’un öğrencisi oldu.

1962: Savaş Karşıtı Filmi Tarkovski 1960 yılında, Katok i skripka adlı tez çalışmasıyla Sinema Enstitüsündeki eğitimini tamamladı. İki yıl sonra Venedik Film Şenliğinde Altın Aslan ödülünü alan İvanovo Deitsvo (îvan’ın Çocukluğu) adlı ilk uzun metrajlı filmi gösterime girdi. Çaylak yönetmen bu savaş karşıtı filminde savaşın yıktığı bir çocukluğu gözler önüne serdi. İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyet birlikleri on iki yaşındaki İvan’ı yakalarlar. Bir yüzbaşı, ordu için gözcülük yapan İvan’ı okula göndermek ister ama bunu kabul etmeyen çocuk, ailesiyle birlikte Almanların eline düşer. Savaşın getirdiği dehşetin çocuk ruhunda yaptığı değişiklikleri göstermek için Tarkovski yadırgatıcı düş ve fantazi sekansları kullandı.

1969: Sansür Tarkovski’nin bir sonraki filmi Andrey Rublev (1969) ortaçağda yaşamış olan ikona ressamı Andrey Rublev’in yaşamöyküsünü konu almaktadır. Bu film tamamlandıktan sonra Sovyet makamlarınca yasaklandı çünkü bu yapıt -resmi açıklamaya göre- o günkü Rusya’nın deforme edilmiş bir portresini sunmaktaydı. Oysa sansürün gerçek nedeni, filmin dinsel içeriğine ve sanatçının özgürlüğüne ilişkin savunmaya karşı gösterilen bir tepkiydi. Tarkovski bu üç saatlik sinemaskop filmini siyah/beyaz olarak gerçekleştirmekle beraber, Rublev’in ikonalarını gösteren bitiş sahnelerini renkli olarak sundu.

1972: İlk Bilimkurgu Filmi Tarkovski 1972’de çevirdiği Soljaris (Solaris) adlı yapıtıyla Stanislavv Lem’in bilim-kurgu romanını sinemaya uyarlamış oldu. Yönetmenin insanlığın geleceğine ilişkin inancını irdelediği bu filmde bilim adamlarının Solaris adlı gezegeni araştırmaları söz konusudur. Bu gezegen de bilim adamlarını geçmişleriyle karşı karşıya getiren bir plazmayla çevrilidir. Tarkovski bu temel motifi, başrol oyunculann uzun diyaloglarla insanların edindikleri tecrübelerin sınırlarını sorguladıkları, esrarengiz ve çok yönlü yapıtında kullandı.

Advertisement

Serkalo (Ayna) adlı filminde Tarkovski Sovyetler Birliği’nde 1930-75 yıllan arasında yaşanan toplumsal ve tarihsel devrimleri yansıttı. Yıkılmak üzere olan evliliğini kurtarmaya çalışan bir adam çocukluk anılarına boğulur. Son derece simgesel olan bu eserinde Tarkovski kullandığı geriye dönüşlerle ve düş sekanslarıyla zaman kavramını silikleştirdi. Bu yapıtı da sansür makamlarınca fazla “sübjektif’ bulundu. 1979’da bilimkurgu tarzına döndü. Stalker adlı filmde bir bilim adamıyla bir yazar, bir göktaşının çarpmasıyla sözde gizemli güçlere kavuşan yasak bir bölgeye giderler. Bu yolculuk insanın bilinçaltına bir seyahate dönüşür. Çözümlenmesi zor olan bu yapıttaki şiirsel düş dünyalarına çok derin bir pesimizm hakimdir.

1983’ten Sonra: Yurdundan Uzakta Ülkesinin kültürden sorumlu yüksek memurlarıyla sürekli olarak sürtüşmelere giren Tarkovski, 1983 yılında Batı Avrupa’ya yaptığı bir seyahatten yurduna dönmedi. Aynı yıl içinde İtalya’da Nostalghia adlı filmini gerekleştirdi. Bu filmde bir gazeteci, 19. yüzyılda İtalya’da çalışmış olan bir Rus bestecisinin izini sürerken, bu araştırma hayatın manasını anlamaya yönelik bir arayışa dönüşür. Yazar bu yolculuğunda yakında batacak olan dUnya saplantı-sıyla aklını bozmuş ve medeniyeti itham eden tuhaf bir adama rastlar. Çok etkileyici görüntülerin kullanıldığı bu filmin melankolik temel havası, Tarkovski’nin yurduna duyduğu özlemi anlatmaktadır. Kanser hastalığıyla savaşan yönetmen 1989’da son filmi olan Offret’i (Kurban) çevirdi. Bu filmde ıssız bir yere çekilmiş olan İsveçli bir aydın birden bire bir felaket (nükleer savaş) haberiyle allak bullak olur. Ertesi gün, her şeyin eski haline dönmesi koşuluyla, kendini feda etmeye yemin eder. Bu film, ürkütücü atmosferine rağmen, sonunda, bireyin fedakârlık etmesi suretiyle, yeni bir başlangıç olasılığına ilişkin umutları kuvvetlendirir. Tarkovski Paris’te 54 yaşında hayata veda etti.


Leave A Reply