Carl Theodor Dreyer Kimdir?

0

Carl Theodor Dreyer kimdir? Carl Theodor Dreyer hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Carl Theodor DreyerCarl Theodor Dreyer; (3.2.1889 – 20.3.1968)

Advertisement

Kopenhag’da dünyaya gelen Dreyer başlangıçta gazeteci olarak çalıştı. Önceleri yalnız boş zamanlarında senaryo yazan genç, 1912’den sonra tümüyle bu alana yöneldi. Yaklaşık iki düzine film senaryosu yazdıktan sonra Praesidenten (Başkan, 1918) adlı, ilk yönetmenlik denemesi olan filmini çekebilmek için gerekli parasal desteği sağlayabildi.

1920’den Sonra: Stüdyosuz Çalışma Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki ekonomik sefalet yüzünden Danimarka sinema endüstrisi buhranlı bir döneme girince, Dreyer ikinci uzun metrajlı filmini İsveç’te çevirdi. 17. yüzyılda bir kasabada geçen Prastankarı (Papazın Dul Karısı, 1920) adlı filmde, eski geleneklere uyarak, kendisinden önceki papazın dul karısıyla evlenmek zorunda kalan papazın öyküsü anlatılmaktadır. Bu filmi bir atölyesi olmaksızın çeken Dreyer, tabiatı da konusuna kattı. Yönetmenin yakın plan çekimle sunduğu insan yüzüne karşı duyduğu ilgi, burada da sezilmektedir.

1922’den Sonra: Almanya ve Fransa’da Başarılar David Wark Griffith’in Intolerance (Hoşgörüsüzlük, 1916) adlı yapıtından esinlenen Dreyer, 1921’de Blade of satans bog (Şeytanın Kitabından Sayfalar) adlı filmi gerçekleştirdi. Dreyer, kendisine örnek aldığı Amerikalı yönetmenin çalışmasına benzer bir biçimde, dört epizod halinde insanın her zaman kötünün tehdidi altında kalışını göstermektedir. Bunu izleyen iki filmini, Die Gezeichneten’i (1922) ve homoe–tik aşk motifini işlediği Michael’ı (1923) Almanya’da çevirdi.

Du skal aere din hustru (1925) adlı filminde Dreyer konu ve tarz açısından, sıradan insanın alelade bir gününü konu eden o dönemin Fransız sinemasını örnek aldı. Karısı tedavi için evden uzaklaşmışken, hafif bir baskı altında huysuzluğundan vazgeçen despot bir aile reisini örnek alarak, Dreyer, burjuva bir ailenin hayatını göz önüne sermektedir. Bu filmle, kadın haklarını gözetmese de, günlük yaşam kavgasında kendini kanıtlayan kadına övgüler yağdırır.

Advertisement

1928: Jan Dark’ın Tutkusu Dreyer’in komedisi Fransa’da çok tutulunca, bir Fransız film şirketi Dreyer’e ünlü bir kadının yaşamöyküsünü beyazperdede göstermesi için bir öneri getirdi. Dreyer de tarihsel gerçeklere harfi harfine sadık kalarak Jan Dark’ı La passion de Jeanne d’Arc (1928) filmiyle yeniden ele aldı. Uzun metinleri de içeren bu filmin başlıca çekim yöntemleri arasında, başoyuncuların yakın plan çekimleri de yer almaktadır. Bu alanda da olabilecek en gerçek sonuçlara ulaşabilmek için, Dreyer oyuncuları yorgunluktan yıkılıncaya dek zorluyordu. Daha önce kozmetik reklamlarında modellik yapmış olan kadın başoyuncu Maria Folconette, bu filmde sinema tarihinin en parlak performanslarından birini sundu.

1932: Korku Filmi Dreyer L’etrange aventure de David Cray (Vampir) adlı ilk sesli filmiyle 1932’de korku filmi tarzına önemli bir katkıda bulundu. Bu vampir filminin finansmanı, Julian West takma adıyla başrolü de üstlenen, Hollandalı film meraklısı Nicolas de Gunzberg tarafından karşılandı. Sanatsal nitelikleri açısından üstün bir yapıt olmasına karşın, bu film seyirciler tarafından tutulmadı.

Dreyer bir sonraki yapıtını ancak on bir yıl sonra gerçekleştirebildi. Ortaçağda geçen Vredensdag (1943) adlı dram dar kafalılığın sonuçlarını irdelemektedir. Dreyer çok titiz bir kompozisyonla, bir papazın cadı olmasından kuşkulanan bir kadını ardına düşenlerin eline teslim etmesiyle birlikte kendi ailesinin nasıl mahva sürüklendiğini göstermektedir.

1945’ten Sonra: Ticari Sinemaya Veda Etmesi Dreyer ticari sinemaya ödün vermeye yanaşmayınca savaştan sonra topu topu üç film çevirebildi. Hristiyanlığın değişik yorumlarını irdelediği Ordet (Söz, 1954) adlı filmi, bunların içinde en çok tanınanıdır. Stüdyo kulisleri kullanılmaksızın küçük bir köyde çekilen bu film Venedik Film Festivalinde 1955’te Altın Aslan ödülünü aldı. Dreyer’in filmlerinden kazandığı parayla geçinmesi mümkün olmadığından, Danimarka hükümeti 50’li yılların sonunda kendisini devlete ait bir sinemanın işletmeciliğiyle görevlendirerek maaşa bağladı. Dreyer’in Gerimde (1964) adlı son yapıtı, kendisine yüklenmek istenen rollerden hiçbirini kabul etmek istemeyen kadının direnişini işlemektedir. En çok gerçekleştirmek istediği projesi, tsa ile ilgili bir filmi Dreyer ne yazık ki gerçekleştiremedi. Gerekli parasal yardım için devletten tahsisat çıktıktan kısa bir müddet sonra, Dreyer 79 yaşında Kopenhag’ta öldü.


Leave A Reply