Dünyanın Atmosferi Ne İşe Yarar? Dünyada Atmosferin Önemi ve Görevleri

0

Dünyamızı çevreleyen atmosfer neden gereklidir, ne işe yarar? Tüm canlılar için atmosferin önemi ve görevleri nelerdir, hakkında bilgi.

Dünya atmosferini oluşturan koruyucu gaz tabakası olmasaydı, güneş sisteminin zorlu koşulları gezegeni ay gibi çorak, cansız bir kabuk haline getirirdi. Dünya’nın atmosferi, sıcaklık sağlayarak ve zararlı güneş ışınlarını emerek gezegenin sakinlerini korur ve besler. Atmosfer, canlıların hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu oksijen ve karbondioksiti içermesinin yanı sıra, güneş enerjisini hapseder ve uzayın birçok tehlikesini engeller.

Advertisement
Dünya

Kaynak: pixabay.com

Sıcaklık

Atmosferin sağladığı en önemli faydalardan biri, Dünya’nın sıcaklığını korumaktır. Koruyucu atmosferi olmayan ayda, sıcaklıklar güneşte 121 santigrat derece (250 Fahrenhayt derece) ile gölgede negatif 157 santigrat derece (negatif 250 Fahrenhayt derece) arasında değişebilir. Bununla birlikte, Dünya’da atmosferdeki moleküller, güneş gelirken güneş enerjisini emer ve bu sıcaklığı gezegene yayar. Moleküller ayrıca yüzeyden yansıyan enerjiyi yakalayarak gezegenin gece tarafının çok soğumasını önler.

Radyasyon

Atmosfer, radyasyona ve kozmik ışınlara karşı koruyucu bir kalkan görevi görür. Güneş, güneş sistemini ultraviyole radyasyonla bombalar ve korumasız olarak bu radyasyon cilde ve gözlere ciddi zararlar verebilir. Dünya atmosferindeki yüksek ozon tabakası, bu radyasyonun çoğunun yüzeye ulaşmasını engelliyor. Yoğun moleküler gaz katmanları ayrıca kozmik ışınları, gama ışınlarını ve x-ışınlarını emerek bu enerjik parçacıkların canlılara çarpmasını ve mutasyonlara ve diğer genetik hasarlara neden olmasını engeller. Güneşin zararlı çıktısını büyük ölçüde artırabilen bir güneş patlaması sırasında bile, atmosfer zararlı etkilerin çoğunu engelleyebilir.

Fiziksel Koruma

Güneş sistemi geniş ve boş bir yer gibi görünebilir, ancak gerçekte, gezegen oluşumundan veya asteroit kuşağındaki çarpışmalardan arta kalan enkaz ve küçük parçacıklarla doludur. NASA’ya göre, her gün 100 tondan fazla uzay enkazı, çoğunlukla toz ve küçük parçacıklar şeklinde Dünya’ya çarpıyor. Bununla birlikte, Dünya’nın atmosferini oluşturan moleküllerle karşılaştıklarında, ortaya çıkan sürtünme onları yere ulaşmadan çok önce yok eder. Daha büyük meteorlar bile atmosfere girişin stresleri nedeniyle parçalanabilir ve bu da felaket olabilecek meteor çarpmalarını inanılmaz derecede nadir bir olay haline getirir. Atmosferin fiziksel koruması olmadan, Dünya’nın yüzeyi, çarpma kraterleriyle dolu Ay’ınkine benzerdi.

yagmur

Kaynak: pixabay.com

Hava ve Su

Atmosfer ayrıca suyun hareketi için bir ortam olarak önemli bir amaca hizmet eder. Buhar okyanuslardan buharlaşır, soğudukça yoğunlaşır ve yağmur olarak düşer, kıtaların normalde kuru olan bölgelerine hayat veren nem sağlar. ABD Jeolojik Araştırmasına göre, Dünya’nın atmosferi herhangi bir zamanda yaklaşık 12.900 kübik kilometre (3.100 kübik mil) değerinde su tutar. Bir atmosfer olmadan, basitçe kaynayarak uzaya gidecek ya da gezegenin yüzeyinin altındaki ceplerde donmuş halde kalacaktı.

Advertisement

Ozon Tabakasının Önemi

Oksijen gazı molekülleri, morötesi ışınları emdiğinde atomlarına ayrılır. Bu atomların üçü, tekrar yeni bir düzende birleşerek, keskin kokulu, mavi renkli ozon (O3) gazını oluşturur.

Bugün atmosferimizi en dıştan saran ozon tabakası, fotosentez sonucu çıkan oksijenden, bu biçimde oluşmuş olmalıdır. Ozon gazı güneşten gelen yüksek enerjili ışınların hemen hemen hepsini emer. Böylelikle canlılar bu ışınların yapacağı zararlardan kurtulur. Bu tabaka oluşmadan önce canlılar su içinde yaşamakta ve su onları bu ışınlardan korumakta idi. Ozon tabakasının kalınlaşmasıyla karalarda da canlıların yaşamasına olanak doğdu. Bu yüzden ozon tabakasının oluşumu, “canlıların sulardan karalara dağıtmasını sağlamıştır”, diyebiliriz.

Bir hipoteze göre ozon tabakasının oluşması ve atmosferde oksijen gazının birikmesi zamanımızdan 600 milyon yıl önce başlamış, 400 milyon yıl önce de tehlikeli morötesi ışınlarını soğurabilecek kadar kalınlaşmıştır. Bundan sonra canlılar sulardan karalara geçip karalarda da yaşamaya başlamışlardır.

Atmosferdeki oksijen oranının artmasına koşut olarak, o zamana kadar oksijensiz solunum (fermentasyon) yapan canlılar, oksijenli solunum yaparak daha çok enerji kazanmaya başlamışlardır.

600 milyon yıldan önce yaşamış canlıların fosilleri ilkel, 600 – 400 milyon yılları arasındaki zaman kesitinde yaşamış canlıların fosilleri ise oksijenli solunum yapmaya başladıklarından daha karmaşıktırlar. Bu zaman aralığına bu yüzden “biyolojik bir patlama devri” denir.

Advertisement


Leave A Reply