Ermeni Sorunu Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Ermeni sorunu nedir? Ermeni sorununun nedenleri ve tarihteki yeri, sonucunda imzalanan antlaşma ve hakkında bilgi.

Ermeni Sorunu

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren Osmanlı tebaası olan Ermeniler hiç bir dini ve ırki baskıyla karşılaşmamışlar, hatta İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’daki ilk Ermeni Patrikhanesini Fatih açmıştı. Fatih’le başlayan bu uygulama 19. yüzyıla kadar devam etti.

Ermeniler, ülkenin her tarafına yayılmışlar belli bir bölgede toplanmamışlardı. O nedenle de hiçbir yerde çoğunluğa erişememişlerdi.

Ermeniler, kendilerine tanınan ayrıcalıklar sayesinde Osmanlı Devleti’nde önemli kademelerde görev almışlardı.

Advertisement

Osmanlı Devleti’nde millet-i sadıka (sadık millet) olarak adlandırılıyorlardı. Ermeniler ilk kez Rusya’nın kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti’ne karşı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda isyan ettiler. Ermeni çeteleri Rus ordusuyla birlikte hareket ettiler. Bu savaşın sonunda yapılan Berlin Antlaşmasında yer alan “Doğu Anadolu’da Ermenilerin azınlık halinde yaşadıkları yerlerde ıslahat yapılacaktır” ibaresi ile Ermeni sorunu, uluslararası bir sorun haline geldi. Bu madde nedeniyle Avrupa devletleri, Ermenileri kullanarak Osmanlı Devleti’nin içişlerine müdahale etme hakkını elde ettiler.

Rusya’nın Boğazlar yoluyla sıcak denizlere ulaşması Avrupalı devletler tarafından engellenmekteydi. Bunun üzerine Rusya, sıcak denizlere ulaşmak için Doğu Anadolu topraklarını hedef olarak belirlemişti. Bu nedenle Rusya, Doğu Anadolu üzerinden sıcak denizlere ulaşmak amacıyla Ermenileri kullanmaya başladı.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ermeni çeteleri Ruslarla bir olup Batum, Kars ve Ardahan’ı işgal ettiler. Rus propagandasının etkisiyle, Ermeni ayaklanmalarını örgütlemek üzere 1887’de İsviçre’de Hınçak ve 1889’da Rusya’da Taşnak Ermeni komiteleri kuruldu. Bu komiteler, Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurulmasını sağlamak için propagandaya başladılar. Rusya’nın Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki etkinliğinin artmasından endişe duyan İngiltere, sömürgelerine yakın olan bu bölgedeki Rus etkisini engellemek için; Rusya’ya bağlı bir Ermenistan yerine bağımsız Ermenistan Devleti’nin kurulmasına yönelik bir politika izledi. Fransa da Ermenileri destekleyen bir politika izledi.

Ermeni komiteleri ilk defa 1890 yılında, Erzurum ve Adana’da isyanlar çıkardılar. 1893’te Merzifon’da güvenlik güçlerine ateş ettiler. 1894’te İstanbul’da bir yürüyüş düzenlediler ve bu sırada Babıali’ye baskın düzenlediler.

Advertisement

1892-1895 yılları arasında Kayseri, Yozgat, Çorum, Merzifon, Zeytun ve Sasun’da ayaklanmalar çıkardılar.

1896 yılında İstanbul’daki Osmanlı Bankası’nı ele geçirip, olay çıkardılar. II. Abdülhamid’e suikast düzenlediler.

Ermeniler tarafından çıkarılan bu olaylar Osmanlı Devleti tarafından bastırdı. Fakat bu durum Rusya tarafından dünya kamuoyuna, ‘Ermenilerin katledildiği’ şeklinde duyuruldu. Bunun üzerine, Avrupa’dan gelen bir heyet, olayları inceleyerek Ermenilerin katledildiği haberinin asılsız olduğunu açıkladı.

İngiltere, Fransa, Avusturya ve Rusya, Berlin Antlaşması’nın Ermenilerle ilgili maddesine dayanarak Osmanlı Devleti’ne karşı baskılarını arttırdılar.

Advertisement

Sonunda Osmanlı Devleti 1895’te ıslahatlar konusunda bir kararname hazırlayarak ıslahat programını uygulamaya başladı.

Ermeniler bedel ödedikleri için askerlik yapmıyor, ticaret, sanat, bankerlik veya kuyumculuk gibi geliri yüksek işleri yapıyorlardı. Bu nedenle ekonomik bakımdan iyi bir durumdaydılar.

1914 yılına Ermeniler, Adana ve Dörtyol’da Müslüman mahallelerine saldırarak yeniden ayaklandılar. Osmanlı Devleti bu isyanı bastırdı. Fakat Mısır’a kaçan Ermeni Piskopos, Avrupa kamuoyunu Osmanlı Devleti aleyhine kışkırttı. Bu sırada Osmanlı Devleti’nde hükümetteki ittihat ve Terakki Partisi’nin çalışmaları sonucunda 1914’te Rusya ile Ermenilere yapılacak ıslahatları kapsayan bir antlaşma yapıldı. Böylece Ermeni meselesi, Berlin Antlaşmasıyla kazandığı uluslararası durum yerine yalnızca Osmanlı Devleti ve Rusya’yı ilgilendirecek bir duruma ulaştırılmak istendi. Çünkü antlaşmadaki hükümler, yalnızca Osmanlı Devleti ile Rusya’yı ilgilendirmekteydi.

Bu dönemde, Avrupalı devletler, artık parçalanmasına kesin gözüyle baktıkları Osmanlı topraklarını paylaşma tasarılarıyla ilgilenmekteydiler. Bu tasarılarda Doğu ve Kuzey-Doğu Anadolu, Rusya’nın payı olarak görülüyordu.

Advertisement

I. Dünya Savaşı sırasında Ruslar, Kafkaslardan Osmanlı Devleti’ne saldırdıklarında Rus ordusunda çok sayıda gönüllü Ermeni birlikleri vardı. İtilaf Devletleri’nin kendi aralarında imzaladıkları gizli anlamalarda Doğu Anadolu Rusya’ya bırakılmıştı.

Rusların Doğu Anadolu’da yaşayan Ermeni vatandaşlarını kışkırtması ihtimaline karşı İttihat ve Terakki Partisi Hükümeti, 1915’te Ermeni Tehcir Kanunu’nu kabul etti. Bu kanun gereği, Doğu Anadolu’daki Ermeniler yine Osmanlı Devleti’ne ait olan Suriye topraklarına göç ettirilerek yerleştirildiler.

Rusya, 1917’deki Bolşevik ihtilali sonrasında yenilgiyi kabul ederek I. Dünya Savaşı’ndan çekilince İtilaf Devletleri Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulması fikrini desteklediler. Bundan destek alan Ermeni gönüllü birlikleri Doğu Anadolu’da katliamlar yapmaya başladılar. Kazım Karabekir komutasındaki TBMM’ye bağlı birlikler, Ermenileri bu bölgeden çıkararak Ermenistan ile Gümrü Antlaşması’nın imzalanmasını sağladılar. Bu antlaşma ile, Ermenistan Doğu Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu kabul etti.

Advertisement

Leave A Reply