Genel Haciz Yoluyla Takipte Ödeme Emri

0

Genel haciz yoluyla takipte ödeme emri nedir, nasıl yapılır? Ödeme emrinin gerçekleşmesi, ödeme emrine itiraz hakkında bilgi.

hukuk

Advertisement

Genel Haciz Yoluyla Takipte Ödeme Emri

Ödeme Emri

> Takip talebini alan icra dairesi, en geç 3 gün içinde bir ödeme emri düzenleyerek borçluya göndermelidir. Alacaklının takip talebinde bulunmasıyla icra dairesi tarafından borçluya gönderilen ödeme emrinde, kabaca borçluya, hakkında başlatılan icra takibi ile ilgili hakları ve yükümlülükleri bildirilir.

> İcra müdürü takip talebinden sonra gerçekten böyle bir borç olup olmadığını, borcun vadesinin gelip gelmediğini, zaman aşımı olup olmadığını, bu borçla ilgili daha önceden bir takip başlatılıp başlatılmadığını “incelemeksizin” borçluya bir ödeme emri göndermek zorundadır. Yani icra müdürünün takip talebinde belirtilen borç ile ilgili inceleme yapma yetkisi yoktur, ödeme emrini düzenlemek ve borçluya göndermek zorundadır.

> “Ödeme emri, icra takibinde borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinden birincisidir, icra dairesinin icra takip işlemleri ödeme emri ile başlar ve ödeme emri bundan sonraki icra takip işlemlerinin ön şartıdır.”

> Ödeme emrinin borçluya tebliğinden sonraki 7 gün içinde borçlu ödeme emrine itiraz etmezse yahut itiraz eder de itirazı hükümden düşürülürse (itirazın iptali – itirazın kaldırılması) ödeme emri kesinleşmiş olur. Ödeme emrinin kesinleşmesiyle icra takibinin sonraki safhalarına geçilebilir. Ödeme emri kesinleşmeden haciz safhasına geçilemez. Ödeme emri gönderilmeden, borçluya itiraz hakkı tanınmadan icra takip işlemlerine devam edilmesi halinde, borçlu şikayet yoluna başvurabilir.

Advertisement
> Ödeme emrinin içeriğinde şu hususlar bulunmalıdır (İİK 60. madde):

***Takip talebindeki tüm kayıtlar
***Borcun ve masrafların 7 gün içinde ödenmesi gerektiği
***Borcun tamamına yahut bir kısmına (kısmi itiraz), eğer varsa senetteki imzanın kendisine ait olmadığına yönelik itiraz edebileceği
***Ödeme emrine itiraz edilmezse 7 günlük süre içinde mal beyanında bulunması gerektiği, mal beyanında bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı, hakikate aykırı mal beyanında bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı
***Belirtilen sürede borç ödenmez yahut itiraz edilmezse icra takibine devam olunacağı (ödeme emrinin kesinleşeceği) hususları
***icra müdürünün imzası ve mührü

Yukarıdaki ödeme emrinin içeriğinin GHT’ye ait olduğu unutulmamalıdır. Yani takip yollarına göre ödeme emrinin içeriğinin de değiştiği unutulmamalıdır.

Ödeme emri icra dairesi tarafından üç nüsha halinde düzenlenir. Nüshalardan birisi borçluya tebliğ olunur, diğeri icra dosyasına konulur ve sonuncusu alacaklı isterse ona verilir. İcra takibi birden fazla müşterek borçluya karşı yapılıyorsa, her borçlu için ayrı bir ödeme emri düzenlenir. Ödeme emri ve takibe ilişkin belgelerin borçluya gönderilen ödeme emrine eklenmesi zorunludur, aksi takdirde borçlunun şikayeti üzerine ödeme emri iptal edilir.

NOT

Ödeme emrinin, sonuçlarını “borçluya tebliğ edilmek” ile doğurduğu unutulmamalıdır. Yani ödeme emri sonuçlarını tebliğ ile doğurur. Ödeme emrinin tebliği usulsüz ise ödeme emri borçlunun usulsüz tebligatı öğrenmiş olduğu tarihte tebliğ edilmiş sayılır.

> Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçlu ödeme emrine itiraz etmezse ve borcunu ödemezse ödeme emri kesinleşir ve icra takibine devam olunur. Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden sonra borcu olduğunu kabul eder; ancak ödeme yapmazsa yahut hiçbir işlem yapmazsa ödeme emri kesinleşecektir.

Advertisement

> Ödeme emri kesinleştikten sonra borçlunun, ödeme emrine karşı başvurabileceği kanuni yollar şunlardır:51

***Şikayet: Şikayet hatırlanacağı üzere 7 günlük süreye tabidir. Bu nedenle borçlu ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra (kendisine tebliğinden 7 gün geçmiştir) sadece şikayetin süreye tabi olmadığı hallerde (hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz sürüncemede bırakılması, icra dairesinin kamu düzenine aykırı işlemleri) şikayet yoluna başvurabilir.
***Gecikmiş itiraz (İtiraz başlığı altında ileride değinilecektir.)
***İcra takibinin iptal ve taliki
***Menfi tespit ve istirdat (geri isteme) davaları

Ödeme Emrine İtiraz

> Bir önceki bölümde de bahsedildiği üzere alacaklının, alacak hakkına kavuşmak için takip talebi ile icra dairesine başvurması üzerine icra dairesi en geç 3 gün içinde bir ödeme emri düzenleyerek borçluya gönderir. Ödeme emrinde borçluya, hakkında başlatılan icra takibi ile ilgili yükümlülükleri (borcun ödenmesi, mal beyanında bulunma) ve hakları (itiraz) bildirilir.

> Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliği ile 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz edebilir. Borçlunun ödeme emrine itirazı ile icra takibi kendiliğinden durur, bu arada itirazın icra takibine etkisi çok önemlidir, icra dairesi itirazın sebeplerini araştıramaz, bu nedenle usulüne uygun yapılan itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur.

> Borçlunun itirazının geçerli olabilmesi için usulüne uygun yapılmış olması gereklidir. İtirazın geçerlilik şartları şunlardır:

Advertisement

***Ödeme emri tebliğ edilmiş olmalıdır.

***İtiraz iradesi beyan edilmiş olmalıdır. Borçlu itiraz etmek istediğini icra dairesine bildirmelidir. Borçlu itiraz süresi içinde (7 gün) itiraz sebeplerini değiştirme ve genişletme hakkına sahiptir. Borçlu itiraz sebeplerini bildirmek zorunda değildir. İtiraz ediyorum demesi kafidir.

***İtiraz edebilme ehliyeti olmalıdır. Borçlu takip ehliyetine sahip olmalıdır, takip ehliyetine sahip değilse itiraz borçlunun kanuni temsilcisi tarafından yapılmalıdır.

***İtiraz süresi içinde (7 gün) yapılmış olmalıdır. Süresi geçtikten sonra yapılan itiraz geçersizdir.

***Borçlunun tebliğ giderini ödeme zorunluluğu yoktur. Yani borçlunun itiraz ettiğinin alacaklıya bildirilmesi için gerekli olan tebliğ giderlerinin borçlu tarafından ödenmesi zorunlu değildir.

Advertisement

Yukarıda sayıları itirazın geçerlilik nedenleri borcun tamamına itiraz edilmesi hali için geçerlidir. Eğer borcun tamamına değil de bir kısmına itiraz edilmişse yukarıdaki şartlara ilaveten borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, borcun ne kadarına itiraz ettiğini de belirtmelidir. Borcun itiraz edilen kısmı belirtilmezse itiraz hiç yapılmamış sayılır. Mesela kendisi hakkında 5000 TL’lik bir alacak için takip başlatan borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde borcunun ne kadarına itiraz ettiğini açıkça belirttiği bir itirazda bulunmalıdır. Borçlu, 5000 TL’lik borcun 2000 TL’lik kısmını daha önce ödediğini iddia ediyorsa, borcun 2000 TL’lik kısmına itiraz ettiğini belirtmelidir.

> İtirazın sebepleri farklılık gösterebilmektedir ve itiraz sebepleri çeşitli açılardan sınıflandırılabilmektedir. itiraz sebepleri ilkin takip hukukundan ve maddi hukuktan kaynaklanmasına göre sınıflandırılmaktadır:

> Maddi hukuktan kaynaklanan itiraz sebepleri:

Maddi hukuk ile kastedilen itirazın icra dairesinin işlemleri ile ilgili olmamasıdır. Maddi hukuktan kaynaklanan itirazlar daha çok medeni hukuk, borçlar hukuku, ticaret hukuku gibi hukuk dallarının hükümlerinden kaynaklanır. Burada borçlu daha çok alacaklı ile aralarındaki borç ilişkisine ilişkin itirazlarda bulunur.

Borçlu böyle bir borcu olmadığını, borcun talep edildiği miktar kadar olmadığını, alacağı doğuran sözleşmenin geçersiz olduğunu, alacağın vadesinin gelmediğini, borcun önceden ödendiğini, borcun zamanaşımına uğradığını, alacağın taliki bir şarta bağlandığını, alacaklı ve borçlu sıfatlarının bulunmadığını iddia ettiğinde maddi hukuktan kaynaklanan itiraz sebeplerine dayanmış olur.

> Yukarıda sayılan sebeplerin tümünün “alacaklı-borçlu ilişkisine ve borca dair” olduğuna dikkat edilmelidir.

Advertisement

Takip hukukundan kaynaklanan itiraz sebepleri:

Takip hukukuna dayanan itiraz sebepleriyse daha çok borçlunun “alacaklının takip yapma yetkisine dair”dir.

Alacaklının aynı borç için daha önce bir takip başlattığı ve bunun da devam ettiği (derdestlik), yetki itirazı (icra dairesinin yetkisine), hakkında borç ödemeden aciz belgesi verilmiş borçlunun henüz yeni mal iktisap etmediği, alacak miktarının muayyen (belirli) yani likit olmadığı, alacaklının bir sözleşme ile icra takibi yapma hakkından vazgeçmiş bulunduğu, alacaklının konkordato ile alacak hakkının bir kısmından vazgeçmiş bulunduğu gibi hususlar hep takip hukuku ile ilgili itirazlardır.

> İtiraz sebepleri ileri sürülüş bakımından yine ikiye ayrılmaktadır: İmzaya itiraz ve borca itiraz.

İmzaya itiraz:

Alacaklının adi bir senede dayanarak icra takibi yapmış olması halinde, borçlunun senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki itirazına imzaya itiraz denir. Borçlu imzaya itiraz ettiğini açıkça belirtmelidir.55 Burada borçlunun imzaya itiraz ettiğini belirtmesi çok önemlidir; çünkü eğer bunu bildirmezse adi senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır. İmzaya itiraz halinde icra takibi kendiliğinden durur. İcra takibinin devam etmesi için, alacaklının, itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Borçlunun imzaya itiraz etmiş olması halinde, alacaklı itirazı hükümden düşürmek için itirazın geçici kaldırılması yoluna başvurabilir.

> Borçlu yalnızca adi senede dayanan bir takipte imzaya itirazda bulunabilir. Yani borçlu, imzası noterlikçe tasdik edilmiş bir senet altındaki imzaya itiraz edemez. Borçlu imzanın sahteliği iddiasıyla dava açmalıdır. Borçlu buna rağmen imzası noterlikçe tasdikli bir senetteki imzaya itiraz etmişse bu itiraz imzaya değil borca itirazdır. Takip resmi dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun verdikleri bir belgeye dayanıyorsa bu belgede borçlunun imzası bulunmayacağından imza itirazı da söz konusu olmaz. Yine senetsiz alacağa dayanan takiplerde, senet olmadığından imza itirazı söz konusu olmaz. Bu nedenle adi senede dayanan icra takibi ile imzaya itirazın geçici kaldırılmasını hep birlikte düşünmek gereklidir.

Advertisement
Borca itiraz:

İmzaya itiraz dışında kalan bütün itiraz sebepleri borca itiraz kapsamında yer alır. Borcun daha önceden ödendiği, takas, zamanaşımı, borcun müeccel olduğu, borcun şarta bağlandığı, icra dairesinin yetkisiz olduğu (yetki itirazı), sıfat itirazı hep borca itiraz kapsamındadır. Borca itiraz sebepleri, borçlunun böyle bir borcu olmadığına yönelik iddialarından oluşur.

***Borcun önceden ödendiği: Hakkında icra takibi başlatılan borçlunun takip konusu borcu önceden ödediğine yöneliktir.

***Takas: Birbirlerine aynı cinsten ve muaccel borcu olan iki kişinin borçlarını birbirlerinden olan alacaklarına saymak suretiyle ödemeleridir. Borçlu takas yoluyla borcunu ödediğini iddia ederek borca itiraz etmektedir.

***Borcun müeccel olduğu: Borcun henüz vadesinin gelmediği, dolayısıyla da alacaklının vadesi gelmeden bir borcu talep edemeyeceğine yönelik yaptığı itirazdır.

***Borcun şarta bağlandığı: Borçlu kendisinden icra takibiyle talep edilen borcun belli bir şarta bağlı olduğu ve bu şartın da gerçekleşmediği iddiasıyla itiraz etmektedir.

Advertisement

***Yetki itirazı: Ödeme emrini gönderen icra dairesinin, yetkili icra dairesi olmadığından hareketle yapılan itirazdır.

***Sıfat itirazı: Borçlunun alacaklının alacaklı sıfatına sahip olmadığını iddia ederek yaptığı itirazdır.

> İtirazın yapılmasında tabi olunan usul de önemlidir:

***İtiraz kural olarak, ödeme emrinin gönderildiği icra dairesine yapılmalıdır. Ancak itiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir (İİK. m.62). İtiraz kesinlikle icra dairesine yapılmalıdır, icra mahkemesine yapılan itiraz geçersizdir.

***İtiraz yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir; sözlü olarak yapılan itiraz icra tutanağına geçirilir.

Advertisement

***itiraz borçlu tarafından doğrudan icra dairesine müracaat ile yapılabildiği gibi posta ve telgraf yoluyla da yapılabilir.

***Ödeme emrine itiraz eden borçludan harç alınmaz, itiraz harca tabi değildir. İtiraz eden borçluya, itiraz ettiğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. Borçlunun itirazı alacaklıya bildirilir.

> İtiraz-kural olarak ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. Süresi içinde yapılmayan itiraz geçersizdir, icra dairesi müdürü itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden gözetmelidir. Ancak icra ve iflas hukukunda borçlunun itiraz süresini elinde olmayan nedenlerle geçirmiş olması halinde, borçluya itiraz konusunda bir fırsat daha tanınmıştır. Bu müesseseye gecikmiş itiraz denir.

Gecikmiş İtiraz

> Borçlunun kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içinde (7 gün) itiraz edememiş olması halinde, engelin kalkmasıyla 7 günlük süre dolmuş da olsa yapabildiği itiraza gecikmiş itiraz denir. Burada dikkat edilmesi gereken husus borçlunun 7 günlük süre geçmiş de olsa itirazda bulunabilmesidir.

> Borçlu itiraz süresini iradesinin dışında gelişen bir engel nedeniyle kaçırmış olmalıdır. Borçlunun engeli (mazereti) olarak şu hususlar kabul edilmiştir:

Advertisement

***Borçlunun ağır hastalığı: Borçlu ödeme emrinin tebliğinden sonra itirazda bulunamayacak denli hasta olmasından dolayı 7 gün içinde itirazda bulunamamışsa hastalık engelinin kalkmasından itibaren en geç 3 gün içinde gecikmiş itirazda bulunabilir.

***Olağanüstü haller: Borçlu yangın, sel, deprem gibi afetler nedeni ile süresi içinde itiraz hakkını kullanamamışsa, engelin kalkmasından itibaren 3 gün içinde gecikmiş itirazda bulunabilir.

***Tebligat tarihinde tebligat adresinde bulunmama: Borçlu, ödeme emri adresine tebliğ edildiğinde tebligat adresinde değilse, tebligatı öğrenmesinden itibaren 3 gün içinde gecikmiş itirazda bulunabilir. Tebligat konusundan hatırlanacağı üzere, tebligat borçlunun adresinde bulunan birisine (eşi, hizmetçisi vs.) yapılabiliyordu. Böyle bir durumda borçlu, tebligattan mesela yurt dışında olması gibi bir nedenle 7 gün geçtikten sonra haberdar olursa tebligatı öğrenmesinden itibaren 3 gün içinde gecikmiş itirazda bulunabilir.

> Gecikmiş itiraz, normal itirazdan farklı olarak icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İcra mahkemesi gecikmiş itirazı basit yargılama usulüne göre inceler. icra mahkemesi gecikmiş itiraz nedenlerini yerinde görürse icra takibinin durmasına karar verir. Eğer icra mahkemesi gecikmiş itirazın icra takibini durdurmasına karar verirse, alacaklı itirazın hükümden düşürülmesini sağlamak zorundadır. İcra mahkemesi, gecikmiş itirazı reddederse icra takibine kalındığı yerden devam olunur.

c. İtirazın Etkisi

> Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi ile icra takibi kendiliğinden durur. Alacaklının, itirazın hükümden düşürülmesini sağlamasına kadar (itirazın kaldırılması-itirazın iptali davası) borçlu hakkında hiçbir icra takip işlemi yapılamaz. Borçlunun itirazında haklı olup olmadığının araştırılmasına girişilmeden, icra takibi itiraz ile kendiliğinden durur, itirazın haklılığı ise itirazın hükümden düşürülmesi için alacaklının yapacağı müracaat ile olur.

Advertisement

> Borçlu, borcun bir kısmına itiraz etmişse icra takibi borcun itiraz edilen kısmı için durur.

> Gecikmiş itiraz ise icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Gecikmiş itirazda belirtilen mazeret nedeni icra mahkemesince kabul edilirse icra takibi durur.

Ödeme emrinde belirtilen hususlardan birisi de borçlunun mal beyanında bulunmasıdır. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse mal beyanında bulunmak zorunda değildir. İtiraz üzerine alacaklı yapacağı başvuru ile itirazı hükümden düşürürse ödeme emrinin kesinleşmesiyle borçlu mal beyanında bulunmak zorunda kalır.

d. İtiraz ile Şikayet Arasındaki Farklar

> İtiraz ile şikayet birbirlerinden farklı müesseselerdir. itiraz daha çok maddi hukuktan kaynaklanan sebepler ile ilgilidir. Yani borçlu, itirazda alacak hakkına ya da alacaklıya karşı başvuruda bulunur. Şikayet ise daha çok icra iflas hukukundaki hükümlerin icra dairesi tarafından uygulanmaması, geç uygulanması veya yanlış uygulanması nedeniyle başvurulan bir yoldur. Özetle itiraz alacaklı ve alacak hakkına karşı, şikayet ise icra dairesi işlemlerine karşı başvurulabilen bir yoldur.

> İtiraz ve şikayetin tabi olduğu usuller açısından da bazı farklılıklar vardır. Bu farklılıklar şunlardır:

Advertisement

***Şikayet icra mahkemesine yapılır, itiraz icra dairesine yapılır.

***Şikayet ve itiraz 7 günlük süreye tabidir. Ancak itiraza ilişkin süre tebliğ ile başlarken şikayet süresi öğrenme ile başlar. Yine şikayetin bazı durumlarda süreye tabi olmadığı da unutulmamalıdır.

***İtiraz icra takibini kendiliğinden durdurur. Şikayet ise icra takibini kendiliğinden durdurmaz.

***İtiraz yalnızca borçlunun başvurabileceği bir yoldur. Şikayete ise icra dairesinin usulüne aykırı işlem ve eylemlerinden zarar gören borçlu, alacaklı ve üçüncü kişiler başvurabilir.

***İtirazın tarafları borçlu ve alacaklıdır. Şikayette ise taraflar borçlu, alacaklı, üçüncü şahıslar (şikayette bulunan) ile icra ve iflas daireleridir (şikayet olunan).

Advertisement

***İtiraz süresinin dolması halinde gecikmiş itiraz yoluna başvurulabilir. Ancak şikayet süresi dolduktan sonra şikayet yoluna gidilemez.

e. İtirazın Hükümden Düşürülmesi

> Alacaklının takip talebi ile icra dairesine başvurması neticesinde başlayan icra takibi, icra dairesinin borçluya ödeme emri göndermesiyle devam etmektedir. Borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi halinde ödeme emri kesinleşecek ve icra takibinin bir sonraki aşaması olan haciz safhasına geçilecektir. Ancak yukarıda da ayrıntılı bir şekilde ele alındığı üzere borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde icra takibi kendiliğinden durur. Bu durumda icra takibinin devam edebilmesi için alacaklının, itirazın hükümden düşürülmesini sağlaması gerekir. Alacaklının itirazın hükümden düşürülmesi için başvuracağı yollar itiraz nedenine ve alacaklının tercihine göre değişiklik gösterir.

> Borca itiraz edilmiş olması halinde, alacaklı itirazın kesin kaldırılması ve itirazın iptali davası yollarına başvurabilir. Borçlunun imza itirazında bulunması halindeyse alacaklı itirazın geçici kaldırılması yoluna başvurabilir. İcra iflas hukukunda borca itiraz olması halinde itirazın iptali davası açmanın yanında, alacaklıya itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurma hakkı da tanınmıştır. Bu durumda borçlunun borca itiraz etmesi halinde, alacaklı itirazın iptali davası açma ve itirazın kaldırılması talebinde (kesin kaldırılma) bulunma gibi iki yola başvurabilir. Bunun nedeni itirazın iptali davasının, bir dava olmasından dolayı sonuçlanmasının zaman alabilmesidir. İtirazın kesin kaldırılması ise daha çabuk neticelenen bir yol olmasından dolayı daha süratlidir; burada amaç alacaklının alacak hakkına kavuşmasını çabuklaştırmaktır.


Leave A Reply