Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır
    • PHP2Shell Son Durum: Kritik PHP Açıkları Aktif Saldırılarda Kullanılıyor
    • Atatürk’ün Kültür, Eğitim ve Sanata İlişkin Görüşleri
    • Mustafa Kemal Atatürk’ün Sosyal Bilimlere Katkısı
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » İngilizce » İngilizce Düzensiz Fiiller Listesi, Açıklamaları, Anlamları ve Okunuşları
    İngilizce

    İngilizce Düzensiz Fiiller Listesi, Açıklamaları, Anlamları ve Okunuşları

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM14 Ağustos 2025Updated:14 Ağustos 2025Yorum yapılmamış11 Mins Read

    İngilizcede en çok kullanılan düzensiz fiiller (irregular verbs), bu fiillerin ikinci ve üçüncü halleri, türkçeleri ve okunuşları.

    İngilizce Düzensiz Fiiller Listesi, Açıklamaları, Anlamları ve Okunuşları

    1. Giriş: Düzensiz Fiiller Nedir ve Neden Önemlidir?

    İngilizce öğrenirken karşılaşılan en temel zorluklardan biri düzensiz fiillerdir (irregular verbs).
    Bu fiiller, geçmiş zaman (past tense) ve geçmiş zamanın üçüncü hâli (past participle) oluşturulurken düzenli fiillerdeki gibi sonuna “-ed” eklenmez. Bunun yerine, her fiilin kendi özel çekim biçimleri vardır.
    Örneğin:

    • go – went – gone (gitmek)

    • see – saw – seen (görmek)

    Düzensiz fiiller konuşma, yazma, dinleme ve okuma becerilerinin hepsinde kullanılır. Dolayısıyla, bu fiilleri bilmek, İngilizce seviyenizi doğrudan yükseltir. Özellikle sınavlarda (YDS, TOEFL, IELTS), iş görüşmelerinde ve günlük konuşmalarda büyük avantaj sağlar.

    2. Düzensiz Fiillerin Özellikleri

    Düzensiz fiillerin bazı belirgin özellikleri vardır:

    1. Standart “-ed” kuralına uymazlar
      Düzenli fiillerde “play → played” şeklinde bir kural vardır. Düzensiz fiillerde ise bu kural işlemez.
      Örnek: “eat → ate → eaten” (yemek).

    2. Üç farklı biçimleri vardır

      • Birinci hâl (V1): Fiilin yalın hâli.

      • İkinci hâl (V2): Geçmiş zaman (past simple) hâli.

      • Üçüncü hâl (V3): Geçmiş zamanın üçüncü hâli (past participle).

    3. Ezberleme gerektirir
      Mantıklı bir ek kuralı olmadığından, genellikle ezber yoluyla öğrenilir.

    4. Okunuşları öğrenmek gerekir
      Özellikle telaffuzda hata yapmamak için her fiilin okunuşunu bilmek önemlidir.

    3. Düzensiz Fiillerin Ezberlenmesi İçin Yöntemler

    Düzensiz fiiller çok olduğu için ezberlemek bazen zor olabilir. İşte etkili yöntemler:

    • Gruplandırma yöntemi: Benzer biçimde çekimlenen fiilleri aynı grupta öğrenmek.

    • Görsel kartlar (flashcards) kullanmak.

    • Günlük tekrar: Her gün 10-15 fiil çalışmak.

    • Örnek cümleler kurmak: Fiili hem geçmiş zaman hem de perfect tense içinde kullanmak.

    • Sesli tekrar: Telaffuz çalışması yaparak hem göz hem kulak hafızasını geliştirmek.

    4. Düzensiz Fiillerin Gruplandırılması

    Düzensiz fiillerin daha kolay öğrenilmesi için onları üç ana gruba ayırabiliriz:

    1. Tüm hâlleri aynı olan fiiller
      Örnek: cut – cut – cut (kesmek)

    2. İkinci ve üçüncü hâli aynı olan fiiller
      Örnek: keep – kept – kept (saklamak)

    3. Üç hâli de farklı olan fiiller
      Örnek: write – wrote – written (yazmak)

    5. En Yaygın 150 Düzensiz Fiil Listesi (Okunuşlarıyla)

    Aşağıdaki tablo, İngilizcede en sık kullanılan düzensiz fiilleri 1. hâl – 2. hâl – 3. hâl – okunuş – Türkçe anlam biçiminde vermektedir.

    İngilizce Düzensiz Fiiller Listesi (150 Fiil – Okunuş ve Anlamlarıyla)

    V1 (Base) V2 (Past Simple) V3 (Past Participle) Okunuş Türkçe Anlam
    arise arose arisen əˈraɪz / əˈroʊz / əˈrɪzən ortaya çıkmak
    awake awoke awoken əˈweɪk / əˈwoʊk / əˈwoʊkən uyanmak
    be was/were been biː / wɒz, wɜːr / biːn olmak
    bear bore borne/born beər / bɔːr / bɔːrn taşımak, doğurmak
    beat beat beaten biːt / biːt / ˈbiːtən dövmek, yenmek
    become became become bɪˈkʌm / bɪˈkeɪm / bɪˈkʌm olmak
    begin began begun bɪˈɡɪn / bɪˈɡæn / bɪˈɡʌn başlamak
    bend bent bent bend / bent / bent bükmek
    bet bet bet/betted bet / bet / bet bahse girmek
    bid bid/bade bid/bidden bɪd / bæd / bɪd, ˈbɪdən teklif vermek
    bind bound bound baɪnd / baʊnd / baʊnd bağlamak
    bite bit bitten baɪt / bɪt / ˈbɪtən ısırmak
    bleed bled bled bliːd / bled / bled kanamak
    blow blew blown bloʊ / bluː / bloʊn üflemek
    break broke broken breɪk / broʊk / ˈbroʊkən kırmak
    breed bred bred briːd / bred / bred üretmek, yetiştirmek
    bring brought brought brɪŋ / brɔːt / brɔːt getirmek
    broadcast broadcast broadcast ˈbrɔːdkæst / ˈbrɔːdkæst / ˈbrɔːdkæst yayın yapmak
    build built built bɪld / bɪlt / bɪlt inşa etmek
    burn burnt/burned burnt/burned bɜːrn / bɜːrnt / bɜːrnd yakmak
    burst burst burst bɜːrst / bɜːrst / bɜːrst patlamak
    buy bought bought baɪ / bɔːt / bɔːt satın almak
    cast cast cast kɑːst / kɑːst / kɑːst fırlatmak
    catch caught caught kætʃ / kɔːt / kɔːt yakalamak
    choose chose chosen tʃuːz / tʃoʊz / ˈtʃoʊzən seçmek
    cling clung clung klɪŋ / klʌŋ / klʌŋ yapışmak
    come came come kʌm / keɪm / kʌm gelmek
    cost cost cost kɒst / kɒst / kɒst maliyeti olmak
    creep crept crept kriːp / krept / krept sürünmek
    cut cut cut kʌt / kʌt / kʌt kesmek
    deal dealt dealt diːl / delt / delt uğraşmak
    dig dug dug dɪɡ / dʌɡ / dʌɡ kazmak
    do did done duː / dɪd / dʌn yapmak
    draw drew drawn drɔː / druː / drɔːn çizmek
    dream dreamt/dreamed dreamt/dreamed driːm / dremt / dremt rüya görmek
    drink drank drunk drɪŋk / dræŋk / drʌŋk içmek
    drive drove driven draɪv / droʊv / ˈdrɪvən sürmek
    dwell dwelt/dwelled dwelt/dwelled dwel / dwelt / dwelt ikamet etmek
    eat ate eaten iːt / et / ˈiːtən yemek
    fall fell fallen fɔːl / fel / ˈfɔːlən düşmek
    feed fed fed fiːd / fed / fed beslemek
    feel felt felt fiːl / felt / felt hissetmek
    fight fought fought faɪt / fɔːt / fɔːt kavga etmek
    find found found faɪnd / faʊnd / faʊnd bulmak
    flee fled fled fliː / fled / fled kaçmak
    fling flung flung flɪŋ / flʌŋ / flʌŋ fırlatmak
    fly flew flown flaɪ / fluː / floʊn uçmak
    forbid forbade forbidden fərˈbɪd / fərˈbæd / fərˈbɪdən yasaklamak
    forget forgot forgotten fərˈɡet / fərˈɡɒt / fərˈɡɒtən unutmak
    forgive forgave forgiven fərˈɡɪv / fərˈɡeɪv / fərˈɡɪvən affetmek
    freeze froze frozen friːz / froʊz / ˈfroʊzən donmak
    get got got/gotten ɡet / ɡɒt / ˈɡɒtən almak
    give gave given ɡɪv / ɡeɪv / ˈɡɪvən vermek
    go went gone ɡoʊ / went / ɡɒn gitmek
    grow grew grown ɡroʊ / ɡruː / ɡroʊn büyümek
    hang hung/hanged hung/hanged hæŋ / hʌŋ / hʌŋ asmak
    have had had hæv / hæd / hæd sahip olmak
    hear heard heard hɪər / hɜːrd / hɜːrd duymak
    hide hid hidden haɪd / hɪd / ˈhɪdən saklamak
    hit hit hit hɪt / hɪt / hɪt vurmak
    hold held held hoʊld / held / held tutmak
    hurt hurt hurt hɜːrt / hɜːrt / hɜːrt incitmek
    keep kept kept kiːp / kept / kept saklamak
    kneel knelt knelt niːl / nelt / nelt diz çökmek
    knit knit/knitted knit/knitted nɪt / nɪt / nɪt örmek
    know knew known noʊ / nuː / noʊn bilmek
    lay laid laid leɪ / leɪd / leɪd koymak, sermek
    lead led led liːd / led / led liderlik etmek
    lean leant/leaned leant/leaned liːn / lent / lent yaslanmak
    leap leapt/leaped leapt/leaped liːp / lept / lept sıçramak
    leave left left liːv / left / left ayrılmak
    lend lent lent lend / lent / lent ödünç vermek
    let let let let / let / let izin vermek
    lie lay lain laɪ / leɪ / leɪn uzanmak
    light lit/lighted lit/lighted laɪt / lɪt / lɪt yakmak
    lose lost lost luːz / lɒst / lɒst kaybetmek
    make made made meɪk / meɪd / meɪd yapmak
    mean meant meant miːn / ment / ment anlamına gelmek
    meet met met miːt / met / met buluşmak
    melt melted molten/melted melt / ˈməʊltən / melt erimek
    mow mowed mown/mowed moʊ / moʊd / moʊn biçmek
    overcome overcame overcome ˌoʊvərˈkʌm / ˌoʊvərˈkeɪm / ˌoʊvərˈkʌm üstesinden gelmek
    pay paid paid peɪ / peɪd / peɪd ödemek
    put put put pʊt / pʊt / pʊt koymak
    quit quit/quitted quit/quitted kwɪt / kwɪt / kwɪt bırakmak
    read read read riːd / red / red okumak
    ride rode ridden raɪd / roʊd / ˈrɪdən binmek
    ring rang rung rɪŋ / ræŋ / rʌŋ çalmak
    rise rose risen raɪz / roʊz / ˈrɪzən yükselmek
    run ran run rʌn / ræn / rʌn koşmak
    saw sawed sawn/sawed sɔː / sɔːd / sɔːn kesmek (testere)
    say said said seɪ / sed / sed söylemek
    see saw seen siː / sɔː / siːn görmek
    seek sought sought siːk / sɔːt / sɔːt aramak
    sell sold sold sel / soʊld / soʊld satmak
    send sent sent send / sent / sent göndermek
    set set set set / set / set ayarlamak
    sew sewed sewn/sewed soʊ / soʊd / soʊn dikmek
    shake shook shaken ʃeɪk / ʃʊk / ˈʃeɪkən sallamak
    shear sheared shorn/sheared ʃɪər / ʃɪərd / ʃɔːrn kırpmak
    shine shone shone ʃaɪn / ʃɒn / ʃɒn parlamak
    shoot shot shot ʃuːt / ʃɒt / ʃɒt ateş etmek
    show showed shown/showed ʃoʊ / ʃoʊd / ʃoʊn göstermek
    shrink shrank shrunk ʃrɪŋk / ʃræŋk / ʃrʌŋk küçülmek
    shut shut shut ʃʌt / ʃʌt / ʃʌt kapatmak
    sing sang sung sɪŋ / sæŋ / sʌŋ şarkı söylemek
    sink sank sunk sɪŋk / sæŋk / sʌŋk batmak
    sit sat sat sɪt / sæt / sæt oturmak
    sleep slept slept sliːp / slept / slept uyumak
    slide slid slid slaɪd / slɪd / slɪd kaymak
    smell smelt/smelled smelt/smelled smel / smelt / smelt koklamak
    speak spoke spoken spiːk / spoʊk / ˈspoʊkən konuşmak
    spend spent spent spend / spent / spent harcamak
    spin spun spun spɪn / spʌn / spʌn döndürmek
    spit spat spat spɪt / spæt / spæt tükürmek
    split split split splɪt / splɪt / splɪt bölmek
    spoil spoilt/spoiled spoilt/spoiled spɔɪl / spɔɪlt / spɔɪlt bozmak
    spring sprang sprung sprɪŋ / spræŋ / sprʌŋ sıçramak
    stand stood stood stænd / stʊd / stʊd ayakta durmak
    steal stole stolen stiːl / stoʊl / ˈstoʊlən çalmak
    stick stuck stuck stɪk / stʌk / stʌk yapışmak
    sting stung stung stɪŋ / stʌŋ / stʌŋ sokmak
    stink stank stunk stɪŋk / stæŋk / stʌŋk kötü kokmak
    stride strode stridden straɪd / stroʊd / ˈstrɪdən uzun adımlarla yürümek
    strike struck struck/stricken straɪk / strʌk / ˈstrɪkən vurmak
    string strung strung strɪŋ / strʌŋ / strʌŋ bağlamak
    strive strove striven straɪv / stroʊv / ˈstrɪvən çabalamak
    swear swore sworn sweər / swɔːr / swɔːrn yemin etmek
    sweep swept swept swiːp / swept / swept süpürmek
    swell swelled swollen/swelled swel / sweld / ˈswoʊlən şişmek
    swim swam swum swɪm / swæm / swʌm yüzmek
    swing swung swung swɪŋ / swʌŋ / swʌŋ sallanmak
    take took taken teɪk / tʊk / ˈteɪkən almak
    teach taught taught tiːtʃ / tɔːt / tɔːt öğretmek
    tear tore torn teər / tɔːr / tɔːrn yırtmak
    tell told told tel / toʊld / toʊld söylemek
    think thought thought θɪŋk / θɔːt / θɔːt düşünmek
    throw threw thrown θroʊ / θruː / θroʊn atmak
    understand understood understood ˌʌndərˈstænd / ˌʌndərˈstʊd / ˌʌndərˈstʊd anlamak
    wake woke woken weɪk / woʊk / ˈwoʊkən uyanmak
    wear wore worn weər / wɔːr / wɔːrn giymek
    weave wove woven wiːv / woʊv / ˈwoʊvən dokumak
    weep wept wept wiːp / wept / wept ağlamak
    win won won wɪn / wʌn / wʌn kazanmak

     

    1. Hâl 2. Hâl 3. Hâl Okunuş Türkçe Anlamı Örnek Cümle Türkçesi
    wind wound wound /waɪnd/ – /waʊnd/ sarmak, dolamak She wound the scarf around her neck. Atkıyı boynuna sardı.
    withdraw withdrew withdrawn /wɪðˈdrɔː/ – /wɪðˈdruː/ – /wɪðˈdrɔːn/ geri çekmek, para çekmek He withdrew all his savings from the bank. Bankadaki tüm birikimini çekti.
    withhold withheld withheld /wɪðˈhoʊld/ – /wɪðˈhɛld/ alıkoymak, vermemek The teacher withheld the test results until everyone finished. Öğretmen, herkes bitirene kadar sınav sonuçlarını vermedi.
    withstand withstood withstood /wɪðˈstænd/ – /wɪðˈstʊd/ dayanmak, karşı koymak The bridge can withstand strong earthquakes. Köprü, güçlü depremlere dayanabilir.
    wring wrung wrung /rɪŋ/ – /rʌŋ/ sıkmak, burmak She wrung out the wet towel. Islak havluyu sıktı.
    write wrote written /raɪt/ – /roʊt/ – /ˈrɪtən/ yazmak She wrote me a long letter. Bana uzun bir mektup yazdı.
    abide abode abode /əˈbaɪd/ – /əˈboʊd/ katlanmak, tahammül etmek He abode by the rules of the game. Oyunun kurallarına uydu.
    befall befell befallen /bɪˈfɔːl/ – /bɪˈfɛl/ – /bɪˈfɔːlən/ başına gelmek A tragedy befell the small village. Küçük köyün başına bir trajedi geldi.
    beget begot begotten /bɪˈɡɛt/ – /bɪˈɡɒt/ – /bɪˈɡɒtən/ sebep olmak, baba olmak Violence begets more violence. Şiddet daha fazla şiddet doğurur.
    beseech besought besought /bɪˈsiːtʃ/ – /bɪˈsɔːt/ yalvarmak, rica etmek He besought her to stay. Ona kalması için yalvardı.

    6. Düzensiz Fiillerle Örnek Cümleler

    • go – went – gone

      • I go to school every day. (Her gün okula giderim.)

      • She went to Paris last year. (Geçen yıl Paris’e gitti.)

      • He has gone to the store. (O, dükkâna gitti – hâlâ orada.)

    • eat – ate – eaten

      • I usually eat breakfast at 8 a.m.

      • We ate pizza last night.

      • I have never eaten sushi before.

    (Tüm fiiller için benzer şekilde örnek cümleler eklenebilir.)

    7. Pratik İpuçları

    • Her gün 5 yeni fiil öğrenin, eski öğrendiklerinizi tekrar edin.

    • Sesli tekrar yaparak telaffuzunuzu geliştirin.

    • Cümle içinde V2 ve V3 hâllerini bilinçli kullanın.

    • Grup çalışmaları yaparak birbirinizi test edin.

    8. Sonuç

    İngilizce düzensiz fiiller, dili etkili bir şekilde kullanmanın temel taşlarından biridir.
    Onları öğrenmek zaman alsa da, doğru yöntemle çalışıldığında kalıcı olarak hafızaya yerleşir. Bu rehberde yer alan tablo, okunuşlar, örnek cümleler ve ipuçları, öğrenme sürecinizi hızlandıracaktır.

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.