Jean Cocteau Kimdir?

0

Jean Cocteau kimdir? Jean Cocteau hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Jean CocteauJean Maurice Eugene Clement Cocteau; (5.7.1889 – 11.10.1963)

Advertisement

Fransa’da Maisons-Laffitte’de dünyaya gözlerini açan Cocteau, Birinci Dünya Savaşı sıralarında tanıdığı besteci Erik Satie aracılığıyla entellektüel çevrelere girebildi. Hayat arkadaşı Raymond Radiguet’nin ölümünden (1923) duyduğu acıyla afyona alışan Cocteau bağımlılığından kurtulmak için tedavi gördükten (1928/29) sonra, kendisini büyük bir şevkle sinema çalışmalarına verdi.

1930’dan Sonra: Başlıca Konusu Sanatsal Açıdan Varolmak Le sang d’un poete (Şairin Kanı, 1930) adlı ilk filmine Cocteau senaryo yazan ve yönetmen olarak imza attığı gibi, kurgu işini de üstlendi. İspanyol yönetmen Luis Bunuel’in yapıtlarından esinlenerek, ekspresyonist tablolarla sanatçının çalışmaları konusunda mecaz dolu kıyaslamayı geliştirdi. Bu filmin kahramanı, sihirli bir aynadan atladıktan sonra hem kendi hayal ürünü olan kişilere, hem de etten kemikten gerçek esin perisine rastlayan bir şairdir. Yaklaşımla uzaklaşma arasında gidip gelen çok eziyetli bir süreçten sonra, şair ile esin perisi sonunda birbirlerine kavuşurlar. Cocteau bu yapıtını aslında bir çizgi film olarak gerçekleştirmeyi düşündüyse de sonradan trük çekimlerle ve yabancılaştırma efektleriyle çok etkili bir biçimde hazırladığı gerçek bir canlandırma biçimini tercih etti.

1948: Armağan Olarak Yapılan Film Cocteau, Jean Marais’ye olan dostluğundan dolayı 1948 yılında Les parenls terribles (Müthiş Aile) adlı tiyatro eserini sinemaya uyarladı. Bu filmde, tesadüfen babasının herkesten gizlediği metresiyle evlenmeye kalkan bir genç, istemeyerek aile fertleri arasına nifak sokar. Cocteau olayları tam anlamıyla dramatize edebilmek için kişilerin duygularını en etkileyici biçimde perdeye yansıtacak yakın plan çekimlere sık sık başvuruyordu. Kendisine ait trajik tiyatro yapıtlarından l.’aigle â deux tetes’i (İki Başlı Kartal, 1948) de sinemaya uyarladı. Bu filminde diyaloglara kuvvet vererek ve görüntüleri arka planda bırakarak, bir krallığın sarayına gelip kraliçeye âşık olan, ama düş kırıklığına uğratılınca esas görevi suikastçiliğe dönen bir anarşistin öyküsü anlatılmaktadır.

1950: İki Dünya Arasındaki Şair En iddialı ve ünlü yapıtı, Le sang d’un poete (Şairin Kanı) adlı eserinin konusuyla bağlantı kurduğu. Orphee adlı filmidir. Cocteau burada, Orpheus ve Eurydike’yi konu eden Yunan efsanesini ele alarak savaş sonrası yıllarının Parisi’ne taşıdı. Burada, çok ünlü bir şair Orpheus’u canlandırır ve Eurydike ile evli olduğu halde, ölümü ve suçlular dünyasını sembolize eden gizemli bir prensesin cazibesine kapılır. İki kadın arasındaki bu aykırılık, aynı zamanda gerçek dünyayla hayali dünya arasındaki savaştır ve Cocteau için sanatçının temel sorununu sembolize eder. Bu yapıt, bilinçli olarak kullanılan çok sayılı trük çekimleri ve yabancılaştırma efektleriyle seyircileri cezbetti.

Advertisement

1959: Film Olarak Vasiyet Le Teslament d’Orphee (Orpheus’un Vasiyeti, 1959) sanatçıların varoluş ve kendilerini buluş sürecini irdeleyen üçlemenin son noktasını oluşturdu. Cocteau son olarak yönettiği filmi, kendi servetini ve François Truffaut’dan aldığı paraları kullanarak finanse etti. 1955’ten beri Academie Française’in üyesi olan Cocteau, son derece kişisel bir yapıt olan bu filmde kendi kendini oynadı ve hayatında önemli olan kişilere bir geçit resmi yaptırdı. Diğerleri yanında Pablo Picasso, Jean-Pierre Leaud, Yul Brynner ve Maria Casares ayrı ayrı sekanslarda göründüler. Cocteau bu filmde yaşamı boyunca yaptığı çalışmaların semeresini ve anlamını sorguluyor. Ancak, ne zaman ciddi ve ne zaman alaycı olduğu çoğu zaman anlaşılmamaktadır. Fransa’nın en etkin, ileri gelen sanatçılarından biri olan Cocteau 74 yaşında Paris yakınlarında Milly-la-Foret’de bu dünyadan göçtü.


Leave A Reply