Jeolojik Zaman Cetveli Hakkında Bilgi

0

Jeolojik zaman çizelgesi, cetveli nedir? Jeolojik zaman cetvelinin özellikleri nelerdir, hakkında bilgi.

Advertisement
Jeolojik Zaman Cetveli

Daha çok tortul (sedimanter) kayaçlardan elde edilen bilgilere dayanan jeolojik zaman cetveli, dünyanın uzun tarih süresini kapsar ve jeolojik olayların birbiriyle olan ilişkilerinin kronolojik bir düzende gösterilmesini ve zaman içinde doğru olan yerlerine yerleştirilmesini sağlar.

Tortul kayaçlar, tortulların su altında çökelmesiyle meydana gelen kayaçlardır. Verilen bir tortul tabakasının üstündekinden daha önce depo edilmiş olmasını ve bu nedenle daha yaşlı olduğunu düşünebiliriz. Böylece kayaçlar deniz seviyesinin üstüne çıkarıldıkları zaman verilen bir kayaç tabakasının altındakinden daha genç olacağını düşünmek gerekir. Buna süperpozisyon kanunu denir. Her bölgenin yapısı basit olsaydı bu kanun her yerde doğru olurdu, fakat birçok yerlerde gökyüzünün hareketleri sonunda tabakalar burkulmuş, yırtılmış ve daha da ileri giderek ters dönmüştür. Buna göre, ilk bakışta süperpozisyon kanununun tam tersi doğrudur gibi bir durumla karşılaşılır. Jeolojik zaman cetvelini çizerken daha büyük bir karışıklıkla karşılaşılır, o da hiç bir bölgenin kendi başına geçmişin tam bir kütüğünü ihtiva etmemesidir. Eğer bir yerde geçmişin tam olan bir kütüğünü bulmak mümkün olsa, bu 160 kilometre kadar bir kalınlık kaplardı. Gerçek olan şudur ki, tam yaşadığımız devirde olduğu gibi bir bölgede tortullar sürekli olarak depo edilirken, bir başka bölgede karalar, aşınmaktaydılar. Örneğin, yükselerek denizin üstüne yeni çıkmış bir bölgeyi ele alalım. Basit ve yatay olan tortul kayaç tabakaları arzın hareketleriyle kıvrılmış ve sıkıştırılmış olarak yüksek dağlar haline gelecekler ve sonunda ayrışma ve erozyonla yavaş yavaş (basit bir deyimle) düz bir ova olacaklardır.

Advertisement

Çok daha sonraki bir tarihte eski yüksek dağların aşınmış ve kıvrımlı tabakaları bir kez daha deniz altında kalacak ve yeni tortul tabakları bunların üstüne depo edileceklerdir. Bundan sonra bütün bu bölge yeniden yükselerek bir kara parçası haline gelebilir, Şimdi kayaç tabakalarında bir sıralanma görülecektir, fakat bunlar arzın tarihindeki safhaları sürekli olarak göstermezler. Eski tortul kayaçlarla daha yeni olan tabakalar arasında milyonlarca yıllık bir boşluk kalmış olabilir. Bu zaman boşluğunun anlaşılması kolaydır, çünkü yeni ve yatay olan tabakalar, eski ve kıvrılmış olan alttaki tabakaların üstünde diskordan olarak durmaktadır. Bu duruma diskordans (aykırı tabakalaşma) denir. Kayaç tabakalarında diskordans her vakit zamanda bir boşluk gösterir. Bu zaman boşluğu süresince (karların yüksek) kesimleri bir taraftan aşınırken) dünyanın başka bir yerinde tortulların depo edileceğinden, herhangi bir yerde zaman boşluğunu dolduracak kayaçların bulunması gerekir. Bu araya girecek tabakalar, günün birinde bir yerde bulununca bunların zaman içinde nereye ait olduğunu anlamak problemi ortaya çıkmaktadır. İşte fosillerin değeri burada kendini gösterir.

Fosillerin kılavuzluğu

Fosiller, çeşitli yollardan, bazen milyonlarca yıl, bozulmaksızın kalmış bitki ve hayvanların veya parça ve izlerinin kalıntılarıdır. Belirli fosillerin ancak belirli kayaç formasyonlarında bulunduğunu 18. yüzyılın sonlarına doğru, İngiliz jeolojisinin babası sayılan William Smith görmüştür. Böylece mostra veren kayaçları, içinde bulunan fosillerle tanımanın mümkün olacağı şeklinde doğru bir fikri ortaya atmış oluyordu. Belirli fosillerin belirli kayaçlarda bulunmasının nedeni çok basittir. Dünyanın uzun tarihi boyunca hayat şekilleri sürekli olarak gelişmiştir. Buna göre bir bitki veya hayvan türü belirli bir zaman süresi içinde yaşamıştır ve bunun fosilleşmiş kalıntısı veya izi yalnız bu zaman süresinde çökelmiş olan kayaçlar içinde bulunacaktır. Fazla harekete uğramamış olan kayaç tabakaları dizisinde gelişmenin durumu açıkça görülebileceğinden bir bölgedeki zaman boşluğunu doldurması gereken kayaçları başka bir bölgede bulunan ve birinden diğerine geçişi gösteren aradaki hayat şekillerinin fosillerden tanınması mümkündür. Buna göre, anormal bir fosil dizisi kayaç tabakalarının ters dönmüş olduğunu gösterebilecektir. Böylece, fosillerin yardımıyla çeşitli yaşlardaki kayaçların kronolojik bir düzendeki (jeolojik kolon) durumunu gösteren bir, tablo elde etmek ve bir jeolojik zaman cetveli çizmek mümkün olmuştur.

Ciltler, bölümler ve paragraflar

Advertisement

Dünyanın jeolojik tarihi geniş bir zaman süresini kapladığından bunu küçük zaman birimlerine ayırmak uygun olacaktır (bütün dünyayı kapsayan doğal bölümlerin bulunduğu konusunda bütün jeologlar aynı fikirde değildirler). Kayaçlarda günümüze kadar değişen hayat şekillerini ortaya koyan fosillerin çok miktarda görülmeye başladığı zamanda kolayca bir bölme çizgisi çizebiliriz.. Bu bölme sonucunda ortaya çıkan iki bölüme kriptozoik eon (Yunancada kryptos = gizli ve zoon = hayat) ve fanerozoik eon (Yunancada phaneros = açık, belli ve zoon = hayat) denir. Bundan sonra fanerozoik eon üç zamana (hayat şekillerine göre yapılmış bir ayırım) ayrılır. Bunlar paleozoik (Yunanda palaios = eski) zaman (era), mesozoi’k zaman (Yunancada mesos — orta) ve senozoik zaman (Yunancada kainos = yeni) dir.

Zaman cetvelinin kalibrasyonu

Jeolojik zaman cetveli jeoloiik olayların rölatif yaşlarını verir. Dünyanın en büyük kömür yataklarını meydana getiren büyük bataklık ormanlarının, Devonien devrine ait eski kırmızı kumtaşlarının tortullaşmasından sonra ve belki o zaman bugünkü Alp dağlarının -yüksekliği ile yarışabilecek yükseklikte olan Kuzey Amerika’daki Apalaşların yükselmesi ile sonuçlanan dünya hareketlerinden önce, gelişmiş olduklarını gösterir. Esas kömür damarlarının veya eski kırmızı kumtaşının mutlak yaşını gösteremez.

Geçen yüzyılın sonlarına doğru radyoaktivitenin keşfiyle jeolojik zaman cetvelinin kalibrasyonu mümkün olmuş ve jeolojik veya rölatif zaman, mutlak zamana çevrilebilmiştir. Birtakım kayaçların yaşı, içlerinde bulunan radyoaktif minerallerden bulunabilir. Çünkü uranyum, toryum gibi radyoaktif elementler yavaş yavaş çözünmeye uğrayarak daha kararlı elementler (bu örnekte kurşun) haline gelirler. Bunun oluş hızı hesaplanabildiğinden, bu gibi kayaçlarda uranyum veya baryumun zararına olarak üretilen kurşun miktarına bakarak yaşlarını bulmak mümkün olur. Pratikte bu is görüldüğünden daha güçtür, çünkü bir milyon yılda bir gram uranyum ancak 0,000136 gram kurşun verir. Buna göre kurşun/ uranyum oranının ölçülmesinde yapılacak küçük bir hata kayacın yaşının hesabında milyonlarca yıllık hata demektir.

Bu, karşılaşılan biricik problem de değildir. Çünkü, genel olarak, radyoaktif mineraller plütonik kayaçlarda bulunur. Bunların yaşlarının jeolojik olarak bulunması ise çoğu zaman güçtür. Belirli bir plütonik kayaç tortul kayaç tabakaları arasında bir lav akıntısı olarak bulunuyorsa, o zaman yaşını, üstünde ve altında bulunan tabakaların yardımıyla jeolojik olarak bulabiliriz. Fakat ergimiş bir madde olarak alttan gelip tortul kayaçların içine girmiş durumda iseler, içine girdikleri tortul kayaçlardan daha genç oldukları kesin olarak söylenebilirse de ne kadar genç oldukları bilinemez. Yaşı bilinen plütonik kayaçların yan yana bulundukları tortul kayaçlarla yaş bakımından ilişkileri kurulabilirse bunlar jeolojik zaman cetvelinde referans seviyeleri olarak kullanılabilirler.


Leave A Reply