Kan İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları – İçinde Kan Geçen Deyim

0
Advertisement

İçinde kan, kanamak kelimesi geçen deyimler nelerdir? Kan deyimlerinin anlamları ve açıklamaları. Kan hakkında deyimler ve anlamları.

Kan İle İlgili Deyimler

Kan İle İlgili Deyimler

  • *** al kanlara boyanmak
    1) yaralanmak; 2) vurularak ölmek; 3) şehit olmak.
  • *** altın leğene kan kusmak
    varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.
  • *** (aralarında) kan olmak
    aralarında kan davası bulunmak.
  • *** başına kan çıkmak
    öfkelenmek, hiddete kapılmak, kontrolünü yitirmek: “Bizim merkez memuru celallidir, başına çabuk kan çıkar, hatırınızı kıracak şeyler yapar.” -P. Safa.
  • *** benzi kanlanmak
    sağlıklı duruma gelmek, canlanmak.
  • *** benzinde kan kalmamak
    kansızlık sebebiyle yüzü sararmak.
  • *** benzine kan gelmek
    sağlıklı duruma gelmek, canlanmak: “Yirmi dört saat evvel Allah’tan ziyade Abdülhamit’ten korkan kâtiplerin henüz benizlerine kan gelmemişti.” -Ö. Seyfettin.
  • *** (bir şey) kanına işlemek
    1) bir şeyi aşırı ölçüde benimsemek: “kanıma işleyen müzik ateşinden, kurduğum şarkıcılık düşlerinden ne yazık ki söz edemeyeceğim.” -M. Mungan. 2) büyük ölçüde etkisinde kalmak: “Her şeye karşın iş adamlığı kanına işlemişti.” -T. Yücel.
  • *** (bir şeyin) kanını emmek
    insafsızca sömürmek: “Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa hâlinde katı toprak üzerine attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
  • *** (birinden) kan gitmek
    1) büyük ve küçük abdestini yaparken kan gelmek; 2) kadınlarda aybaşı çok kanlı olmak.
  • *** (birine) kan kusturmak
    çok eziyet çektirmek: “Fakat sonra bana haftalarca kan kusturdunuz, dedim.” -R. N. Güntekin.
  • *** (birine) kanı kaynamak
    çabucak sevgi duymak: “Sonra da kanları kaynamıştı bu genç, yakışıklı ve zeki çocuğa.” -Ç. Altan.
  • *** (birini) kan boğmak
    beynine kan hücumuyla ölmek.
  • *** (birinin) kanı kaynamak
    coşkun ve kıpırdak olmak: Çocuğun kanı kaynıyor.
  • *** (birinin) kanına ekmek doğramak
    1) birinin ölümüne yol açarak sevinmek; 2) birini küçük düşürmek, birine zarar vermek.
  • *** (birinin) kanına susamak
    belasını aramak: “Ben onun kanına susadım diyor, başka bir şey demiyor.” -Y. Kemal.
  • *** (birinin) kanını kurutmak
    canından bezdirmek.
  • *** (birinin) kanını yerde koymak
    birini öldüreni ölümle cezalandırmamak: “Oğlum Halil’in kanını yerde koyarsanız bu dünyada da öteki dünyada da ak sütüm size haram olsun.” -Y. Kemal.
  • *** (birinin) kanlısı olmak
    birinin katili olmak: “Ananın kanlısı olmak, ölünceye kadar ateşten gömlek giymektir.” -Y. Kemal.
  • *** biti kanlanmak
    sıkıntı içinde yaşayan bir kişi para ve varlık yönünden güçlenmek: “Fakat geçim durumunu az çok düzene sokmuş ve biti kanlanmışlar için rütbe ve şeref, paranın da üstündedir.” -R. N. Güntekin.
  • *** burnu (bile) kanamamak
    1) zarar görmemek, yarasız beresiz olmak; 2) tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak: “Burunları bile kanamadan ganimete kavuşacaklardı.” -F. F. Tülbentçi.
  • *** ekmeğini kana doğramak
    büyük bir sıkıntı ve üzüntüye katlanmak.
  • *** elinden kan çıkmak
    cinayet işlemek: “Kırk kanını Allah’a affettirmeye çalışırken kazara, elinden yeni bir kan çıkmıştı.” -Ö. Seyfettin.
*** elini kana bulamak (bulaştırmak)
öldürmek.
  • *** gözleri kan çanağına dönmek (kanlanmak)
    1) uykusuzluk, yorgunluk, ağlama vb. sebeplerle gözleri çok kızarmak: “Kerem’in kusacağı geliyordu. Gözleri kan çanağına dönmüştü.” -Y. Kemal. 2) sinirden, öfkeden, hiddetten gözleri irileşmek ve kızarmak.
  • *** gözünü (gözlerini) kan bürümek
    adam öldürecek kadar öfkelenmek.
  • *** içi kan ağlamak
    çok üzüntü duymak: “Demin Raif Efendi’nin karısını dinlerken içim kan ağlıyordu.” -Y. K. Beyatlı.
  • *** içinden kan gitmek
    içi kan ağlamak: “Şu kadıncağıza öyle acıyorum ki içimden kan gidiyor.” -O. Kemal.
  • *** iki eli (kızıl) kanda olsa
    “elindeki iş ne kadar önemli olursa olsun” anlamında kullanılan bir söz: “Eğer gece vakti hekim lazım olursa sen benim pencerenin altına gel, bir nara bas, iki elim kızıl kanda olsa yetişirim.” -H. Taner.
  • *** kaleminden kan damlamak
    1) yazıları acı ve dokunaklı olmak; 2) etkili yazmak: “Kaleminden kan damlayan kavgacı yazarları sevmiyordu.” -T. Buğra.
  • *** kan ağlamak
    büyük bir üzüntü içinde bulunmak.
  • *** kan akıtmak
    kurban kesmek.
  • *** kan akmak
    1) savaş, çatışma, dövüş olmak; 2) ölmek.
  • *** kan alacak damarı bilmek
    nereden veya kimden çıkar sağlanabileceğini bilmek.
  • *** kan beynine sıçramak (çıkmak)
    çok sinirlenmek, hiddetlenmek, kontrolü yitirmek: “O görüntü gözlerimin önünde canlanınca kan beynime sıçrıyor, kendimi kaybediyorum.” -A. Ümit.
  • *** kan çanağı gibi
    kanlanan (göz).
  • *** kan çekmek
    1) yüz ve huy, anne veya baba tarafının yüzüne ve huyuna benzemek; 2) akrabalar birbirlerine yakınlık duymak.
  • *** kan çıkmak
    kan dökülmek, cinayet işlenmek.
  • *** kan dere gibi akmak
    vücudun bir yerinden çok kan akmak veya bir savaşta çok kişi yaralanarak ölmek.
  • *** kan dökmek
    ölüme yol açmak, cana kıymak: “Şimdiyse durum değişmiş, şu sazevinde oturanlar toprak için kan bile dökebilirlerdi.” -Y. Kemal.
  • *** kan gövdeyi götürmek
    çok kan dökülmek: “Cephelerde kan gövdeyi götürürken bu macera adamının aramızda ne aradığını düşünüyordum.” -R. N. Güntekin.
  • *** kan gütmek
    kan dökerek öç almak istemek.
  • *** kan istemek
    öldürülen bir kimsenin öcünün alınmasını istemek.
  • *** kan (kanı) başına çıkmak (sıçramak veya toplanmak)
    öfkelenmek: “kan başına çıkarmış zavallının ve hep bağırmak, bağırmak istermiş.” -P. Safa.
  • *** kan kaybetmek
    1) herhangi bir nedenle vücuttan çok kan akmak: “Kadın o kadar kan kaybetmiş ki az daha ölecekmiş.” -M. Ş. Esendal. 2) mec. güçsüzleşmek, etkisini kaybetmek.
  • *** kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek
    çok eziyet çektiği hâlde durumunu iyi göstermek.
  • *** kan olmak
    insan öldürülmek.
  • *** kan revan içinde kalmak
    her yanı kana bulanmak: “Çıplak ayağım kan revan içinde kaldıkça öbürüne bakıp şükredeceğim.” -S. Çokum.
  • *** kan revan içinde
    her yanı kana bulanmış: “Öteki arkadaşların kan revan içinde sağa sola fırlatıldıklarını müşahede ettim.” -A. İlhan.
  • *** kan ter içinde
    çok terli, yorgun ve perişan bir durumda: “İşte şimdi de kan ter içinde oturdum masanın başına.” -N. Hikmet.
  • *** kan tere batmak
    kan ter içinde kalmak: “Yaptığınız yürüyüş, başka zamanlarda kan tere batmadan yapılacak işlerden değildir.” -R. N. Güntekin.
  • *** kan tutmak
    1) kan gördüğünde bayılmak; 2) şok geçirmek.
  • *** kan vermek
    1) hastaya, yaralıya kan aktarmak; 2) kan nakli için kan aldırmak.
  • *** kan yürümek
    bir organda aşırı kan birikmek.
  • *** kana boyamak (bulamak)
    kan içinde bırakmak: “Ondan on beş yıl sonra, Feriye sarayını kana boyayan ve zavallı babacığımın felaketine sebep olan faciayı…” -Y. K. Karaosmanoğlu.
  • *** kana kan istemek
    kısas yapılmasını istemek.
  • *** kana susamak
    öldürme hırsı duymak.
  • *** kanayan yara olmak
    sürekli sıkıntı, üzüntü ve zarar veren bir durumda olmak.
*** kanı donmak (çekilmek)
donakalmak, çok şaşırmak.
  • *** kanı ısınmak
    birine karşı yakınlık duymak: “kanları çabuk ısındı birbirine.” -N. Cumalı.
  • *** kanı içine akmak
    derdini dışa vuramamak.
  • *** kanı kurumak
    1) çok usanmak, çok bıkmak; 2) mec. bitkin, yorgun, cansız duruma düşmek.
  • *** kanı sulanmak
    kansızlığa uğramak.
  • *** kanı temizlenmek
    öldürülenin arkasından, öldüren kişi veya yakınlarından birini öldürerek öç almak.
  • *** kanına dokunmak
    çok sinirlenmek: “Bırak Allah’ını seversen müdür bey! Bazen kanıma dokunuyor vallaha. Sen onun oruçlu olduğuna inanıyor musun?” -H. Taner.
  • *** kanına girmek
    1) birini öldürmek veya öldürtmek: “kanıma gireceksiniz ama ne yapalım siz sağ olun.” -R. N. Güntekin. 2) bir kızın kızlığını bozmak.
  • *** kanını içine akıtmak
    sıkıntısını belli etmemek.
  • *** kanını kaynatmak
    heyecanlandırmak, coşturmak: “Görenin kanını kaynatan bir tadı vardı duruşunun, bakışının.” -Y. Kemal.
  • *** kanıyla ödemek
    yaptığının cezasını hayatıyla ödemek.
  • *** kanlı bıçaklı olmak
    aralarında herhangi bir nedenden dolayı birbirini öldürecek kadar düşmanlık bulunmak.
  • *** kanlı yaş (yaşlar) dökmek
    büyük üzüntüyle ağlamak.
  • *** (vücudun bir yerine) kan oturmak
    bir damarın çatlamasıyla sızan kan, dokular arasına akıp kalmak.
  • *** yanağına kan gelmek
    yüzü daha canlı ve renkli olmak, iyi beslenmekten dolayı gürbüz görünmek.
  • *** yanağından kan damlamak
    çok sağlıklı olduğu benzinden anlaşılmak: “Sağımızdaki, yanağından kan damlayan iri Çerkez’i gösterdim.” -Ö. Seyfettin.
  • *** yüreği kan ağlamak
    derinden acı duymak, çok üzülmek: “Yüreği kan ağlıyordu, onların şu perişan, sürüm sürüm hâllerini gördükçe…” -Y. Kemal.
  • *** yüreği kanamak
    aşırı üzüntüden sarsılmak: “Zaten kostüm meselesinden dolayı üzülen ve hırçınlaşan yüreği sanki bir diken yığınına sürtünür gibi kanıyordu.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
  • *** yüzünden kan damlamak
    çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.
  • *** yüzüne kan gelmek
    sağlığı yerine gelmek, benzinin solgunluğu geçmek.

“Ağır Kanlı”

Davranışları yavaş olan tembel,
uyuşuk kimse

Ağır Kanlı Anlamı – İle İlgili Cümleler
  • ***Ağır kanlı davranışlarla annesini çileden çıkarıyordu.
  • ***O kadar ağır kanlı bir insan ki, o anlayana kadar diğeri işi bitirdi bile.
  • ***Ben onla hiç bir yere gitmem çünkü ben tez canlı o ağır kanlı.
  • ***Bu kadar ağır kanlı olmazsan işlerin daha çabuk biter.
  • ***O ağır kanlı kızla ortak olduğuna inanamıyorum.
  • ***Her ne kadar ağır kanlı gözükse de içinde telaşlı bir çocuk vardı.
  • ***Ağır kanlı davranmaya devam edersen bu işi de elimizden kaçıracağız.
  • ***Bu kadar heyecanlı ve tez canlı olmak seni yoruyor, biraz ağır kanlı olmaya çalış..
  • ***Çizgi filmlerdeki ağır kanlı karakterleri hep çok sevmişimdir.
  • ***Bu ağır kanlı davranışlarını gördükçe içim sıkılıyor.
  • *** O ağır kanlı insanı işe alarak kar elde etmen mümkün değil.


Yorum yapılmamış

    • Kanı dikine akmak olarak geçen bir dieyim var. Bu da aktif ve yerinde duramayan hızlı bir hayat yaşayan kişiler için kullanılmaktadır.

Leave A Reply