Kayıkçı Kul Mustafa Kimdir? Çöğür Şairinin Hayatı ve Eserleri

0

Kayıkçı Kul Mustafa kimdir ve ne yapmıştır? Çöğür Şairi olarak adlandırılan Kayıkçı Kul Mustafa’nın hayatı ve eserleri, şiirleri hakkında bilgi.

Kayıkçı Kul Mustafa

Advertisement

Kayıkçı Kul Mustafa (1580 – 1658)

Evliya Çelebi’nin Seyâhatname’sinde çöğür şairi olarak zikredilen ve bilhassa (IV.) Murad’ın Bağdat seferi esnasında şehit olan Genç Osman adlı bir askerin kahramanlığını destanlaştırdığı veya zaten var olan bir Genç Osman menkıbesini işleyip popülerleştirdiği Genç Osman Destanı ile şöhret bulan, şiirleri Yeniçeri ortaları, asker zümreleri ve halk arasında; serhat boyları ve levent kahvehaneleri ile bozahanelerde dilden dile dolaşan, Türk saz şiirinin önde gelen temsilcisi, ordu şairi, F. Köprülü, Şam ve Halep’e gittiğine dair ifadelerinden istidlalen ve Çukurova’dan bahsettiği bir manzûmesinden yola çıkarak Adana taraflarında yaşadığını iddia etmiştir. Y. Bilgin ise, Ege bölgesine has birtakım söyleyişlerden ve Kul Mustafa’nın leventlik kariyerinden yola çıkarak Aydın – Nazilli taraflarında doğmuş olabileceği düşüncesini öne sürmüştür.

Gençliğinde Murad Reis’in bir levendi olarak Cezayir’deki Garp ocaklarında168 bulunan ve lakabını buradan alan Kul Mustafa İstanbul’a gelerek orduyla seferlere katılmış, askerî faaliyetleri, ordunun yürüyüşünü anlattığı koşmaları ve yiğitçe söyleyişleriyle dillere pelesenk olmuştur. F. Köprülü’ye göre, gereği olmadığı hâlde Arapça ve Farsça kelimeler kullanmak tasallüfünden tamamen kurtulamamış olsa da alelumum Divan edebiyatı etkilerinin çok uzağında, halk zevkinin tabiî edasına bağlı kalan bir yalınlığa sâhip ve okudukça insanın Cuş u hurûşunu artıran manzûmeleriyle tarihi hâdiselerin heyecanını başarılı bir şekilde aksettirmiş, yaşadığı dönemde birçok saz şâirini de etkilemiştir.

Şiirleri

Kendisinden sonraki asırda yaşayan ve Türk – Rus savaşlarını destanlaştıran Âşık Hâfız gibi saz şâirlerinde görülen etkisi ve bu devir cönklerinde kendisine ait çokça şiirin yer alması tesirini uzun süre koruduğunu gösterir. O, artık sönmeye yüz tutan fetih ülküsünün son dönemlerinde yaşamış ve belki de bu eski ülküye duyulan hasretle söylediği şiirler, aynı hasreti besleyen geniş halk kitlelerince benimsenip yayılmıştır. Şiirlerinde “kılıcından al kan saç”an kahramanlar karşısında “tedbiri şaşan kâfirler”, “hezerân kalkanlar, yahşi kolçaklar”, savaşa giden gâziler, denizlerde yelken eden “Türk pirleri”, bugün de okuyanları türlü heyecanlara sevk edecek canlılıkta kendilerini gösterirler. Bununla birlikte sâdece destânî şiirler söylememiş, “Kaşların çatarsın gözün süzersin / Her bakışta ciğerciğim üzersin / Yâdlar ile yiyip içip gezersin / İstiğnâ satarsın bize gelince” gibi sevgiliye sitemle dolu âşıkâne şiirler de terennüm etmiştir. Yine de Kul Mustafa her şeyden evvel, “Sevgilisinin mebzul kaşlarını, kirpiklerini ‘altıbölük sipâhilerine’ benzeten” bir asker şâirdir.

Advertisement


Leave A Reply