M Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler, Anlamları – Eş Anlamlılar Sözlüğü

0

M harfi, Türkçede bulunan M harfi ile başlayan eş anlamlı sözcükler, kelimeler listesi ve anlamları. M Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

M Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

Kaynak: pngegg.com

M Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

  • maalesef: yazık ki.
  • maarif: eğitim,
  • maaş: aylık.
  • maazallah: Tanrı korusun,
  • mabet: tapınak,
  • macera: serüven,
  • maceraperest: serüvenci,
  • madde: 1. cisim. 2. unsur,
  • mafsal: eklem,
  • mağara: oyuntu, in.
  • mağdur: kıygın,
  • mağlubiyet: yenilgi,
  • mağlup: yenik,
  • mahal: yer, yöre.
  • mahalli: yerel,
  • maharet: beceriklilik, ustalık.
  • mahçubiyet: utangaçlık,
  • mahçup: utangaç, sıkılgan,
  • mahdum: oğul.
  • mahfuz: saklı,
  • mahir: becerikli, usta.
  • mahiyet: nitelik,
  • mahlûk: yaratık.
  • mahmurluk: 1. sersemlik. 2.süzgünlük,
  • mahpus: hapsedilmiş,
  • mahpushane: cezaevi, tutukevi.
  • mahrek: yörünge,
  • mahrem: gizli,
  • mahrum: yoksun,
  • mahsuben: hesabına,
  • mahsul: ürün.
  • mahsur: kuşatılmış, çevrilmiş, sarılmış,
  • mahsus: 1. özellikle. 2. bilhassa.
  • mahvetmek: yok etmek,
  • mahvolmak: yok olmak, bozulmak,
  • mahzun: üzgün,
  • mahzur: 1. salanca. 2. engel,
  • mahzurlu: sakıncalı,
  • mai: mavi.
  • makaslama: 1. kesme. 2. kısaltma,
  • makber: mezar.
  • makbul: beğenilen, geçer,
  • makbuz: alındı,
  • maket: örnek,
  • maksat: amaç.
  • maksatlı: amaçlı,
  • maksimum: azami,
  • maktul: öldürülmüş,
  • makul: mantıklı,
  • makule: takım,
  • makûs: ters.
  • malûl: sakat.
  • malûm: bilinen, bilindik, belli.
  • malumat: bilgi,
  • malzeme: gereç,
  • mamul: yapılmış, işlenmiş,
  • mamur: bayındır,
  • mana: anlam,
  • manalı: anlamlı,
  • manasız: anlamsız,
  • mânen: ruhça, duyguca, gönülce,
  • manevi: tinsel, ruhsal,
  • mâni: engel,
  • mânia: engel.
  • manşet: 1. başlık. 2. kolluk,
  • manzara: görünüş,
  • manzum: nazım.
  • manzume: 1. koşuk. 2. dizge.
  • maraz: hastalık,
  • marifet: maharet, ustalık, hüner.
  • mâruf: bilinen,
  • maskara: 1. eğlendirici. 2.soytarı,
  • maskaralık: soytarılık,
  • maslahat: iş.
  • maslahatgüzar: işgüder,
  • masraf: gider,
  • masraflı: pahalı,
  • masum: suçsuz, günahsız,
  • maşrık: doğu.
  • mat: donuk,
  • matbaa: basım evi.
  • matbu: basılı,
  • matbuat: basın,
  • matem: yas, üzüntü,
  • materyal: gereç,
  • matkap: delgi,
  • matrak: alay, eğlence,
  • mavimtrak: mavimsi,
mayasıl: egzama
  • mayhoş: ekşimsi,
  • mayi: sıvı.
  • mazbata: tutanak,
  • mazbut: düzenli.
  • mazeret: özür.
  • mazi: geçmiş,
  • mazur: mazaretli.
  • meblağ: tutar,
  • mebus: milletvekili,
  • mebusluk: milletvekilliği,
  • mecal: güç, derman, takat,
  • mecbur: yükümlü, zorunlu,
  • mecburiyet: zorunluluk,
  • mecmua: dergi,
  • mecnun: deli, çılgın,
  • meçhul: bilinmeyen,
  • medeni: uygar,
  • medenilik: uygarlık,
  • medet: imdat, yardım,
  • mefhum: kavram,
  • mefruşat: döşeme,
  • meftun: tutkun,
  • meğer: hâlbuki,
  • mehil: vade, mühlet,
  • mehtap: ay ışığı,
  • mekân: yer.
  • mekruh: iğrenç,
  • mektep: okul.
  • melankoli: karasevda,
  • melodi: ezgi.
  • melül: üzgün,
  • memba: kaynak,
  • memleket: ülke.
  • memlûk: köle.
  • memnu: yasak, yasaklanmış.
  • mendebur: pis, sümsük, sünepe.
  • memnun: hoşnut,
  • memnuniyet: kıvanç, mutluluk.
  • memur: görevli,
  • memuriyet: memurluk,
  • mendebur: sümsük,
  • menetmek: yasaklamak,
  • meneviş: hare.
  • menfaat: yarar, çıkar,
  • menfi: olumsuz,
  • menfur: iğrenç, tiksindirici, nefretlik.
  • menkul: taşınır,
  • mensubiyet: ilişkinlik.
  • mensucat: dokumalar,
  • mera: otlak,
  • merak: kaygı, tasa.
  • meraklanmak: kaygılanmak, tasalanmak, üzülmek,
  • meram: maksat, erek.
  • merasim: tören,
  • merhale: 1. aşama. 2. evre.
  • merhamet: acıma,
  • merhametli: acıması olan, acıyan.
  • merhametsiz: acımasız, gaddar.
  • merhum: rahmetli,
  • merkep: eşek.
  • merkeziyet: merkezcilik,
  • mersi: sağ ol!, teşekkür,
  • mersiye: ağıt.
  • mert: yiğit, sözünün eri, adam.
  • mertebe: aşama,
  • mertlik: yiğitlik,
  • mesafe: ara, uzaklık,
  • mesai: çalışmalar,
  • mesaj: haber,
  • meselâ: örneğin,
  • mesele: sorun.
  • Mesih: İsa Peygamber,
  • mesken: konut,
  • meslek: uğraş,
  • mesnet: dayanak,
  • mesul: sorumlu,
  • mesuliyet: sorumluluk,
  • mesut: mutlu.
  • meşakkat: güçlük, sıkıntı, zorluk,
  • meşgale: uğraş, iş güç.
  • meşhur: ünlü.
  • meşru: yasal, kanunlu.
  • meşrubat: içecekler.
  • meşruhat: açıklamalar,
  • metanetli: dayanıklı,
metazori: zorla,
  • meteliksiz: züğürt,
  • methetmek: övmek,
  • methiye: övgü.
  • metin: sağlam, dayanıklı,
  • metot: yöntem,
  • mevcudiyet: varlık,
  • mevcut: var olan, bulunan.
  • Mevlâ: Tanrı, mevzu: konu.
  • meydan: alan.
  • meydanlık: açıklık,
  • meyil: 1. eğim, akıntı. 2. özlem.
  • mezar: kabir, gömüt.
  • meziyet: nitelik.
  • mezun: 1. bitirmiş. 2. izinli. 3. yetkili,
  • mıntıka: bölge,
  • mısra: dize.
  • mızrap: 1. çalgıç. 2. tezene. 3. pena mihenk taşı: denektaşı,
  • mihnet: sıkıntı,
  • mihrak: odak.
  • mihver: eksen,
  • miktar: nicelik.
  • mikyas: ölçek, ölçü.
  • millet: ulus.
  • milli: ulusal,
  • miliyetçilik: ulusçuluk,
  • mini: küçük,
  • minimini: küçücük,
  • minimum: asgari,
  • minkale: iletki,
  • mintan: gömlek,
  • minyon: ince, zarif, küçük, sevimli,
  • mirasçı: vâris,
  • misafir: konuk,
  • misal: örnek,
  • misil: 1. kat. 2. eş.
  • miskin: uyuşuk,
  • miting: toplantı, gösteri,
  • mitralyöz: makineli,
  • mizaç: huy.
  • mizah: gülmece,
  • modern: çağcıl,
  • monoton: tekdüze, yeknesak,
  • montaj: kurma,
  • mostra: örnek,
  • möble: mobilya,
  • muafiyet: bağışıklık,
  • muallim: öğretmen,
  • muamma: bilmece,
  • muasır: çağdaş.
  • muavin: yardımcı,
  • muayyen: belirli,
  • muazzam: koskoca, görkemli.
  • muazzez: sevgili,
  • muhabbet: sevgi, yarenlik,
  • muhabere: haberleşme,
  • muhacir: göçmen,
  • muhafaza: saklama, koruma,
  • muhafazakârlık: tutuculuk,
  • muhakeme: yargılama,
  • muharebe: savaş,
  • muharrir: yazar,
  • muhasara: kuşatma,
  • muhavere: konuşma,
  • muhit: çevre,
  • muhtelif: çeşitli,
  • muhtemel: umulur, beklenir,
  • muhterem: sayın,
  • mukadderat: yazgı, talih,
  • mukaddes: kutsal,
  • mukavele: sözleşme,
  • mukavemet: dayanma,
  • mukayese: karşılaştırma,
  • muktedir: erkli, iktidarlı.
  • munis: uysal, sevimli,
  • muntazam: düzgün,
  • murahhas: delege,
  • murakebe: denetleme.
  • murat: istek, dilek,
  • musibet: 1. felâket. 2. uğursuz,
  • muştu: müjde,
  • mutaassıp: bağnaz,
  • mutabık: uygun, uyuşmuş,
  • muteber: 1. saygın. 2. güvenilir, inanılır,
  • mutedil: ılımlı,
  • mutlaka: kesinlikle,
  • mutlu: mesut,
  • mutluluk: saadet,
  • muvaffak: başarılı,
  • muvakkat: geçici,
  • muvazene: denge,
  • muzafferiyet: zafer, yengi,
  • muzır: zararlı,
  • muzip: takılgan, şakacı,
  • mübadele: değişme,
  • mübalâğa: abartma,
  • mübarek: kutlu,
  • mücadele: savaşma, uğraş,
  • mücellit: ciltçi.
  • mücerret: soyut,
  • müdafaa: savunma,
  • müdana: minnet,
  • müdahale: karışma,
  • müddet: süre.
  • müdüriyet: müdürlük.
  • müessese: kurum, kuruluş,
  • müfrit: aşın.
  • mühim: önemli,
  • mühimsemek: önemsemek,
  • mühlet: vade.
  • mükâfat: ödül.
  • mükemmel: eksiksiz,
  • mülâyim: yumuşak,
  • mümbit: bitek, verimli,
  • mümessil: temsilci,
  • mümin: inanan, müslüman.
  • mümkün: olabilir, olası,
  • mümtaz: seçkin,
  • münakaşa: tartışma,
  • münasebet: ilişki,
  • münasebetsizlik: saygısızlık,
  • münasip: uygun, yerinde,
  • münevver: aydın,
  • münferit: tek, ayrı.
  • münhal: açık.
  • münhasıran: yalnız,
  • müphem: belirsiz,
  • müptelâ: düşkün,
  • müracaat: başvuru,
  • müreffeh: gönençli.
  • mürettebat: tayfa,
  • mürettip: dizici,
  • müsaade: izin.
  • müsabaka: yarış.
  • müsamaha: hoşgörü,
  • müsavi: eşit.
  • Müslim: Müslüman,
  • müspet: olumlu, pozitif,
  • müsrif: savurgan,
  • müstahsil: üretici,
  • müstakil: bağımsız,
  • müstehcen: edepsizce,
  • müstesna: ayrıcalı,
  • müsvedde: karalama, taslak,
  • müşavir: danışman,
  • müşfik: sevecen,
  • müşkül: 1. güç. 2. engel,
  • müşkülpesent: titiz,
  • müşterek: ortak, ortaklaşa,
  • müşteri: alıcı.
  • mütareke: ateşkes,
  • müteessir: 1. etkilenmiş. 2.üzülmüş,
  • mütecaviz: saldırgan,
  • müteessir: üzgün, üzülmüş,
  • müthiş: korkunç,
  • mütemadiyen: sürekli, aralıksız.
  • mütevazı: alçak gönüllü,
  • müttefik: birleşik,
  • müvezzi: dağıtıcı,
  • müzayede: artırma,
  • müzmin: süreğen, kronik,
  • müzminleşmek: süreğenleşmek, kronikleşmek.

Advertisement

Leave A Reply