Pir Sultan Abdal Kimdir? Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

0

Pir Sultan Abdal kimdir ve ne yapmıştır? Pir Sultan Abdal’ın hayatı, hayat hikayesi, biyografisi, eserleri hakkında bilgi.

Pir Sultan Abdal

Advertisement

PİR SULTAN ABDAL (1480 -1560)

Alevî – Bektaşî geleneğinin yedi büyük şairinden biri kabul edilen Pir Sultan Abdal, “Mağrıptan çıkar görünü görünü / Kimse bilmez evliyanın sırrını / Koca Haydar şâh-ı cihan torunu / Ali nesli güzel imam geliyor” dörtlüğünden anlaşıldığı gibi, Şeyh Haydar’ın torunu ve Şah İsmail’in oğlu olan Şah Tahmasb’ın zamanında yaşamıştır. Sivas’ın Banaz köyünde doğan ve “İsmim Koca Haydar aslım Yemen’de” mısrasından aslen Yemenli ve isminin Haydar olduğunu anladığımız Pir Sultan’ın Hz. Peygamber soyundan gelen bir seyyid olduğu da hemen her din ulusunda gördüğümüz gibi söylenegelmiştir.

Menkıbesine göre, küçük bir koyun çobanıyken bir elinde bâde, diğer elinde elma olan nûrani bir ihtiyar görür ve onun elinden bâdeyi içtikten sonra elmayı alacakken ihtiyarın ayasındaki beni fark eder ve karşısındakinin Hacı Bektaş olduğunu anlar. Hacı Bektaş ona Pir Sultan mahlasım verip şöhretinin her yere yayılmasını, sazının ve sözünün üzerine saz ve söz gelmemesini dileyerek kaybolur.

Osmanlıların, doğuda yükselen Safevi tehlikesine karşı, onların siyasi varlığı dışında Osmanlı coğrafyasındaki dinî-askerî odaklarına yönelik mücadele ettiği bir dönemde bu “hasım” devletin ideolojisiyle hareket eden Pir Sultan’ın da dikkatleri üzerine çekmesi muhakkaktı. Efsane, bu konuyu trajik bir dille ele alır: Menkıbesinde hanaz’a gelip kendisini pir olarak benimseyen bir Hızır’dan bahsedilir. Bu Hızır, kendisinin himmetini ve bu sâyede bir makama geçmeyi dilemiş, Pir Sultan da “Hızır, vezir olursun; ama gelip beni asarsın” diyerek keramet göstermiştir; zira aynı menkıbeye göre seneler sonra Pir Sultan’ı astıran, sonradan Paşa olacak bu Hızır’dır. Gölpınarlı, Hızır’ın kimliğinin net olmadığını söylemekle birlikte bir varsayımda bulunur. Ona göre; 1522’de Köstendil, 1554’te Şam Beylerbeyi olan, 1560’ta Bağdat’a tayin edilip 1567’de ölen Hızır Paşa’nın, Pir Sultan’ın menkıbesinde geçen Hızır olma ihtimâli vardır. Muhtemelen paşa, Bağdat’a giderken Sivas’taki Pir Sultan hareketini de bastırmıştır. Bugünkü Kepçeli’de, uzun süre Darağacı olarak da bilinen mevkide idam edilen Pir Sultan, yine menkıbesine göre darağacında kendisinden geriye sâdece hırkasını bırakarak yola koyulmuş, peşine düşen kollukları, Kızılırmak’ta üstünden geçtiği köprüyü “Gel köprü!” diye çağırmak suretiyle batırıp, atlatmış, Horasan’a gidip Şâh’ın huzurunda nefes okuduktan sonra Erdebil’e vararak orada yatıp ölmüştür.

Türk halk edebiyatının en önemli şairlerinden sayılan Pir Sultan, kendisinden önceki halk şairlerinden haberdardır ve onların temel nazım biçimi olan koşmayı çok kullanmış, halk şiiri tekniğinde büyük varlık göstermiştir. Şüphesiz en fazla etkilendiği şair de Hatayi’dir (Şah İsmail). Dili yalın ve kimi zaman kullandığı terkipler halka mâl olmuş, bilindik terkiplerdir. Şiirinde mistik ve metafizik telâkkilerden ziyade tabiî hâdiseler yer almıştır.

Advertisement


Yorum yapılmamış

Leave A Reply