Roma İmparatorluğunda Sanat

0
Advertisement

Roma İmparatorluğunun başlangıç döneminden yıkılışına kadar sanatın gelişimi, özellikleri, önemli tarihi eserleri.

Başlangıç dönemlerinde Roma sanatının üzerinde Yunan etkisi büyüktür, ikinci etki alanı da Etrüskler, üçüncü etki alanı ise Hellenistik dönem etkileridir. Hellenistik dönemde geniş bir alana yayılmış olan Yunan sanatı, Romalıların bu kültürlerin yayıldığı bölgeleri ele geçirmelerinden sonra, Romalıları da etkisi altına aldı. Bu bölgelerde ele geçirilen birçok heykel, resim ve çeşitli sanat eserleri Roma’ya taşındı ve zaman içinde bunların birçok ktopyeleri yapıldı. Eski Yunan, Etrüsk ve Eski İtalya kültürlerinin gelişmiş, kendine özgü yoğurmasıyla bir bileşim oluşturmuş olan Roma sanatı, zaman açısından Hellenistik dönemi izlemekle birlikte onun bir devamı değildir.

Roma tapınak mimarlığında Yunan etkisiyle birlikte Etrüsk etkisi de görülür. Etrüsk tapınağı bir podyum üzerinde yükselir. Etrüsk tapmaklarında taş, kerpiç ve ahşap yaygın bir biçimde kullanılmıştır. İÖ 6. ve 5. yüzyıllarda Roma’daki Ceres, Liber, Libera ve Capitol’deki Juppiter Tapınağı, Etrüsk tapınak mimarlığına örnek oluştururlar. Pompeii’deki Apollon Tapınağı, Hellenistik dönem Yunan mimarlık etkilerini yansıtır. Roma’da Forum Boairum’daki Fortuna Virilis Tapınağı, İÖ 1. yüzyıla tarihlenen ve günümüze ulaşmış en iyi örnektir. Roma mimarlığının bir başka uygulama alanı da evlerdir. Cumhuriyet ve imparatorluk Roması’nın en güzel ev örneklerine Pompeii ve Herculaneum’da rastlanır. İÖ 79’daki Vezüv Yanardağı’nın lavlar altında kalan bu ilk kent, o tarihi olduğu gibi günümüze getirmiştir.

Bu kentlerdeki ev örnekleri incelendiğinde, Roma evinin avluya açılan çeşitli büyüklükteki odalardan oluştuğu ve eksenlere simetrik olduğu görülür. Atrium adı verilen orta avluda bir havuz bulunmaktadır. Avlulu bölümden bir kapıyla kapalı mekâna girildiğinde, yatak odaları ile yemek odası göze çarpar. Bu odaların arkasında ise bir bahçe vardır. Roma evlerinin en güzel örneklerine Efes’te rastlanır. Bu evlerin tabanlarında mozaik döşemeler, duvarlarında da freskolar vardır.

Roma’da, Yunan’daki agoraya karşılık forum gelişmiştir. Alışverişin yapıldığı bir pazar yeri olduğu kadar, halkın toplandığı ve çeşitli işlerin görüşüldüğü bir açık meydandır. Roma mimarlığının geliştirdiği bir başka yapı tipleri de bazilikalardır. Bu bazilikaları Hristiyanlık döneminde dinsel amaçlarla kullanılan bazilikalarla karıştırmamak gerekir. Roma bazilikaları, alışveriş yapılan çarşılarla mahkemelerin bulunduğu bir mekandır ve forumla bağlantılıdır.

Roma mimarlığının bir başka anıtsal uygulaması ise sütunlu caddeleridir. Sütunlu caddelerin en güzel örneklerine Roma dışında rastlanır. Anadolu, Kuzey Suriye ve Afrika’nın değişik yörelerindeki, Roma yerleşmelerinde bu caddeler görülür. Zengin kentlerde sütunlu caddelere taklar ve yazıtlı kaideler üzerine heykeller yerleştirilmiştir. İki yanda uzanan sütunlu galerilerin arkasında dükkanlar ve evler sıralanmıştır. En güzel sütunlu cadde örneklerine Efes, Miletos, Side, Hierapolis, Perge, Termessos’ta rastlanır. Görkemli Roma’yı yansıtan bir başka mimarlık biçimi de taklardır.

Advertisement

İki ya da üç kemerden oluşan taklar Cumhuriyet döneminden sonra yapılmaya başlandı. Taklar genellikle sütunlu caddelerin başlangıcında ya da ana caddelerin kesiştikleri yerde kurulmuşlardır. Roma dünyasının her yanında sayısız tak yapılmıştır. Roma mimarlığının önem verdiği bir başka yapı türü de hamamdır. Hemen hemen her büyük Roma kentinde hamam vardır. Hamamların gelişmesinde, Romalıların suyu, su kemerleri aracılığıyla çok uzaklardan getirmeleri ve kanalizasyon ağını kurmuş olmaları da büyük rol oynamıştır… Bazı kentlerde birden fazla hamama da rastlanmıştır.

Roma hamamlarında bölge ve dönemlere göre değişiklikler vardır. Bu değişikliklerde bölgelerin yerel özellikleriyle alışkanlıklar etkilidir. Roma mimarlığının önemli özelliklerinden biri de su kemeri kullanılmış olmasıdır. Romalılar kentlerin suyunu çok uzaklarda olsa dahi, su kaynaklarından yerleşmeye kadar su kemerleri üzerinde kanallar yaparak getirmişlerdir. Su kemerleri hemen hemen tüm Roma dünyasında vardır. En güzel örneklere de Anadolu’da rastlanır. İstanbul’da İmparator Valens’in yaptırdığı ve kendi adını taşıyan (günümüzde Bozdoğan Kemeri) su kemeri, en görkemli su kemerlerinden biridir. Çok katlı su kemerine güzel bir örnek de Aspendos’a su taşıyan su kemeridir.

Erken Roma dönemine tarihlenir. Pamfilya Bölgesi kentlerinden Side’ye Manavgat Çayı’ndan su kemeri parça parça günümüze ulaşmıştır. Roma’nın vazgeçilmez bir mimarlık eseri de tiyatrodur. Seyirlik oyunlar için roma’da circus yapılmıştı. Romalılar Yunan-Hellenistik kültürle karşılaştıktan sonra taş tiyatrolar yapmaya başladılar. Yunan tiyatroları bir yamaca yaslanırken, Roma tiyatroları, gelişen mühendislik bilgisinin katkısıyla, yamaca gerek kalmadan istenilen yere yapılabiliyordu. Roma tiyatrolarından sayısız örnek günümüze gelmiştir. Efes, Milet, Priene ve Bergama tiyatroları bu tür tiyatroların en iyi örnekleridir. Yine Anadolu’daki Aspendos ve Side tiyatroları büyüklük bakımından dikkate değer tiyatro yapılarıdır.

Roma mimarlığının kendine özgü bir yapısı ve amphitiyatrodur. Gladyatör oyunları ve hayvanlarla dövüşler amphitiyatrolarda yapılırdı. İmparatorluğun başlangıç dönemlerinde İtalya ve Yunanistan’da amphitiyatrolar kurulurken, Anadolu’da pek az amphitiyatro vardır. En güzel örnek de Bergama amphitiyatrosudur. İÖ 80’e tarihlenen Pompeii Amphitiyatrosu bilinen en eski taş amphitiyatrodur. Roma’daki Colloseum ise en büyük amphitiyatrolardan biridir. Antik dünyada atletizm yarışmaları için stadiumlar yapılırdı. Bu yapıların bilinen en eski örneğin Yunanistan’da Olympia’daki İÖ 5. yüzyılda tarihlenendir. Günümüze ulaşan stadiumlann büyük çoğunluğu Roma dönemine aittir. Bu stadiumların en güzel örneklerinden biri Aphrodisas Stadiumdur. 30.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.

Roma sanatının bir başka güzel koluf da portre heykelciliği ile kabartma sanatıdır. Romalılar hemen hemen tüm kentleri heykellerle süslerlerken, daha çok portre heykelciliğine önem vermişlerdir. Bunların sayısız örnekleri kazılar sonunda gün ışığına çıkarılmıştır. Kabartma sanatını ise daha çok taklarda, sunaklarda ve sütunlarda işlemişlerdi. Ayrı bir kabartma sanatı örneği de lahit kabartmalarıdır. Bazı kabartmalar ise heykele yakın yapılmıştır.

Advertisement

Roma sanatı, her alanda gerçek görkemini imparatorluğun kurulmasından sonra yaşamaya başladı. Augustus’un yaptırdığı ilk eser, Roma Forumu’nun arka planında kalan Mars Ultor Tapınağı oldu. Tapınağın çevresine de Augustus Forumu yapıldı. Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yapılan Augustus tapınaklarından en önemliler arasında Ankara Yalvaç, Pisidya Antiokheiasındakiler sayılabilir. Augustus döneminde yapılan Rimini, Pola ve Aosta zafer takılan da güzel mimarlık örneklerindendir.

Augustus dönemi heykel sanatının en güzel temsilcisi İÖ 9’da tamamlanan Ara Pacis Augustae’dir (Augustun Banş Sunağı). Aynı dönemin en yetkin iki örneği günümüze ulaşmıştır: Roma’nın Therme Müzesi’nde sergilenen ve İÖ 20-10 arasına tarihlenen Primaporta Augustusu ile yine aynı müzede sergilenen Augustus Pontifex Maximus. Neron döneminde baştan başa yanan Roma Kenti, yine onun döneminde yapılmaya başlandıysa da İS 69-96 arasında saltanat süren Vespasianu, Titus ve Domitianus dönemlerinde tamamlandı. Bu dönemin en görkemli yapısı da Colloseum’dur. İÖ 90’da yapılmış olan Titus Takı ise dönemin başka önemli bir yapısıdır. Domitianus dönemine ait sözü edilmeye değer yapı ise efes’teki açığa çıkarılan Domitianus Tapınağındır. Traianus döneminde Roma’da yapılan Traianus Forumu, Ulphia Bazilikası, 36 m yüksekliğindeki ve Dakya Savaşları’nı anlatan Traianus Sütunu, Traianus Tapınağı ve Anadolu’da Bergama Triaianus Tapınağı görkemli eserlerdir. Hadrianus dönemin ilk ve en görkemli eseri Roma Panteonu’dur. Dönemin bir başka önemli yapısı da Hadrianus Mausoleimu’dur. Hadrianus döneminde, bir önceki dönemlere oranla heykelcilikte önemli adımlar atıldı. Ti-voli’deki görkemli Hadrianus Villası heykellerle donatıldı. Hadrianus imparatorluk içinde yaptığı iki büyük gezi sırasında çeşitli yerlerde birçok yapılar ve heykeller yaptırdı. Bunların başlıcaları:

Atina’daki Hadrianus Takı, Efes’teki Hadrianus Tapınağı ve Antalya’daki Hadrianus Kapısı’dır. Marcus Aurelius dönemine ait en görkemli örnek, Roma’daki atlı heykelidir. İÖ 206’da Septimius Severus’un yapımını başlattığı Caracalla Hamamları, aynı anda 1600 kişiyi alabilecek büyüklükte bir yapılar topluluğudur. Stadiumu, kitaplıkları, spor alanları ve bahçeleriyle büyük bir alana yayılmıştır. Aym dönemde yapılan Maximus Alanı eğlencelerin yapıldığı bir alandır. Diocletianus döneminde Roma’da yeni eserler yapılmaya başlandı. Curia yeniden yapıldı. Yugoslavya’nın Split Kenti’nde bir saray kompleksi kuruldu. Büyük Onstantinus Roma’da 312’de Maxentius Bazilikası’nı ve kendi adını taşıyan Constantinus Takı’nı yaptırdı. Ama onun en büyük eseri, tüm yapılarıyla ayağa kaldırdığı yeni başkenti Constantinopolis’tir. Constantinos’un 313’deki Milano Fermanı ile Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini olarak tanımasıyla birlikte Roma sanatı yerine Erken Hristiyan Sanatı’na bıraktı.


Leave A Reply