Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır
    • PHP2Shell Son Durum: Kritik PHP Açıkları Aktif Saldırılarda Kullanılıyor
    • Atatürk’ün Kültür, Eğitim ve Sanata İlişkin Görüşleri
    • Mustafa Kemal Atatürk’ün Sosyal Bilimlere Katkısı
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Deyimler » U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları
    Deyimler

    U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM17 Kasım 2025Updated:28 Mayıs 2026Yorum yapılmamış7 Mins Read

    U Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü U Harfi. Deyimlerin anlamı. U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    U Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    ANLAMINA GÖRE

    Ustalık İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
    Utanmak İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
    Uyku İle İlgili Deyimler ve Anlamları
    Ümit – Umut İle İlgili Deyimler ve Anlamları

    HARF SIRASINA GÖRE

    Ucu (birine) dokunmak: Biri o işten zarar görmek.

    Ucu bucağı olmamak (bulunmamak, görünmemek): Bir yer, alan so nu yokmuş gibi görünmek, çok geniş olmak.

    Ucu bucağı olmamak: Bir yer çok geniş, sonu yokmuş gibi olmak.”Kafamı kaldırıp şöyle bir baktım, ovanın ucu bucağı görünmüyordu.”

    Ucu dokunmak: Bir işten biri zarar görür olmak, söylenen bir söz birine zarar vermek.”O çubuğu kıracağım fakat ucu sana dokunacak diye kıramıyorum.”

    Ucu ortası belli olmamak: Bir işe, söze nereden başlanacağı kestirilememek.

    Ucu ucuna : Ne fazla, ne eksik. (Kars. Kıtı kıtına.)

    Ucu ucuna: Ancak yetişecek kadar.”İp ucu ucuna geldi.”

    Ucunda bir şey olmak: Bir şeyde gizli bir amaç bulunmak.”Bu davranışının ucunda bir şey var ama anlayamadım.”

    Ucunda bir şey olmak: Düşünülen, uygulamaya konan bir işin açık ça belirtilmeyen bir amacı olmak.

    Ucunda ölüm yok ya : “Yapılması gereken bu iş ölümle bitmeyecek ya.” anlamında avunma (avutma) sözü.

    Ucunu bırakmak (bir şeyin): Artık onunla ilgilenmemek.

    Ucunu kaçırmak: Çıkmaza girmek, denetimi elinden kaçırmak.”İşin ucunu kaçırdın, oldu mu ya?”

    Ucuz atlatmak (bir şeyi): Tehlikeli ya da güç bir durumdan az bir zararla sıyrılmak; ucuz kurtulmak.

    Ucuz atlatmak: Güç ve tehlikeli durumdan az bir zararla sıyrılmak.”Ucuz atlattık, az kalsın uçuruma yuvarlanacaktık.”

    Ucuz kurtulmak (bir şeyden): bk. Ucuz atlatmak.

    Ucuz pahalı: Fiyatın düşük ya da yüksek olmasına bakmadan:

    Ucuza çıkmak (mal olmak): Az para harcayarak elde etmek

    Ucuza getirmek (mal etmek) (bir şeyi): Onu ucuz fiyatla satın almak.

    Uç vermek: 1. Baş vermek (çıban). 2. Bitmek, sürmek (bitki). 3. Gelişme, büyüme başlangıcı göstermek. 4. Bilinmeyeni açıklığa kavuşturucu belirtiler ortaya çıkmak.”İlk bahar geldi, dallar uç vermeye başladı.”

    Uç vermek: -1. Bitki filizlenmeye başlamak, ortaya çıkmak. -2. Geliş me, büyüme başlangıcı göstermek. -3. (Çıban) Baş vermek. Ufacık tefecik: Kısa boylu, küçük yapıl), çelimsiz (kimse). Ufak çapta : -1. Aslına göre küçük olan. -2. Küçük miktarda. Ufaktan ufaktan (ufağa): Yavaş yavaş, ağır ağır. Ufak tefek: -1. Küçük boyutlu ve az önemli olan. -2. Kısa ve çelimsiz (kimse).

    Uçan kuşa borcu (borçlu) olmak : Pekçok kimseye, yerlere borcu olmak.

    Uçan kuşa borcu (borçlu) olmak: Pek çok kişiye borçlu olmak.”Babanın uçan kuşa borcu varmış diyorlar, doğru mu?”

    Uçan kuştan medet ummak: Güç bir durum nedeniyle, sıkıntısının çözümü için olmayacak yerlerden ve kişilerden yardım beklemek, her çareye başvurmak.

    Uçan kuştan medet ummak: Pek sıkıntıda bulunup, bu sıkıntıdan kurtulmak için her türlü çareye, olmadık yerlere başvurmak, yardım istemek.

    Uçkuruna gevşek (olmak): Cinsel ilişkiye düşkün (olmak).

    Uçkuruna sağlam (olmak): Namusuna düşkün, iffetli (olmak).

    Uçkuruna sağlam: Namuslu, iffetine bağlı.

    Uçsuz bucaksız: -1. Sonu yokmuş duygusu verecek kadar geniş, bü yük (alan, yer). -2. Çok fazla, pekçok.

    Uçsuz bucaksız: Çok geniş.”Uçsuz bucaksız kırlarda dolaşmak istiyordum.”

    Ufak tefek gördün da Karamürsel sepeti mi sandın? : “Dış görünüşüne bakarak beceriksiz ve değersizdir deme, aldanabilirsin anlamında uyan sözü.

    Uğur getirmek (bir şey birine} : O şey ona iyilik, şans, bereket getirmek

    Uğur(lar) ola (olsun) : “Esenlikle git, /dun açık olsun.’ anlamında dilek sözü.

    Uğurlu kademli olsun : Yeni doğan bir çocuk ya da yeni elde edilen önemli bir mal dolayısıyla söylenen iyi dilek sözü.

    Uhdesinde bulunmak (olmak) (bir şey, birinin} : O şey onun sorumluluğu altında olmak.

    Uhdesinden gelmek (bir işin) : Bir işi başarmak.

    Uhdesine almak (bir şeyi) : Bir işi sorumluluğu altına almak, o işin yapılacağına dair söz vermek.

    Ukala dümbeleği: Bilmediği, bilgisi olmadığı halde her konuda fikir yürüten, zevzek (kimse).

    Ulu orta söz söylemek: Bir şeyin aslını bilmeden, düşünüp tartmadan, çekinmeden, açıktan açığa konuşmak.”Birden ayağa kalkıp ulu orta söz söylemeye başladı.”

    Uluorta söz söylemek (konuşmak) : Bir şey hakkında gerekeni bilme den sonunun nasıl olacağını düşünmeden konuşmak.

    Uma uma döndük muma : ‘Umduğumuz şeyin olmasını beklemekten bittik, tükendik.” anlamında.

    Uma uma döndük muma: Umut edilen, beklenilen şeyler gerçekleşmeyince hayal kırıklığına uğrayan, kötü durumlara düşen, zayıflayıp gücünü yitiren insanlar için söylenir.

    Umuda kapılmak : “Umutlanmak; ümide kapılmak.

    Umudunu kesmek : Artık umutlanmamak; ümidini kesmek.

    Umudunu kırmak : Bir şey ya da kimse, birinin beklentilerini sonuçsuz bırakmak; güvenini, inananı sarsmak; ümidini kırmak.

    Umur görmek: -1. Önemli görevlerde bulunmuş olmak. -2. Çok deneyimli olmak.

    Umurumda değil: “İlgilenmiyor, aldırış etmiyorum.” anlamında.

    Umurunda olmamak: Aldırış etmemek, önem vermemek.

    Umut bağlamak: bk. Ümit bağlamak.

    Umut ışığı: Umut verici belirti; ümit ışığı.

    Umut kesmek (bir şeyden) : Onun artık olmayacağını konusunda içinde bir kanı uyanmak; ümit kesmek.

    Umut vermek (birine): -1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabileceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.

    Un ufak etmek (bir şeyi): -1. Onu çok ufak parçalar, kırıntılar durumu na getirmek. -2. Onu dağıtmak, ?iarap etmek.

    Un ufak olmak: Çok ufak parçalı duruma gelmek.

    Ununu elemiş, eleğini asmış : Geçmişte yapacağını yapmış, yaşı ilerlediği için artık yapacağı önemli bir işi kalmamış olan (kimse).

    Ununu elemiş, eleğini asmış: Hayatta yapmak istediklerini yapmış, geri kalan ömrü süresince artık yapacak önemli bir işi kalmamış kimseler için söylenir.

    Usanç getirmek: Usanacak duruma gelmek.

    Usanç vermek (birine): Onu usanacak duruma getirmek, usandır mak.

    Uslu durmak (oturmak): Yaramazlık etmemek.

    Ut yeri: Vücuttan cinsel organların bulunduğu yer; mahrem yer, edep yeri

    Utancından yere (yerin dibine) geçmek: Çok utanmak.

    Utancından yere geçmek: Çok utanmak, kimsenin yüzüne bakamayıp sanki saklanacak yer aramak.”Çok mahçup olmuştu, utancından yere geçmek üzereydi.”

    Uygun bulmak (bir şeyi, birini başkasına): Birinin başkasına ya da bir şeyin başka bir şeye uygun olduğu kanısında olmak.

    Uygun gelmek (düşmek) (bir şey, birine): -1. Orta yakışmak, yaraşmak. -2. Ona uymak. -3. Elverişli olmak.

    Uygun görmek: Yaraşır görmek, elverişli bulmak; onaylamak.

    Uygunsuz kadın: Toplumun yasak saydığı yaşama biçimini tercih eden kadın; kötü yola düşmüş kadın.

    Uyku basmak (bastırmak) (birini): Birdenbire çok uykusu gelmek

    Uyku bastırmak: Aşırı derecede uykusu gelmek, uyuma isteği duymak.”Yemekten sonra bir uyku bastırır, kafamı kaldıramazdım.”

    Uyku çekmek: İyice uyumak.

    Uyku çekmek: Rahat ve huzurlu bir şekilde çok uyumak.”Eve gidip şöyle bir uyku çekeceğim.”

    Uyku durak yok (uyku nedir bilmeden): Hiç dinlenme olanağı yok (bulamadan).

    Uyku gözünden akmak: Çok uykusu gelmek ve bu yüzden gözleri kapanmak.

    Uyku gözünden akmak: Çok uykusu gelmek, göz kapakları kapanmak.”İki gündür yoldaydık, hemen hemen hiç uyumamıştık, uyku gözlerimizden akıyordu.”

    Uyku tulumu: 1. Uykuyu çok seven kimse, çok uyuyan. 2. İçine girilerek yatılan tulum biçimindeki yatak.”Uyku tulumu sen de, çabuk kalk!”

    Uyku tulumu: Çok uyuyan, uykucu kimse için söylenir.

    Uyku tutmamak: Bir türlü uyuyamamak.

    Uyku vermek (getirmek) (bir şey birine): O şey onda uyuma isteği uyandırmak, o şeyin uyutucu özelliği olmak

    Uykusu açılmak (dağılmak): Biraz önceki uykulu durumu geçmek.

    Uykusu başına vurmak: Zamanında uyuyamadığı ya ela iyice uyuyamadığı için çevresine ters davranmak; hırçınlaşmak, huysuzlaşmak.

    Uykusu gelmek: Uyuma gereksinimi duymak.

    Uykusu kaçmak: 1. Uyuması gerekirken herhangi bir sebepten ötürü uyuyamamak. 2. Bir sorun yüzünden kaygılanmak, endişe duymak.”Uykusu kaçmış, yatakta bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu.”

    Uykusu kaçmak: -1. Uyuması gerekirken, uykusu gelmişken, herhangi bir nedenle uyuyamamak. -2. Olumsuz bir durumdan dolayı kaygılanmak.

    Uykusunu almak: Gerektiği kadar uyumuş olmak.”Epeydir yatıyorsun, uykunu almış olmalısın.”

    Uykusunu almak: Tam istediği gibi uyumuş olmak. •

    Uykuya dalmak: Rahat ve derin bir şekilde uyumak.

    Uykuya varmak : -1. Uyumak. -2, Sessizlik, hareketsizlik içine girmek.

    Uykuya yatmak: Uyumak İçin yatmak

    Uyur uyanık: Yarı uykulu.”Uyur uyanık ayakta nöbet tutmaya çalışıyordu.”

    Uyuz etmek (birini): Onu sinirlendirmek

    Uyuz olmak (birine, bir şeye) ; -1. Ona sinirlenmek, -2. Parasız kalmak.

    Uzağı (ileriyi) görmek: Gelecekte ne olacağını sezmek, kestirmek.”Dedem uzağı gören bir adamdı.”

    Uzağı görmek: Bir şeyin nasıl gelişeceğini, sonuçlanacağını kestirmek.

    Uzaktan merhaba : Çok yakın dostluk ilişkisinin bulunmadığını belirtmek için kullanılır.

    Uzaktan uzağa : -1. Çok uzaktan. -2. Az çok ilgili.

    Uzaktan uzağa: 1. İlgisi pek az olan. 2. Çok uzaktan.”Uzaktan uzağa selâmlaşıyorduk işte.”

    Uzaktan yakından : -1. Hiçbir biçimde, kesinlikle. -2. Herhangi bir ba kımdan ilgili.

    Uzun boylu (uzun uzadıya) : -1. Ayrıntılara girerek, derinleştirerek, uzatarak -2. Uzun süre.

    Uzun boylu: 1. Boyu uzun olan. 2. Uzun süre. 3. Derinlemesine, ayrıntılarıyla.”Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık.”

    Uzun etmek: 1. Nazlanmak, sözünde direnmek. 2. Sözü uzatmak, tartışmayı sürdürmek. 3. Aşırı gitmek.”Haydi uzun etme de gel benimle!”

    Uzun etmek: -1. Sözü uzatmak -2.. Sözünde direnmek. -3. Aşırı gitmek, nazlanmak.

    Uzun hikâye : Anlatılması uzun sürecek dan olay.

    Uzun hikâye: Pek çok ayrıntıları bulanan, anlatması uzun sürecek, anlatılmadan da anlaşılamayacak olan olay ya da konu.

    Uzun lafın (sözün) kısası: Özetle, kısaca, sözü uzatmayarak.”Uzun lafın kısası, yazar gerçekçi olmalıdır.”

    Uzun sözün (lafın) kısası: “Sözü fazla uzatmayalım, sonuca gelelim, kısacası, özet olarak.” anlamında.

    Uzun uzadıya: Çok ayrıntılı olarak, en ince noktalarına inerek.”Meseleyi uzun uzadıya inceledik.”

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.