Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Atatürk ve Kooperatifçilik, Atatürk’ün Kooperatifçilik Çalışmaları
    • Türkiye’nin Yerli Parçacık Hızlandırıcısı TARLA’da İlk Işınlama Deneyi
    • Atatürk’ün Gençliği ve Okul Hayatı: Mustafa Kemal Nasıl Yetişti?
    • 19 Mayıs, Atatürk ve Bayrak Konulu Kompozisyon, Türk Gençliğinin Bağımsızlık Ruhu
    • Atatürk’ün Naaşının Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e Taşınması
    • Nutuk Hakkında Kompozisyon: İçeriği, Yazılış Amacı ve Önemi
    • 8. Sınıf Ya İstiklal Ya Ölüm Konusu İle İlgili Testler, Soru ve Çözümleri
    • Baoji Nerededir? Çin’in Batısında Bir Kavşak Noktası Olarak Kullanılan Şehir Hakkında Bilgiler
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Atasözleri » Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur Atasözünün Anlamı ve Açıklaması
    Atasözleri

    Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur Atasözünün Anlamı ve Açıklaması

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM28 Ağustos 2026Yorum yapılmamış3 Mins Read

    Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur atasözü ile ne anlatılmak istenmiştir? Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur atasözü anlamı

    Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur

    Dağ Dağa Kavuşmaz İnsan İnsana Kavuşur

    Atasözü : Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
    Açıklaması : İnsan dostlarından, tanıdıklarından ayrı düşse bile bir gün mutlaka onlarla yine karşılaşabilir.

    DOST

    Dağlar yüzyıllardır aynı yerlerinde durur. Hareket etmeleri en azından bugünkü koşullarla düşünülemez. Ama insan hareketli bir varlıktır. Ayrı yerlerde de olsalar günün birinde birbirlerine kavuşurlar. Özellikle dostlar ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar, bir gün gelir buluşurlar. Bu söz, insanların en olmadık koşullarda bile kavuşabileceklerini anlatır.

    Atasözünün Açıklaması

    Dağlar kımıldamaz, hiçbir zaman yerlerinden oynamazlar. Ağrı dağı, Erciyes, Süphan… yüzyıllardır hep aynı yerde dururlar. Canları yoktur. Duygu ve düşünceden yoksundurlar. Böyle olunca, aralarında bir bağ olamaz.

    İnsanlar, çeşitli bağlarla birbirine bağlanmıştır. Hele birbirini seven dostlar, tanışlar arasında bu bağlar daha da güçlüdür, süreklidir. Nereye gitseler, birbirlerini özler, ararlar. Böyle olunca da, bir gün karşılaşmaları olasılığı vardır. Erciyes’le Ağrı dağı hiçbir zaman yan yana gelemez ama, Kayserili ve Ağrı’lı iki arkadaş, her zaman birbiriyle karşılaşabilirler.

    İnsanlarla iletişimimiz kopsa dahi kötü ayrılmamaya özen göstermeliyiz. Günün birinde hiç ummadığımız yer ve zamanda o insanla karşılaşma ihtimalimiz vardır. O gün geldiğinde karşımızdakinin yüzüne bakamayacak durumda olmamalıyız. Bir anda Dünya’nın ne kadar da küçük olabileceğine şaşırırız. Hepimiz aynı gökyüzünün altında hareketli canlılarız. Globalleşen dünya artık her zamankinden daha küçük. Gün gelir herkes kavuşur.

    Yanardağ Nedir?

    Yanardağ (Volkan) mağma maddelerinin yer içinde yüzeye çıktığı ya da çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağdır. Yeryüzünün iç kesimlerinde radyoaktif elementlerinin ayrışması nedeniyle ısı çok yüksektir; hatta bu ısı bazen binlerce dereceye ulaşabilir. Çok derinlerde, yüksek basınç nedeniyle kayalar erimediğinden sıvı hale gelmezler. Bununla birlikte kızgın kayalar (magma) yerkabuğundaki zayıf noktalardan yukarı süzüldüklerinde, basınç giderek azalır, sonuçta magma yeryüzüne erimiş kayalar (lavlar) biçiminde taşar. Bu tür olguların tümü volkanik olgular olarak adlandırılır.

    Yeryüzünün iç bölümleri konusunda doğrudan bilgi edinebilmenin tek yolu, volkanik maddelerin incelenmesidir. Yeryüzünün her yanında çok sayıda yanardağ vardır. Ancak bunların yalnız 700-800 kadarının etkin olduğu, yani son yüzyılda hala lav püskürttükleri bilinir. Bunların dışında kalanlar sönmüş yanardağlardır. Yine de, bu yanardağlar birdenbire etkin duruma gelebilirler. Etkin yanardağlar bazen birbirlerinden uzak yerlerde bulunurlarsa da, gerçekte yanardağların tümü birkaç dar kuşakta toplanmıştır. Bu kuşakların en tanınmış olan Pasifik Çevresi Kuşağı’dır. Yanardağların Büyük Okyanus kıyılarındaki büyük sıradağlarla (örneğin And Dağları) yakınında ilişkili oldukları anlaşılmıştır.

    İkinci büyük yanardağ olan Atlas Okyanusu Bölgesi, genellikle okyanusların ortasında ve anakaralardaki (örneğin doğu Afrika’da Rift Vadisi) yüksek dağlan ve büyük fay bölgelerini içerir. Bunlardan başka bir de Akdeniz Bölgesi vardır. Bu bölgedeki yanardağlar Akdeniz çevresindeki kıvrımlı dağların “iç kesimlerinde” yer alır ve jeolojik yapılan Akdeniz Bölgesi’nin özelliklerini taşır. Kıtalardaki büyük volkanlar ne kadar görkemli olurlarsa olsunlar deniz düzeyinin altında ya da okyanus tabanında bulunan ve tepeleri deniz düzeyinin üstüne çıkan yanardağlarla karşılaştırıldıklarında, önemlerini yitirirler. Bu tür yanardağların bilinen bir örneği, Kanarya Adaları’ndan biri olan Tenerife’deki Pico de Teide Yanardağı’ dır. Bu yanardağın doruğu deniz düzeyinden 3.718 m yükseklikte, dibiyse deniz düzeyinden 3.000 m aşağıdadır. Hawai Adaları’nda bundan daha da büyük bazı yanardağlar vardır. Bunların okyanus tabanından başlayarak tüm yüksekliklerinin 9.000 m’yi aştıkları göz önüne alınırsa, Himalayalar’ın doruklarından daha yüksek oldukları anlaşılır. Gerçekte Hawai Adalan büyük bir yanardağ kütlesinin bir bölümünü oluşturur. Bu adalardaki yanardağlardan Mauna Loa’nın deniz düzeyinden yüksekliği 4.169 m, Mauna Kea’nın yüksekliğiyle 4.205 m’dir,

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Atatürk ve Kooperatifçilik, Atatürk’ün Kooperatifçilik Çalışmaları
    • Türkiye’nin Yerli Parçacık Hızlandırıcısı TARLA’da İlk Işınlama Deneyi
    • Atatürk’ün Gençliği ve Okul Hayatı: Mustafa Kemal Nasıl Yetişti?
    • 19 Mayıs, Atatürk ve Bayrak Konulu Kompozisyon, Türk Gençliğinin Bağımsızlık Ruhu
    • Atatürk’ün Naaşının Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e Taşınması

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.