Amerikan Müzik Sanatı ve Gelişimi Hakkında Bilgi

0

Amerikan müzik sanatının ya da müzik kültürünün kökeni, değişimleri, sanatçıları ve eserleri ile ilgili bilgiler.

Gerçek Amerikan müziği beyazlar Avrupa’nın çeşitli bölgelerinden buralara gelmeden önce Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderililerin yarattığı müziktir. Öte yandan, gerek “ciddi” gerekse “hafif” Amerikan müziği birçok ülke müziğinin karmaşık bir bileşimidir. Yeni Dünya’ya ilk yerleşenler bildikleri ve anımsadıkları bazı Avrupa müzik çeşitlerini birlikte getirdikleri gibi, köle ticaretinin gelişmesiyle Afrika kültürlerinin zengin müzik mirası da oluşmakta olan Amerikan müzik biçimlerini etkilemeye başladı. Kısacası, günümüzün ABD müziği, melez bir müzik olup genelde Avrupa ile Afrika kökenlidir. Bu melezleşmenin hangi evrelerden geçtiği, ABD’ye özgü müzik biçimlerinin nasıl oluştuğu dönemleri içinde ele alındığında bunların: 1) “ciddi” ya da “klasik” müzik, 2) “folk” ya da “halk” müziği, 3) “hafif ya da “pop” müzik, 4) caz müziği diye dörde ayrıldığı görülür. Hemen tüm sömürgelerde müzik yaşamı 17. yüzyılın başlarında gelişmeye başladı. 1762’de Charleston’da kurulan “St. Cecilia Society” Kuzey Amerika’ da kurulan ilk- müzik derneğidir. Öte yandan baladlardan oluşan Amerikan operası Flora da ilk kez aynı kentte gösterime sunuldu (1735). ingiliz olmayan yeni göçmenlerin gelmesi, müzik kavramının değişmesine yol açtı.

Advertisement

Aslında, 1732’de Pennsylvania’ya gelip yerleşen ve bini aşkın ilahi besteleyen Alman Johann Conrad Beissel sömürgelerin ilk önemli bestecisidir. Devrim Savaşı sırasında dinsel olmayan Avrupa müzik çeşitleri dışardan getirtilip Philadelphia, Boston, New York, Charleston ve başka kentlerin özenti içindeki zenginlerine şarkı, oratoryo, kantat, opera, enstrüman için parçalar biçiminde sunuldu. Yaygın bir ün kazanan My Days Have Been So Wondrous Free (Günlerim Şaşılacak Kadar Özgür Geçti) 1759, adlı şarkının yazarı Philadelphialı Fransic-Hopkinson dikkate değer ilk Amerika doğumlu bestecidir. Ancak kendini kilise müziği yazmaya adayan ve 1770′ lerde bir dizi ilahisini The New Eng-land Psalm Singer (New England’lı Sure Şarkıcısı) adı altında topluca veren Bostonlu William Billing gerçek anlamda ilk Amerika doğumlu sanatçıdır. Devrimin bitiminden sonra gelen çok sayıda yabancı müzikçi ve besteci Amerikan müziğini egemenlikleri altına almakta gecikmediler. ABD folk müziği dünyanm en zengin halk müziklerinden biridir. Britanya Adaları, Avrupa’nın çeşitli yerleri, Afrika, Latin Amerika, bir ölçüde Asya ve Kızılderili müziğinden kaynaklanır. İngiltere, İskoçya ve İrlanda’dan Anglo-Kelt göçmenlerin getirdiği halk şarkıları dağarı Amerikan folk müziğinin başlıca kaynağını oluştururken Afro-Amerikan çoğunluğunun atalarının anayurdu olan Batı Afrika da ABD halk müziğinin ikinci en önemli kaynağıdır. İngilizce konuşmayan Avrupalı, değişik etnik grupların müziği ise üçüncü kaynağı oluşturur. Anglo-Keltik halk müziği türleri, Balad türünde şiirler en yaygın biçimidir. İngilizler ile İskoçların 16. yüzyılın sonlarında Kuzey Amerika’ya yerleşmelerinden sonra bir Amerikan balad geleneği gelişti ve Jesse James, Springfıeld Mountain (Springfield Dağı), Young Charlotte (Genç Charlotte) gibi şarkıların ortaya çıkmasına olanak sağladı. İşkolu şarkıları bu türün bir başka önemli biçimiydi Blow the Man Down (Es De Adamı Yere Ser), Shenandoah, Rio Grande bu dönemin koro eşliğinde söylenen gemi şarkılarından güzel örneklerdir. Genellikle büyük kaza ya da yiğitlik öyküleri anlatan bıçkıcı ve madenci şarkıları da bu türden ezgilerdir. Amerika sömürgelerinin batıya ve doğuya doğru yayılması sonucu bu tür “Western” (batıya özgü) ile dans eşliğinde söylenen köy şarkıları olmak üzere iki kola daha aynldı.

Anglo-Keltik ve Afro-Amerikan halk müziği arasında hayli etkileşim vardır. Gerek John Henry, Stagalee gibi Afro-Amerikan baladları gerekse Anglo-Keltik deniz şarkıcılan hem Zenci hem de Beyaz gemiciler tarafından paylaşılırdı. Ancak, 17. yüzyılda Güney eyaletlerinde yaygınlaşan Zenci ilahileri yalnızca Zenci köle Amerikanlılara özgü halk şarkılanydı. Nobody Knows the Trouble See (Benim Çektiğim Sıkıntıları Kimse Bilemez), Swing Low (Darağacında Alçakta Sallan), Sweet Charriot (Tatlı Araba), Many a Tho-usand Gone (Binlercesi Gitti) vb. Zenci ilahileri acıklı tempolarıyla üzüntü veren şarkılar iken Jacob’s Ladder (Yakup’un Merdiveni), Roll, Jordon, Roll (Sallan, Jordan Sallan) vb canlı besteleri ve ritimleriyle neşeli parçalardı. 1870’lerde Zenci ilahileri “blues” adını alarak folk geleneğinin katılığından kurtulup pop müziği alanına taştı.

Kuzey Amerika’nın ilk önemli pop şarkıları politik amaçlıydı. Sömürge döneminde genel uygulama ünlü ingiliz ezgilerini alıp sözlerini sömürgeci ülkeye çatacak biçimde değiştirerek söylemekti. John Dickinson’un kaleminden çıkan ve Kralcı William Boyce’un Heart of Oak’ını (Meşe Yürekli) çürütmeye yönelik The Liberty Song (Özgürlük Şarkısı) bu türün ilkidir. Ancak, Yankee Doodle dönemin en ünlü şarkısıdır. Öte yandan savaş şar-kılan da vardır: Salt yerli kökenli olan Nathaniel Niles’in The American Hero ‘su (Amerikalı Yiğit), Amerika Devri-mi’nin Marseillaise’i diye anılan Willi-am Billings’in Choster’i. Bağımsızlık sonrası ile İç Savaş arasındaki dönemde ABD doğumlu ve göçmen besteciler birçok senfoni, sonat, yaylı saz kuarteti, şarkı, oratoryo besteleyip yorumlamaya başladılar. Boston’da “Handel and Haydn Soci-ety” (1815), Philadelphia’da “Musical Fund Society” (1820), New York’ta “Philarmonie Society” (1842) gibi müzikle ilgili önemli örgütler büyük kentlerde hızlı bir gelişme gösterip yayıldılar. “ABD Beethoven’i” diye anılan Bohemia göçmenlerinden Anthony Philip Heinrich, kökleri Kızılderili kültürüne dayanan çok zengin bir müzik türü geliştirdi. Amerikan müziğine yerli kaynaklara dayalı geleneksel bir yön venneye çalışan Massachusettsli Lowel Mason birçok başarılı ilahi yazdı ve ünlü Boston Müzik Akademisi’ni kurdu.

Anglo-Keltik halk müziğinin işkolu türlerinden biri olan “Western” zamanla tipik bir Amerikan havasını bürünüp The Old Chisholm Trail (Eski Chis-holm Yolu), l’m A-leavin Cheyenne (Elveda Cheyenne), The Dying Cow-boy (Ölen Kovboy) çoban şarkılarının türemesine yol açtı. Öte yandan, dans eşliğinde söylenen köy şarkısı örneklerinden Skip to My Lou (Lou’nun Kucağına Sıçra), Bujfalo Girls (Buffalo’ nun Kızları), Old Dan Tucker (Yaşlı Dan Tucker) bir başka tür olarak 19. yüzyılın başlarında dansın yasaklandığı koyu Püriten Ne w England Bölgesi’nde bile yaygınlaştı. Bu arada Afro-Amerikan halk müziği türlerinden Zenci ilahileri “blues” havasına bürünüp kentli Beyaz dinleyicilerin de beğenisini kazandıktan sonra bunları yaygınlaştırmak için müzik toplulukla-n kuruldu. Daha sonra Marian Ander-son, Roland Hayes ve başka şarkılara yeni bir yorum getirdiler. Pamuk tarlalarında çalışan kölelerin ezgilerinden gelişen blues genel olarak Afro-Amerikalı halkın derin üzüntüsünü yansıtır. Blues geliştikçe iki kola ayrıldı: biri “Kör” Leman Jefferson ile Leadbelly’ nin caz müziğine aktardığı toprağa bağlı kırsal blues, öteki ise W. C. Handy’nin caz müziğine aktardığı ve sonradan Bessie Smith, Billie Holiday, Louis Armstrong gibi sanatçıların geliştirdiği daha incelikli kentsel blues. Afro-Amerikan halk müziğinin bu dönemde gelişme gösteren üçüncü bir önemli türü de Little Sally Walker (Küçük Sally Walker), Statisfied (Doyum) gibi ünlü ezgileri içeren çocuk oyunlan şarkılarıdır. Bağımsızlık sonrasını izleyen yarım yüzyılda gelişen ulusal ve uluslararası olaylar pop müziği şarkılarının ulusal marş kalıpları içinde biçimlenmesine yol açtı: Joseph Hopkinson’un Hail Columbia (Selam Columbia) Fransa ile savaşın kaçınılmaz olduğu bir sırada Philip Phile’in The President’s March (Başkan Marşı) 1798, Robert Treat Paine’nin Jefferson and Liberty (Jefferson ve Özgürlük) 1800, 1812 Savaşı nedeniyle 1814’te yazılan ve 1931’de resmen ulusal marş olarak kabul edilen Francis Scott Key’in The Star-Spangled Banner (Yıldız Pırıltılı Bayrak), Samuel Francis Smith’in America’sı (1831).

Advertisement

Politik şarkılar birbirini izlerken, duygusal baladlar da hafif müzik alanında güç kazanıyordu. John Jill Hewitt’in The Minstrel’s Return from the W ar (Halk Ozanının Savaş Dönüşü) 1827, ilk başarılı Amerikan hafif müzik baladıdır. Sözleri George P. Morris’in, müziği Hemy Russell’in olan Woodman, Spare that Tree (Oduncu Şu Ağacı Bağışla) 1837, bunu izledi. îç Savaş öncesi yıllarda büyük beğeni kazanan birçok balad yazıldı: Marion Dix Sulli-van’ın The Blue Juanita (Mavi Juani-ta) 1844; sözleri Thomas Dunn Eng-lish’in müziği Nelson Kneas’in olan Ben Bolt (1848); Septimus Winner’in Listen to the Mocking Nelly Gray (Alaycı Kuşa Kulak Ver) 1855, Benjamin Russell Hanby’nin Darling Nelly Gray (Sevgili Nelly Gray) 1856, H.S. Thompson’unAnme Lisle’ı (1860). Bu şarkıyı tiyatro gösterileriyle halka yaymanın en kestirme yol olduğu yine bu dönemde anlaşıldı. Böylece yüzlerini karaya boyayıp sahneye çıkan Beyaz sanatçılar îç Savaş öncesinde büyük başan kazandılar. Dan Emmett ve Ed-wing P. Christy dönemin bu kılıkta sahneye çıkıp şarkı söyleyenler arasında en ünlü olanlardı. Emmet kendi yazdığı Old Dan Tucker (Yaşlı Dan Tucker) 1843, De Boatman’s Dance (Kayıkçının Dansı) 1843, The Blue-Tail Fly (Mavi Kuyruk) 1846, ve özellikle Dixie (1859), adlı ezgileri ölmezliğe kavuştururken, Christy de Swance River (Swanee Irmağı) 1851, Massas’s in the Cold, Cold Eround (Massa Çok Soğuk Bir Ülkedir) 1852, My Old Kentucky Home (Kentucky’ deki Eski Evim) 1853, gibi Stephen Foster’in birçok şarkısını halka ileterek sevdirdi. İç Savaş’tan sonra ünlenen pop müziği sanatçıları arasında 700’ü aşkın şarkı yazan James A. Blend ilk önemli Zenci besteci olarak en ön sırayı alır. Başlıca eserleri; Carry Me Back to Old Virginny (Beni Eski Vir-ginia’ma Götürün) 1878, In the Evening by the Moonlight (Akşam Ay Işığı Altında) 1878, Oh, Dem Golden Slippers (Ah, O Altın Terlikler) 1879, Hand Me Down My Walking Cane (Bastonumu Verin de Yürüyeyim) 1880.

19.yüzyılın sonlarında kuzeydoğu eyaletlerinden, John Knowles Paine, Arthur Foote, George Whitefield Chad-wick, Horatio Parker, Amy Beach gibi yüksek müzik eğitimi görmüş ciddi besteciler çıkmaya başladı. Ancak bu sanatçılar özellikle Alman ya da “Al-manlaşmış” akademilerin ürünü oldukları için eleştirmenler onların müziğini taklitçi, özgünlükten yoksun ve çok “akademik” buldular. Edward MacDo-wel “Amerikan ruhunu” yakalamak amacıyla Indian Süite inde (Kızılderili Süiti) 1897, Kızılderili temasmı bolca işledi.Arthur Farwell’in enstrüman için yazdığı parçalarda, Charles Stanford Skilton’un kantat ve fantezilerinde, Victor Herbet ile Charles Wakefied Cadman’ın “Kızılderili” operalarında görüldüğü gibi ortalığı bu dönemde bir “Kızılderili” müziği furyası kapladı. Ancak bu bilinçli Kızılderilileşme olayı çabucak yozlaşarak ağdalı oda baladlarına dönüştü. Afrika’dan ve Amerikalı göçmenlerden kaynaklanan müzik ise 20. yüzyılın başlarında bölgeden bölgeye biçim değiştirerek tüm ülkeye yayıldı. Bu durumda kimi besteciler akademisyenlerle Avrupa müziği hayranlarının burun kıvırmalarına karşın, Zenci ilahilerine, “blues” ezgilerine,”ragtime” denen kesik tempolu müzik parçalarına ve sonunda caz müziğine yöneldiler. Henry F.B. Gilbert, Har-vey W. Loomis, Rubin Goldmark, Hemy T. Burleigh, William Grant Stili ve R. Nathaniel Dett adlı besteciler, ABD’yi ziyaretinden sonra Çeklerin büyük bestecisi Antonin Dvorak’ın New World Semphony’dt (Yeni Dünya Senfonisi) 1893, yaptığı gibi, eserlerini Zenci melodileriyle örmeye başladılar.

Afro-Amerikan halk müziği, kesik tempolu parçalara dönüşerek cazı oluştururken, Anglo-Amerikan etkisinde hızlı bir tempo ve doğaççı bir nitelik kazanıp “folk-rock” akımım yarattı. İç Savaş’tan sonra pop müziği ABD halkının başlıca gönül eğlencesi ve yatırımcıların cep doldurma aracı oldu. 1866’da New York’ta açılışını yapan müzikli fantezi The Black Crook (Kara Sahteci) ABD tiyatrosunun o zamana kadar en üstün başarı sağlayan eseriydi. Neber ve Field’in, Hariyon ve Hart’ın başarıyla sunduğu Burlesque’ ler (striptizli ve taşlamalı gösteri) de bu döneme rastlar. The Bowery (Eğlence Yerleri Sokağı), Push Dem Clo-ud Away (Şu Bulutları Uzaklara İti-ver), Reuben, Reuben gibi şarkıları içeren A Trip to China Town (Çin Mahallesinde Bir Gezinti) 1891, müzikli güldürüye dönüşen bu türün temsilcisi bilinir. Duygusal baladlar ve aşk baladları hafif müzik notaları yayımcılığı imparatorluklarını kuran öğeler oldu. Bu dönemin liste başı şarkıları şöyleydi: Paul Dreser’in The Pardon Came too Late (Af Çok Geç Geldi) 1691, James Thornton’un The May Have Seen Better Days (Daha İyi Günler Görmüş Olabilir) 1894, sözleri Charles Fore-man’ın, müziği Momoe H. Rosendfeld’ in olan Gold Will Buy Most Anything But A True Girl’s Heart (Altın Gerçek Bir Kızın Kalbinden Başka Hemen Herşeyi Satınalabilir) 1898, Carrie Ja-cobs Bond’un Love You Truly (Seni Gerçekten Seviyorum) 1906, Irving Berling’in When I Lost You (Seni Yitirdim Zaman) 1912. Bu arada, yeni buluşlar da sayısız sürüm şarkısı için esin kaynağı oldu. Charles K. Harris’in Hello, Central, Give Me Heaven (Alo Santral, Bana Cenneti Bağla) 1901, sözleri Vincent P. Bryan’ın ve müziği Gus Edwards’ın olan In My Merry Oldsmobile (Neşili Oldsmobilimde) 1905, sözleri Alfred Bryan’ın ve müziği Fred Fisher’in olan Come, Josephi-ne, in My Flying Machine (Gel Josep-hine, Uçağıma Bin) 1910. Öte yandan, ragtime ve blues gibi her ikisi de geleneksel Afro-Amerikan müziği kökenli yeni şarkı üslupları türedi. Kesik tempolu ragtime şarkıları ise Missouri tar-larında ve genelevlerinde çalınıp söylenen piyano parçalarından doğup gelişti. Klasikleşen başlıca ragtime şarkıları: Hughie Cannon’un Bili Bailey, Wont You Please Come Home? (Bili Bailey, Lütfen Artık Eve Gelmeyecek misin?) 1902; sözleri L. Wolfe Gilbert’ in ve müziği Lewis Muir’in olan Wai-ting for the Robert E. Lee (Robert E. Lee’yi Beklerken) 1912, Irving Berlin’in ilk büyük başarısı Alexander’s Ragtime Band (Alexander’in Ragtime Bandosu) 1911. W.C. Handy’nin The Memphis Blues (1913), The St. Louis Blues (1914), adlı besteleriyle blues pop müziği dalının en önemli bir türü olurken, Bessie Smith, “Ma” Rainey, Billie Holiday gibi Zenci sanatçıları üne kavuşturdu. Ayrıca, caz da bu iki müzik kolundan doğdu.

1895 dolaylarında ortaya çıkıp 1910′ larda doruğuna ulaşan ragtime aslında piyanoculara özgü bir üsluptu, Missouri’de doğduysa da sonra yaratıcı bir merkez durumuna gelen St. Louis’e göçtü. Ünlü parçası Maple Leaf Rag (Akağaç Yaprağı Hışırtısı) 1899 ile Scott Joplin bu müzik türünün babasıdır. Büyük ilgi görmesi sonradan ticaret alanında sömürülüp, sulandırılmasına yol açtıysa da, ragtime’ın her tür Amerikan müziği üzerindeki belirli etkisi bugün bile yadsınamaz. Öte yandan cazın bir başka kolu olan blues 1910’larda N. C. Handy (1873-1958) ünlü parçalarını yazmaya başladıktan sonra ABD’nin her köşesine yayıldı. 1920’lerde plak dolduran Bessie Smith (1894-1937) en büyük blues şarkıcılarından biriydi. New Orleans’ta iki ayrı müzik geleneğinin temsilcisi olan Fransız halk şarkıları ve danslarıyla karışmış durumdaki İngiliz-İrlanda ba-ladlarıyla Avrupalaşmış Zenci ragtime bir araya geldi. Bu ikisini ustaca harmanlayan kornetçi Charles “Buddy” Bolder (1868-1931) New Orleans Cazı ‘nin söylencelik kurucusu oldu kornetçi. Joseph “King” Oliver (1885-1938), klarnetçi Sydney Bechet (1897-1959), besteci ve cazbant yöneticisi Ferdi-nand Jelly “Koli” Morton (1889-1941) bu dönemde caz müziğini geliştiren müzikçiler olarak onun açtığı yoldan yürüdüler.

20. yüzyıl ilerlidikçe Afro-Amerikan ezgileri ve ritmleri Avrupa müzik türleriyle daha iyi kaynaşmaya yüz tuttu. Özellikle ulusal sınırlar dışında yayıldıkça İgor Straviksy (Ragtime, 1918 ve Piano Rag Music 1920), Darius Milhaud (La creation du monde, 1923), Ernest Krenek (Jonny Spielt auf, 1927) gibi Avrupalı besteciler eldeki gereçleri başarılı bir biçimde kullanır oldular. ABD’de George Gers-hwin Afro-Amerikan müzik mirasından yararlanmayı bilen en başarılı bestecilerden biridir. Raphsody in Blue (Mavi Rapsodi) 1924, Concerto in F (F Konçertosu) 1925 ve uluslararası ün kazanmış bir Zenci operası olan Porgy and Bess (1935). Öte yandan, üçüncü bir kaynak bulan Virgi Thomson, western türü müzikten esinlenerek filmler için The Plought That Broke the Plains (Ovaları Kırıp Geçiren Saban) 1936, The River (Irmak) 1937, adlı parçaları besteledi. Aaron Copland da aynı üslupla birkaç bale yazdı: Bili the Kid (1938), Rodeo (1942), Appalachian Spring (Appalach’ta Bahar) 1944. Ancak Kızılderili ve Afro-Amerikan müziği gibi western müziği de gerçek ABD ruhundan uzak kalınca ABD’li ciddi müzik bestecileri yine kaynağı Avrupa’da aradılar. Ardından, politik temalı müzikli dramlarıyla Marc Blitzlain, İtalyan kaynaklı romantik müziğiyle Paul Creston, baleleri, sonrası dönemde Vanessa (“1958), Antony and Cleopatra (1966) adlı operalarıyla Samuel Barber gibi bir yeni kuşak besteciler grubu türedi. Norman Dello Joio, Gian-Carlo Menotti ve David Diamond bu dönemin öteki önemli adlarıdır. 20.yüzyılın başlarından bu yana ABD’ deki yoğun endüstrileşme ve kentleşme sonucu yalnız birkaç halk müziği geleneği varlığını korurken ötekiler unutuldu, zamanla da ortadan kalktı. Ancak 1930’lu bunalım yıllarında kentsel kesimlerde açık hava konserleri veren Woody Guthrie şarkılarıyla halk müziğini bir ölçüde yeniden canlandırdı.

ABD, Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önce bile sözleri Alfred Bryan’ın ve müziği Al Piantodosi’nin olan 1 Didn’t My Boy to Be A Soldier (Oğlumu Asker Olması İçin Yetiştirmedim) 1915, gibi savaşa karşıt şarkılar vardı. Savaş ilan edildikten sonra yiğitlemeler günün modası oldu: Irving Berlin’in Över There’ı (İşte Orada) 1917, sözleri Raymond B. Egan’ın ve müziği Richard A. Whiting’in olan çok duygusal Tül We Meet Again (Yeniden Buluşana Kadar) 1918. 1920 ye 1930’larda üç teknik gelişme pop müzik alanını büyük ölçüde etkiledi: Radyonun, plak ve bantın, sesli filmin icadı. Üstün başarı kazanan şarkıları radyo “anında” sunmaya başladı. Rudy Vallee, Bing Crosby, Kate Smith, Morton Downey ya da Frank Sinatra gibi dönemin yıldız ses sanatçılarının kıyıdan kıyıya yayın yapan radyo ağı aracılığıyla ilettikleri şarkılar bir gecede ülke boyutlarında ünlenme olanağı buldular. Ayrıca, balo salonlarında, gece kulüplerinde, otellerde çalan dans orkestralarına programlarında yer verip hafif müzik yayınları da yapan radyo “dev orkestralar” dönemini başlatarak Paul Whit-man, Vincent Lopez, Fred Wering, Guy Lombardo, Dorsey Kardeşler, Glenn Miller ve Benny Goodman orkestralarının “swing” çağını açtılar. Bu sanatçılar evlerde, otomatik pikaplarda, müzik kutularında, çalınan plaklar da doldurdular. Al Jolson’un The Jazz Singer (Caz Şarkıcısı) 1927 ile beyaz perdeye sesini kazandıktan sonra hafif müzik iletişim aracı olarak sinema da radyoya katıldı, üstün başarı sağlayan müzikli oyunlar sinemaya uyarlandı. Holywood’da Cole Porter’in Rosalie’si (1937), E.Y. Harburg ve Harold Arlen’ in The Wizard of Oz (Oz Sihirbazı 1939, gibi kendi yapımlarıyla ortaya çıktı.

Advertisement

Bu dönemin caz müziğini yönlendiren liste başı ad Polato Head Blues, Fully Low Blues, Struttin With Some Barbecue (Mangalda Et Kızartmakla Çalım Satarak), Skip the Gutter (Lağıma Düşme), West and Blues Muggles (Suratsızlar), Sweethearts on Parade (Sevgililerin Gösteri Gezintisi), Basin Street Blues, That’s My Home (İşte Benim Evim) 1923-1933 gibi üstün başarı kazanan parçalarıyla kuşkusuz Armstrong’tan başkası değildir. Ancak, daha büyük caz toplulukları için kusursuz düzenlemeler yapan piyanocu-besteci Edward “Duke” Ellington’un ayrı bir yeri vardır. Bir dönemi büyüleyen başlıca parçaları: East St. Louis-Toodle-Oo (1926); Concerto for Coo-tie (Trompetçi Charles “Cootie” Willi-ams İçin Konçerto); Koko, Harlem Air Shaft (Harlem’in Hava Bacası Ko-ko), Blue Serge (Mavi Şafak) 1938-1941, Black, Brown and Beige (Kara, Kahverengi ve Bej) 1943. Piyanist Willi-am “Count” Basie ise 1930’ların ortalarında caz müziğine yenilik getiren kişi olarak bilinir. Aynı yılların öteki önemli solistleri: Trompetçi Roy Eld-ridge, Coleman Hawkins ile Ben Webster adlı tenor saksofoncular, Jonny Hodges ve Benny Carter adınaki alto saksofoncular, klarnetçi Charles “Pee Wee” Russel, Dickie Wells ile Benny Moton adlı tromboncular, vibrafoncu Lionel Hampton, Teddy Wilson ve Art Tatum (1910-1956) adlı piyanocular, Sydney Catlett (1910-1951) ile Jo Jones adlı davulcular ve yenilikçi solo gitar Charlie Christian (1919-1942). Öte yandan, Billie Holiday (1915-1959) ve Ella Fitzgerald bu dönemde sivrilen şarkıcılardan İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra deneyselcilik yönünde giderek artan bir eğilim belirdi. Uyumsuz ve 12 ton tekniği kullanılarak uygulanan müzik çağdışı sayıldı. Böylece, besteciler müzik yoluyla boşalım için yeni olanaklar aramaya koyuldular. Sentez edici, bilgisayar ve teyp gibi aygıtlar kullanımıyla elde edilen elektronik müzik bu arayışların belki de en devrimci olanıydı. Ot-to Luenings, Ne w York’ta Columbia-Princeton Elektronik Müzik Merkezi’ ni kuran Vladmir Ussachevsky, Cage ile Babbit ABD’de elektronik müziğin öncüleridir.

Bugün birçok ABD kentinde dünyanın en iyileriyle boy ölçüşecek nitelikte senfoni orkestraları bulunduğu gibi, yaklaşık her büyük metropol merkezinde düzenli temsiller veren opera ve bale toplulukları vardır. 1950’lerde halk şarkıları en çok ABD’ li gençler arasında ırkçılık, yoksulluk, özellikle Vietnam Şavaşı’na karşı bir protesto aracı olarak yeniden ele alındı, bilinen şarkılar için karşıtlık belirtici sözler yazıldı. Bob Dylan ile Joan Baez’in bir oranda yalm ilk üslubu yerini Judy Collins, Buffie Sainte-Marie, Jony Mitchell gibi şarkıcıların karmaşık ezgilerine bıraktı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen yıllarda gözde sanatçılar ünlerini korudularsa da, 1950’den başlayarak plaklarla bantlar yeni hafif müzik türleri sundular. Kahramanı Elvis Presley olan “rock and rol” bunların en çarpıcısıydı. Onu İngiltere’den “Beatles” ve yine ABD’den Bob Dylan izledi. Sonraları daha yumuşak bir “rock” biçimi 1970’lerde pop müziği alanında egemen oldu.

Aynı hafif müzik kurulu düzene başkaldıran dünya gençliğinin simgesi durumuna geldikten sonra ilk kez gençler tarafından gençler için yazılıp söylendi. Bugün milyonları peşinden sürükleyen Michael Jackson, Madonna ve daha niceleri, yeni tür pop müziğinin önde gelen temsilcileri arasındadır. “Bebop” akımının yaratıcısı alto saksofoncu Charlie Parker (1920-1955), bu akımı geliştiren piyanist Thelonio-us Monk Charlie Parker ile işbirliği yaparak adını duyuran lirik trompetçi Miles Davis, 1960’lann genç alto saksofoncusu Ornette Coleman son dönemin en etkili caz müziği sanatçıları olarak bilinirler.


Leave A Reply