Antonin Artaud Kimdir?

0

Antonin Artaud kimdir ve ne yapmıştır? Antonin Artaud hayatı, biyografisi, oyunları ve eserleri hakkında bilgi.

Antonin Artaud

Advertisement

Antonin Artaud Kimdir?

Antonin Artaud; (d. 4 Eylül 1896, Marsilya – ö. 4 Mart 1948, Ivry-sur-Seine, Fransa), gerçeküstücülüğün kuramcılarından oyun yazarı, şair ve oyuncudur. Klasik “burjuva” tiyatrosunun yerine, bilinçaltının özgürleşmesi ve insanın kendini anlaması için ilkel bir ayin niteliğindeki kendi yarattığı vahşet tiyatrosunu koymaya çalışmıştır.

Babası Marsilyalı, annesi İzmir kökenli Rumdu. Yetiştiği ortamın yaşamındaki güçlü etkisi özellikle mistisizme olan tutkusunda belirgindir. Tüm yaşamı boyunca süren ruhsal bunalımları nedeniyle birçok kez hastaneye yattı. L’Ombilic des limbes (1925; Bulanıklığın Orta Yeri) ve Le Pèsenerfs (1925; Sinir Ölçer) adlı gerçeküstücü şiirlerini eleştirmen Jacques Rivière’e gönderince, aralarında uzun yıllar sürecek bir yazışma başladı. Artaud Paris’te oyunculuk eğitimi gördükten sonra ilk kez Aurélien-Marie Lugné-Poe’nun Théâtre de l’Oeuvre adlı dadacı-gerçeküstücü tiyatrosunda sahneye çıktı. Gerçeküstücülerin önderi şair André Breton, Komünist Partisi’ne bağlandıklarını açıklayınca, hareketin asıl gücünün siyaset dışında olduğuna inanan Artaud gerçeküstücülerle bağlarını kopardı. Kendisi gibi gerçeküstücülerden kopmuş bir oyun yazan olan Roger Vitrac’la birlikte Alfred Jarry Tiyatrosu’nu kurdu. Kısa süre ayakta kalabilen bu tiyatrodan sonra Abel Gance’ın Napoléon adlı filminde (1927) Marat rolünü oynadı. Carl Dreyer’in klasik filmi La Passion de Jeanne d’Arc’ta (1928; Jeanne d’Arc’ın Çilesi) ise bir keşiş rolünde göründü.

Artaud, Manifeste du théâtre de la cruauté (1932; Vahşet Tiyatrosu Bildirgesi) ve Le Théâtre et son double (1938; Tiyatro ve Sureti) adlı yapıtlarında, oyuncu ve izleyicinin bir büyü ayinindeki gibi, aynı duygulan paylaşması gerektiğini belirtir. Bir tiyatro gösterisinde jestler, sesler, olağandışı dekor ve ışığın bir araya gelmesiyle, sözcükleri aşan bir dil oluşmaktadır. Amaç, düşünce ve mantığı altüst eden bu dilden yararlanarak izleyiciyi sarsmak, ona yaşadığı dünyanın alçaklığını göstermektir.

Artaud’nun (kuramları yanında ikincil önem taşıyan) yapıtları birer fiyasko oldu. 1935’te Paris’te oynanan Les Cenci, dönemi için fazla cesur bir girişimdi. Bununla birlikte görüşleri, Jean Genet, Eugène Ionesco, Samuel Beckett gibi yazarların uyumsuzluk tiyatrosu ile çağdaş tiyatroda dilin ve usçuluğun egemenliğini reddeden bütün akımları önemli ölçüde etkiledi. Öteki yapıtları arasında Meksika’yı ziyaretinden sonra yazdığı Mexico (1936), Van Gogh, le suicidé de la société (1947), Héliogabale, ou l’anarchiste couronné (1934; Elagabalus ya da Taçlı Anarşist) sayılabilir.

Advertisement


Leave A Reply