Arkeoloji Nedir? Kelime Anlamı, Tarihçesi, Gelişimi ve Katkı Sağlayanlar

0
Advertisement

Arkeoloji nedir?. Arkeolojinin kelime anlamı ile arkeolojinin tarihi gelişimi nedir? Arkeolojinin gelişimine katkı sağlayan bilim adamları

Arkeoloji

Arkeoloji Nedir? Neyi İnceler?

Arkeoloji eski zamanlardan kalma sanat eserlerini, yapı ve şehir kalıntılarını, anıtları, her türlü eşyayı bulup inceleme bilimidir. Eski Yunanca “arkhaios” (eski) ve “logos” (bilim) kelimelerinden meydana gelmiştir. Bu bilimle ilgilenen kişiye de arkeolog denir.

Arkeolog eski zamanlarda insanlar tarafından yapılmış her eseri aynı titizlikle inceleyerek anlamlarına, cinslerine, malzeme ve devirlerine göre belli topluluklara ayırır, herbirini insanın geçmiş hayatının türlü safhalarını anlatmaya yarar belgeler halinde değerlendirir. Bu arada, türlü çalışma konusuna göre birtakım yardımcı bilim kollarından, özellikle filoloji, antropoloji, coğrafya, jeoloji, etnografya, sanat tarihi ve felsefeden faydalanır.Arkeologlar

Geçmiş hayatı eserlerle izah yolundaki çalışmanın dört önemli bölümü vardır: 1) Arama-bulma; 2) Tasvir, teşkil ve tasnif etme; 3) Yorumlama; 4) Zamanın tesbiti.

Advertisement
Arama-bulma:

Arkeolog, toprak altında saklı bir eseri bulmak için uzun ve dikkatli incelemeler yapmak zorundadır. Bir peşin hüküm ve baskının etkisi altında kalmaması gereken arkeolog, arama-bulma işine başlarken, konusunun ve arazinin vasıflarına göre, bir metot uygular. Araştırılan yer bir höyük, bir tümülüs, bir düz yerleşme yeri, bir mezarlık, bir mimarlık anıtı olabilir. Arkeolog, bu değişik konuları incelemede uygulayacağı metodu konuya, hatta bulacağını tahmin ettiği eşyanın özelliklerine göre tayin eder.arkeolojide tarihleme

Kazı yolu ile arama-bulma işi yürürken yeni ve beklenmedik buluşlar öncekinden farklı düzenler almayı, yani metot değiştirmeyi de gerektirebilir. Asıl bulmayı sağlayan kazı metotları her kazıcıya, hatta türlü milletlere göre değişebilir.

Tasvir, teşkil ve tasnif etme:

Arkeoloğun ikinci işi, türlü usullerle meydana çıkarılan eserleri geçmişi açıklamaya yarar bir hale getirmektir. Bunun için, bulunan eserlerin ilk önce sağlam bir gözleme dayanan tasviri yapılır. Bu sırada eserlerin yapıldığı maddenin tesbiti, terkiplerine giren maddelerin tayini için laboratuvar analizlerine de lüzum görülebilir.

Ele geçirilen eserlerin çoğu hırpalanmış, kırılmış veya fiziksel ve kimyasal etkilerle asıllarını değiştirmiş bir durumda olabilir. Bu hallerde eserin aslını tayin ile, eşyanın ilk yapıldığı veya kullanıldığı zamanki vasıflarına göre yeniden şekillendirilmesi, onarılması gerekir. Eser böylece tarihi aydınlatan belge olma vasfını kazanır. Arkeolog, yarım bir eser karşısında da bunun tamamını, nasıl olduğunu tayin eder. Bunun için her şeyden önce sağlam bir görüşe, aldanmıyan bir sezişe ve kuvvetli bir muhayyeleye sahip olmalıdır. Bütün bu işler yapılırken, daha ön”çeleri ele geçirilen çeşitli eşya birer kıyaslama öğesi olarak değerlendirilir. Türlü vasıfları göz önünde bulundurulan bir nesnenin İncelenmesinde uygulanacak metot gene nesneye, nesnenin çeşitli vasıflarına göre değişir. Bundan dolayıdır ki “Ne kadar arkeolog ve ne kadar eşya varsa o kadar da metot vardır” denilir.

Advertisement

Arkeoloji Taban Puanları

Eserler incelendikten sonra tasnif edilir. Bu tasnif eserin gelişme safhalarına göre yapılır. Birbiriyle’ ilgisi olmıyan eserlerin bir araya getirilmesi, geçmişteki olayların canlılığını, devamlılığını bozduğu gibi, tarihle uğraşanların objektif bir inceleme yapmalarını da zorlaştırır.

Yorumlama:

Nesnelerin tasvir, teşkil ve tasnifinden sonra yorumlamaları gerekir. Her hangi bir eserin hangi maksat için yapıldığını, o şekli alması gerektiren sosyal veya tabii etkenlerin tesbiti arkeoloğun başlıca görevidir.

Zaman tesbiti:

Arkeolog, incelediği bir eseri belli bir zamana mal etmek zorundadır. Bu eser hakkında varılan hükümlerin soyut ve indi olmaktan kurtarılmasını sağlar. Bir eserin zamanını tesbitte göz önünde tutulması gereken esaslar çeşitlidir. Metotlu bir kazıyla elde edilen bir eserin zamanı bulunduğu seviyeye göre az çok kesin bir şekilde tayin edilmiş demektir. Bununla beraber, yeni buluşlar bir kazı alanının, hatta bir kültür çevresinin zaman bakımından durumunun bütününü veya bir kısmını değiştirebilir.

Advertisement

Yapı katlarının zaman sırasını tesbitten en esaslı kaynaklar yazılı belgelerdir. Daha Önce uzak ve yakın çevrelerde ele geçenlere benzerlik gösteren eserler de tamamlayıcı belgeler olarak iş görür. Eğer tasvirli bir eserle yazı aynı anıt üstünde birleşirse, o zaman bu eser, zaman bakımından çok değer kazanır.

Arkeolojinin Bölümleri

Arkeoloji, kültür bölgelerine ve devirlere göre, başlıca iki bölüme ayrılır:

I — Tarih öncesi Arkeoloji: İnsanın ilk görüldüğü çağdan yazının icadına kadar geçen zamanın eserleri ile uğraşır. Bu da
a) Taş çağı;
b) Tunç çağı;
c) Demir çağı olmak üzere üçe ayrılır.

Advertisement

II — Tarih Çağları Arkeolojisi: Yazının icadından sonraki zamanın eserleriyle uğraşır. Bu da milletlerin adlarına ve coğrafya bölgelerine göre kollara ayrılır:

1- Klasik Arkeoloji: a) Yunan Arkeolojisi; b) Ege Arkeolojisi.
2- Mısır Arkeolojisi.
3- Yakın Doğu Arkeolojisi: a) Eti Arkeolojisi; b) Biblik Arkeoloji; c) Kıbrıs Arkeolojisi.
4- Roma Arkeolojisi.
5- Bizans Arkeolojisi.
6- Hıristiyan ve Hıristiyanlık öncesi Arkeolojisi.
7- İslam Arkeolojisi.
8- Anadolu Arkeolojisi

Arkeolojinin Tarihi

İnsan hayatının geçmişini öğrenmek için çok eski çağlarda da çalışılmıştır. Fakat başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Arkeoloji “tarihi masal olmaktan kurtaran” bir bilimdir. Onu bu hale getiren iki büyük bilginden biri Fransız bilgini Caylus (1692-1765), öbürü de Alman bilgini Winckelmann (1717-1768) dır. Winckelmann, arkeolojinin kurucusu sayılır. Eserlerin ilk defa metotlu bir şekilde izah ve tasvir edilmeye başlanması bu bilginler zamanındadır. Alman bilgini K. O. Müller de bir eserin nasıl inceleneceğine dair çok esaslı ilkeler ortaya koymuştur.

Arkeolojinin en çok geliştiği çağ XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarıdır. Kazılar yapan bilginlerin ortaya çıkardıkları eserler dünya müzelerine birçok koleksiyonlar kazandırmıştır. Mezopotamya’da ele geçirilen yazılı ve yazısız belgeler insanlık tarihinin açıklanmasında maddi medeniyet malzemesinin önemini açıkça ortaya koymuştur.

Advertisement
Anadolu’da Arkeoloji

Anadolu’da ilk kazıya H. Schliemann tarafından 1871 de Troia (Hisarlık) da başlanmıştır. 1. Dünya Savaşı’na kadar süren bu dönemde Anadolu’da Eski Yunan ve Latin medeniyetlerine ait klasik arkeoloji araştırmalarından çok önemli sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca Frikya’nın merkezi Gordion incelenmiş, Eti eserleri derlenmiş, Sakçagözü, Boğazköy, Kargamış, Zincirli, Alacahöyük kazıları ile Anadolu Arkeolojisi kurulmuştur. Bu dönemde derlenen eserlerin önemli bir kısmı ne yazık ki yabancı ülkelere götürülmüştür.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra yürütülen kazılar Anadolu kültürlerinin zamanlarını tespit ve bu ülkenin Batı-Doğu arasındaki özel yerini tayin esasına dayanmıştır. Bu dönemde yapılan kazılar hem İç Anadolu’daki kültür katlarının tayinini, hem de Eti ve Frikya arkeolojilerinin doğru bir yöne çevrilmesini sağlamıştır. Bu arada, 1881’da Hamdi Beyin şahsi gayreti ile aşağı yukarı Avrupalılarla birlikte başlamış olan ilk sistemli kazılardan sonra Cumhuriyet devrinde Milli Eğitim Bakanlığının yaptırdığı kazılar gelir. Bu sırada Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşu Türk kazıcılığının dönüm noktası olmuştur. Kurum, Anadolu kazılarına yeni bir hız verilmesine çalışmış, Türk uzmanlarının yaptıkları kazılarda çıkarılan eserler ve bol filoloji belgeleri Anadolu Arkeolojisinin gelişmesini sağlamıştır.

Bütün bu eserler başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere diğer il, hatta ilçelerimizde kurulan müzelerde toplanmıştır.

Advertisement

Leave A Reply