Barbizon Okulu Nedir? Kurucusu ve Ressamları Kimlerdir?

0
Advertisement

Barbizon okulu nedir? Barbizon okulunun özellikleri, kurucusu ve ressamları kimlerdir? Sanat anlayışları ve yaptıkları çalışmalar nelerdir?

Barbizon ressamlarından Théodore Rousseau'nun yaptığı Fontainebleau Ormanı tablosu

Barbizon ressamlarından Théodore Rousseau’nun yaptığı Fontainebleau Ormanı tablosu

Barbizon Okulu Nedir?

Barbizon okulu, 19. yüzyılın ortalannda Avrupa’da gelişmeye başlayan doğalcılığa geçiş sürecinin bir parçası olan ve bu eğilimin Fransız manzara resmine yerleşmesinde önemli bir rol oynayan resim okulu. Barbizon ressamları, romantizmin bir sonucu olarak ortaya çıkan doğaya sığınma isteğinden esinlenmekle birlikte, romantiklerin melodramatik resimselliğine de, manzarayı yalnızca alegorik ve tarihsel öykülere fon olarak kullanan klasik akademik geleneğe de sırt çevirmişlerdir. Manzarayı gerçekçi bir yaklaşımla, yalnızca manzara resmi yapmak amacıyla ele almışlardır. Sanatlarını, konuya duyarlı bir gözlemcilik ve derin doğa sevgisiyle yaklaşan 17. yüzyılın Fransız ve Felemenkli ressamlarıyla kendi çağdaşla-n ingiliz manzara ressamlarının yapıtları üzerine temellendirmişlerdir.

Okul adını, öncüleri Theodore Rousseau ve Jean-François Millet’nin yoksulluk ve başarısızlık nedeniyle Paris’ten ayrılarak 1846 ve 1849’da yerleştikleri Fontainebleau Ormanının (Paris yakınında) kenarındaki Barbizon kasabasından aldı. Bu sanatçılar birçok manzara ve hayvan ressamının ilgisini kasabaya çekerek, bazılarının buraya yerleşmesine, bazılannın da arada sırada gelmesine yol açtılar. Okulun en önemli sanatçılan Charles-François Daubigny, Nar-cisse-Virgile Diaz de la Pena, Jules Dupre, Charles Jacque ve Constant Troyon’du.

Üslup

Barbizon ressamlarının her birinin kendine özgü üslubu ve belirli ilgi alanları vardı. Uçsuz bucaksız manzaralar ve uzakta hayal gibi görünen ağaçlar çizen Rousseau’nun yaklaşımı melankolikti. Dupre’nin yakından görüntülediği ayrıntılı sahneleri bir felaket habercisi gibiydi. Daubigny bereketli, yeşil çayırları yeğlerken, Diaz ağaçlarının arasından güneş ışınlarının süzüldüğü ormanları resimledi. Troyon ve Jacque çiftlik hayvanlarının yer aldığı dingin resimler yaptılar.

Aralarında bütün ağırlığı manzaraya vermeyen tek ressam, yaptığı anıtsal boyutlu köylü resimlerinde, doğayla iç içe yaşayan bu alçakgönüllü insanları yücelten Millet’ydi. Bu sanatçıların hepsi de Romantizmden esinlenmekle birlikte, doğanın dehşet verici ve görkemli görünümlerinden çok, basit ve sıradan olanı vurguladılar, İngiliz çağdaşlarından farklı olarak ışık ve rengin yüzey etkilerine ya da atmosferik değişikliklere fazla ilgi göstermediler. Bunun yerine, sınırlı sayıda renklerle somut ve ayrıntılı biçimleri resimleyerek manzaranın kalıcı özellikleri üzerinde durdular. Aynı zamanda değişen ruh halleriyle de ilgilendiklerinden, manzaranın nesnel nitelikleri olarak algıladıklarını yansıtabilmek için fiziksel görünümünü de değiştirdiler; daha önceki romantiklerin yaptığı gibi kendi öznel duygularını benimsetmek yerine, her yerin kendine özgü “ses”ine kulak verdiler.

Advertisement

Bir süre tümüyle unutulan Barbizon ressamları sonradan yeniden beğenilmeye başladı. Başarılan arttı, resimlerine yüksek fiyatlar biçildi ve Fransız Akademisi birçoğunu resmen tanıdı. Barbizon ressamlarının bazısı gerçek birer kompozisyon ve betimleme ustasıydı, bazısı ise daha az yetenekliydi. Ama gene de Fransa’da saf ve nesnel manzara resminin geçerli bir tür olarak yerleşmesindeki katkılarından ötürü her biri ayrı ayrı önemlidir.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?