Cem Sultan Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Osmanlı’nın en tartışmalı şehzadelerinden biris olan fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan hayatı, yaşadığı olaylar hakkında bilgi.

Cem SultanCem Sultan (1459-1495), Fatih Sultan Mehmet‘in üç oğlunun en küçüğüdür. Osmanoğullarında «Sultan» sanı hanedanın erkek üyelerinde adın başına, kadınlarda sonuna getirilerek kullanıldığı halde istisnai olarak, «Sultan Cem» değil, “Cem Sultan” denilmiştir.

Cem 23 Aralık 1459’da Edirne Sarayı’n da doğdu. Annesinin adı Çiçek Hatun’dur. Cem, 5 yaşındayken, pek itinalı bir tahsile başlatıldı. 9 yaşında usulen Kastamonu Sancak beyliğî’ne gönderildi, 1474’te veliaht Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine, onun yerine «Karaman tahtı» denilen Konya valiliğine atandı. Çevresinde bir kısmı hocaları olan Türk, Rum, İtalyan vs. bilginleri vardı. Fatih son seferine çıkmak üzereyken bir kuvvetle Suriye sınırına gönderildi. Bu sıralarda Fatih Sultan mehmet vefat etti.

Vezirîâzam Karamanlı Mehmet Paşa, Cem’in tahta geçmesini çok istiyordu. Fakat, Amasya’da bulunan veliaht Şehzade Bayezit, İstanbul’a daha önce yetişip tahta oturdu. İstanbul’da çıkan ihtilalde Mehmet Paşa öldürüldü. Cem, bir yandan imparatorlukta, bilhassa Konya’da yüksek şahsiyetiyle uyandırdığı iyi tesirlerden cesaret alarak, bir yandan da saltanat ihtirasına kapılarak, ağabeyi ile mücadeleye karar verdi. Bunda öldürülme korkusunun da rolü vardır.

Konya’dan Bursa üzerine yürüyen Cem, 6.000 kişilik bir kuvveti dağıttıktan sonra, Bursa’ya girdi, namına hutbe okutup para bastırdı. Yani İslam hukukuna göre kendini hükümdar ilan etti. Bursa’daki saltanatı ancak 18 gün sürdü. Cem, Bursa’da bulunan büyük halası (Çelebi Sultan Mehmet‘in kızı) Selçuk Sultan’ı II. Bayezit‘e göndererek, Anadolu’nun kendisine verilmesi, Bayezit’in Rumeli ile yetinmesi teklifinde bulundu. Fakat Osmanlının parçalanması demek olan bu teklifi, II. Bayezit, pek güzel bir hukuki karşıklıkla reddetti ki, bu o zamanlar Osmanlı’da «devlet» fikrinin, tamamen teşekkül ettiğini gösterir. Zira o çağlarda Doğuda ve Batıda «devlet» fikrinin yerine «hanedan» fikri vardı, hanedan üyeleri, devleti istedikleri gibi bölüşebilirlerdi; çünkü devlet onların babadan kalma ortak malları sayılırdı.

Advertisement

II. Bayezit’in Gedik Ahmet Paşa komutasındaki kuvvetleri, 20 Haziran 1481’de Bursa civarında Yenişehir’de Cem’in küçük ordusunu dağıttı. Sultan Cem, yaralı olarak, Eskişehir yolu ile, pek sevildiği Konya’ya geldi. Fakat ağabeysinin kendisini baskınla ele geçirmesinden korkarak, ancak 3 gün kalabildi, halkın gözyaşları arasında, ailesi ve 40 kişilik maiyetiyle, 28 Haziranda Konya’dan ayrıldı.
Cem Konya’dan sonra, Adana’ya gitti. Adana, Memlûkler’e bağlı Türkmen Ramazanoğulları Beyliği’nin merkeziydi. Cem burada, Mısır – Suriye Türk Memlûk İmparatoru Sultan Kayıtbay’dan siyasi mülteci olarak kabulünü rica etti. Ricası kabul edilince, Kahire’ye gitti. Burada imparatorlara mahsus törenle karşılanıp misafir edildi. Annesi ve karısı ile hacca gidip Kahire’ye döndü.

Cem Anadolu’dan gelen birkaç davet mektubuna kapılarak, 27 mart 1482’de Kahire’den ayrıldı. Adana’da Karamanoğlu Kasım Bey, yani Osmanoğulları’nın can düşmanı, tarafından karşılandı. Kasım Bey’e padişah olursa Karaman tahtını iade edeceğine dair söz vererek, yardımını sağladı. Fakat bu gibi yardımlarla, İstanbul’da lehine bir ihtilal olmaksızın, yeryüzünün en büyük askeri kuvvetlerini aşıp saltanata kavuşması beklenemezdi. Nitekim Cem, Konya’yı da, Ankara’yı da alamadı. 18 haziranda Taşeli yaylasında Akdeniz kıyılarına indi. Bu sırada II. Bayezit’ten gelen elçiler, kendisine siyasetten el çekip Kudüs’te ailesi ve maiyetiyle oturmayı kabul ederse, şehzadeliğinde ki bütün tahsisatının her yıl muntazaman ödeneceği teklifini bildirdiler. Cem bu teklifi reddetti ki, bu ret Osmanlı Tarihi ve kendi hayatı için pek kötü olmuştur.

Cem Bir Avrupa Meselesi Oluyor

18 ağustosta Cem Rodos’a geçti. Rodos’tan Rumeli’ye geçip oradaki akıncı beylerini tarafına çekmek niyetindeydi. Rodos’ta Saint-Jean askerî-dinî tarikatının hükmettiği bir devlet bulunuyordu. Bu tarikat devletinin başkanı Pierre d’Aubusson, Cem’i bir çeşit esir etmek gibi pek adi bir yola saptı ve Cem’i bırakmadı. Bu çirkin olayı da, başta Papa olmak üzere, Avrupa’ya müjdeledi. Cem Sultan, kötü geleceğini kavrayarak ağabeysinden imdat istediyse de, artık mesele II. Bayezit’in kudret sınırından çıkmış, Avrupa’da devletlerarası bir dava halini almıştı.

Advertisement

Pierre d’Aubusson, Cem’in Rodos’ta kalmasını uygun görmedi. Padişah’ın bir Rodos seferine sebep olacağından korkuyordu. Şehzade’yi 300 asker muhafazasında Fransa’ya yollamaya karar verdi. Nice’e çıkarılan ve pek sevdiği bu şehirde 4 ay kalan Şehzade, bu toprakların hükümdarı olan Savoie Dükası’nın merkezi Chambery’ye gönderildi. Genç düka I. Carlo, Sultan Cem’den pek hoşlanarak onu kurtaracağına söz verdi. Fakat bunu haber alan Şövalyeler, Şehzade’yi yeniden kaçırdılar. II. Bayezit Fransa Kralı XI. Louis’ye Hüseyin Bey’i göndererek kardeşini kurtarmaya çalıştığı gibi, ona yolladığı bir mektupta da, kendisini kurtarmayı başarabilirse, Kudüs’te oturmak şartı ile eski tekliflerinin geçerli olduğunu bildirdi. Bu arada Cem, Baron Jacques De Sassenage’ın kızı Helene ile ilişki kurdu ki bu macera sonradan Avrupa’da romanlara dahi konu olacaktır.

Şövalyeler, Cem’i bırakmak niyetinde değillerdi. Çünkü. II. Bayezit, kardeşinin muhafaza ve bakım ücreti olarak yılda 45.000 düka altını ödüyordu. Yeni Fransa kralı VIII. Charles, Papa ile yaptığı 5 Ekim 1488 antlaşması ile Cem’in Papa tarafından muhafazasını kabul etmişti. 13 mart 1489’da Cem, Roma’da, bütün ileri gelenler tarafından, şehir dışında hükümdarlara mahsus törenle karşılandı, Vatikan Sarayı’nda kral dairesine yerleştirildi. Cem, Papa ile sık sık görüşmeye başladı; bu görüşmelerde Avrupa dillerinden birisini (muhtemelen Latince veya İtalyanca) kullanıyor ve «fasih» konuşuyordu. Papa’nın kendisine Hıristiyan olduğu takdirde serbest bırakıp emrine herşeyi vereceği, kendisini meşru “Roma İmparatoru” olarak tanıyacağı yolundaki teklifini şiddetle reddetti. Papa, teklifinden dolayı özür dilemek zorunda kaldı.

Cem’in Ölümü

1492 ağustosunda Papa olan VI. Alexander Borgia devrinde Sultan Cem, Roma içinde tamamen serbest bir hayata kavuştu, Papa’nın çocuklarının davetlerine, gezintilerine katıldı. Ocak 1495’te Fransa Kralı VIII. Charles, Roma’ya girdi, Şehzade’yi beraberinde alıp Napoli Krallığı üzerine yürüdü. Yolda hastalanmış olan Cem, Napoli’ye girildiği zaman ağırlaştı. Kralın artık serbest olduğu müjdesinden faydalanamadı. 25 şubat günü öldü. Maiyetinden Celal ve Sinan Beyler tarafından dini törenle cesedi tahnit edilerek iç organları Napoli Krallık sarayı bahçesine gömüldü. Ölüm haberi İstanbul’a gelince, II. Bayezit’in emriyle bütün imparatorlukta gıyabında cenaze namazı kılındı; 3 gün yas tutulup fakirlere Cem’in ruhu için sadaka dağıtıldı.

Advertisement

Doğu Roma Fatihi’nîn oğlunun cenazesi de pazarlık konusu oldu. Sonunda 1499’da Napoli Kralı cenazeyi vermeye razı oldu; Bursa’ya getirilip ağabeyisi Şehzade Mustafa’nın türbesine gömüldü. Ölümü ve hastalığının mahiyeti yüzyıllarca süren şüphe ve münakaşa konusu olmuştur. Vasiyeti gereğince gurbette kendisine hizmet eden maiyeti, II. Bayezit tarafından memuriyetler verilerek taltif edildi.

II. Bayezit’i durgunluk ve tereddüt içinde bırakmak, Osmanlı’nın gelişmesine az çok engel olmak bakımlarından Sultan Cem’in tarihteki rolü sabit olmamıştır.

Cem’in Türkçe ve Farsça 2 Divanı vardır. Farsça’dan da Selman’ın “Cemşîd’le Hurşîd” mesnevisini çevirip babasına ithaf etmiştir. Her iki dilde iyi bir şair olduğunda edebiyatçılar tarafından kabul edilmektedir.

Cem’in çocukları şunlardır: Şehzade Abdullah (1473-1481), Şehzade Oğuzhan (1474-1483), Şehzade Murat (1475-1522) ve Gevhermelik Sultan (1480-1520). Şehzade Murat’ın 2 kızı ile “Şehzade Cem” (1492-1522) adında bir oğlu olmuştur. Cem’in kızı Gevhermelik Sultan, Sinan Paşa’nın oğlu Damat Mehmet Bey’le 1504’te evlendirilmiştir; çocukları ve torunları olmuştur.

Advertisement

Leave A Reply