Coğrafya – Sıcaklı Konu Anlatımı, Isınma, Soğuma ve Sıcaklık Etmenleri

0

İklim elemanlarından birisi olan sıcaklık konu anlatımı. Coğrafya’da ısınma, soğuma, sıcaklık etmenleri ile ilgili olarak genel konu anlatımı.

Sıcaklık

İklim elemanları içinde belirleyici role sahip olanı sıcaklıktır.

• basınç,
• rüzgâr oluşumu
• buharlaşma,
• yağış oluşumu

vb. hava olayları tamamen sıcaklık unsuruna bağlıdır.

Isı ile sıcaklık kavramları birbirlerine bağıntılı; fakat farklı kavramlardır. Isı maddeler içindeki potansiyel enerjiyi ifade eder ve herhangi bir aletle ölçülemez. Sıcaklık ise bu enerjinin açığa çıkma şekli ve etkisine denir. Sıcaklık termometre denilen aletlerle ölçülür.

Yeryüzü ve atmosferdeki sıcaklığın ana kaynağı Güneş’tir. Hayatın tümü güneşin eseridir. Maden kömürü, petrol ve odun gibi enerji kaynakları gerçekte depo edilmiş güneş enerjisinden başka bir şey değildir.

Güneş enerjisi, Güneş’ten, ışınlar ve tanecikler halinde gelir ve yeryüzünde ısı enerjisine dönüşür.

Güneş’ten gelen enerjinin

a. % 33’ü yansıma ve yayılma yoluyla uzaya kaçar.

b. % 15’i atmosfer tarafından yutulur.

c. Yaklaşık % 5’i de yer yüzüne ulaştıktan sonra uzaya kaçar.

Sonuçta Güneş’ten gelen enerjinin ancak % 47’si yer yüzündeki karalar ve okyanuslar tarafından soğurulur.

Atmosfer;

a. hem doğrudan doğruya Güneş’ten gelen enerji ile,

b. hem de yer yüzünden yansıyan ışınlarla yerden ısınır.

• Herhangi bir yerdeki sıcaklık, sadece o anda Güneş’ten gelen enerji değerine eşit değildir. Güneş’ten gelen enerjinin yanı sıra bir de o ana kadar birikmiş olan sıcaklık vardır. Bir yerin sıcaklığı bu ikisinin toplamını ifade eder.

Isınma ve Soğuma

Bir yerde, Güneş‘ten gelen enerji miktarı, o yerin yerden ışımayla kaybettiği enerjiden fazla ise, o yer sürekli ısınır, az ise sürekli soğur. Bu nedenle günün en sıcak saati, tam öğle vaktine değil, ondan bir süre sonraya rastlar. Yine, günün en soğuk saati güneşin battığı saat değil, doğuşuna en yakın zamandır. Çünkü güneşin batısıyla, birlikte gece boyunca sıcaklık kaybı olur.

Buna benzer bir durum da şudur : Kuzey Yarımküre’de yılın en soğuk ayı, güneş ışınlarının en eğik geldiği 21 aralık değil, ocak ayıdır. Yine, yılın en sıcak dönemi, güneş ışınlarının en dik geldiği 21 haziran değil, temmuzdur. Çünkü 21 hazirandan itibaren sıcaklık birikimi devam eder.

SICAKLIĞIN YERYÜZÜNE DAĞILIŞI

Yeryüzünün değişik yerleri, Yer’in yapısı nedeniyle farklı ölçülerde ısınır. Sıcaklığın yer yüzüne dağılışı izoterm denilen eş sıcaklık eğrileriyle gösterilir. Aynı sıcaklıktaki yerlerin bir çizgiyle birleştirilmesiyle elde edilen eğrilerle izoterm haritaları oluşturulur, izoterm haritaları günlük, aylık, yıllık olabilir. Bu haritaların bir kısmı gerçek sıcaklıkları gösterir. Bunlara gerçek izoterm haritaları denir. Bir de indirgenmiş izoterm haritaları vardır. Bu haritalarda gösterilen sıcaklık değerleri, yükseklik unsuru dikkate alınarak deniz düzeyine göre hesaplanmıştır. Bu hesaplamada her 100 m yükseklik için 0,5 °C ilave edilerek indirgenmiş sıcaklık bulunur. Söz gelimi, 800 m yükseklikteki bir yerin gerçek sıcaklığı 10°C ise, buranın indirgenmiş sıcaklığı,

10°C + 800/100 . 0,5 = 12°C + 4°C = 16°C bulunur.

Yeryüzünde yıllık izoterm haritası incelendiğinde şu özellikler görülür :
Sıcaklık Kuşakları

Sıcaklık Kuşakları

1. Yeryüzünde 3 ana sıcaklık kuşağı oluşmuştur. Karaların çokluğu nedeniyle Kuzey Yarımküre’de ılıman ve sıcak kuşak daha geniş, soğuk kuşak daha dardır.

2. Ekvator’dan Kutaplara gidildikçe sıcaklık azalmaktadır.

3. En yüksek sıcaklıklara dönenceler çevresinde rastlanmaktadır.

4. Kuzey Yarımküre’de yüksek enlemlerde karaların batı kıyıları doğu kıyılarına göre daha sıcaktır. Bunun nedeni Gulf Stream (Golf Strim) sıcak su akıntısıdır.

5. Karaların çokluğu nedeniyle Kuzey Yarım küre’de genel olarak sıcaklık daha yüksektir.

SICAKLIK ETMENLERİ

Sıcaklığın, hem yıl boyunca bir yerde aynı olmadığını, sürekli değiştiğini; hem de dünyanın her yerinde aynı olmadığını yukarıda söylemiştik. Sıcaklığın zaman içinde ve bir yöreden ötekine değişmesinin başlıca etmenleri şunlardır:

1. Güneş’e bağlı etmenler

2. Dünya’nın biçimi ve hareketlerine ilişkin etmenler

3. Atmosfere bağlı etmenler

4. Yer koşulları ya da yer şekillerine bağlı etmenler

Güneş’ten gelen enerji miktarında belirgin bir değişiklik olmadığından burada, diğer etmenler üzerinde durulacaktır.

ENLEMİN ETKİSİ

Bir yerin, Güneş’ten aldığı enerji, güneş ışınlarının o vere düşme acısıyla doğrudan ilgilidir. Güneş ışınlarının dik geldiği yerler, bu ışınların eğik geldiği yerlere göre daha fazla ısınır. Çünkü belirli bir yüzeye dik gelen ışınlar, daha dar bir yüzeyi aydınlattığı halde, aynı ışın demeti yatık geldiği zaman daha geniş bir yeri aydınlatır. Bu nedenle ışınların geliş açıları küçüldükçe (aynı ışın demeti daha geniş bir alana yayıldığı için) ışınların etkileri zayıflar.

Aynı ışın demeti dik ve eğik geldiğinde farklı alanları ısıtır.

Aynı ışın demeti dik ve eğik geldiğinde farklı alanları ısıtır.

Dünya’nın şekli nedeniyle güneş ışınları yer yüzüne farklı açılarla düşer. Uzaydan, birbirlerine paralel demetler halinde gelen güneş ışınları, yuvarlak olan yer kürenin Ekvator ve çevresine dik, diğer kısımlara eğik açılarla düşer. Böylece, bir yer Ekvator’a ne kadar uzaksa oraya güneş ışınları o oranda eğik düşer.

Büyük enlemlerde güneş ışınlarının düşme açısı küçülür. Bunun sonucunda eşit alana düşen ışın miktarı azalır.

Büyük enlemlerde güneş ışınlarının düşme açısı küçülür. Bunun sonucunda eşit alana düşen ışın miktarı azalır.

• Ekvator çevresinde sıcaklığın yüksek,

• kutuplarda düşük olmasının,

• Ekvator’dan kutuplara doğru sıcaklığın düşmesinin

nedeni enlemdir.

Enlemin sıcaklık üzerindeki başka bir etkisi de şudur : Enlem büyüdükçe, güneş ışınlarının düşme açısı küçülür ve atmosferde aldıkları yol uzar. Yol uzadıkça güneş ışınlarının taşıdığı enerji o oranda azalır.

• 90° lik açı ile gelen bir ışın demetinin atmosferde uğradığı ısı kaybı % 25 iken,

• bu kayıp 50°’lik açı ile gelen ışında % 31’dir.

Bu da gösteriyor ki, enlem büyüdükçe yer yüzüne ulaşabilen enerji de azalmaktadır.

YER EKSENİNİN EĞİKLİĞİ :

Yer ekseninin eğik olması ve Yer’in Güneş çevresinde dolanması sonucu güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca sürekli değişir. Buna göre, Kuzey Yarım küre yaz mevsiminde güneş ışınlarını daha dik, kısın daha eğik alır. Söz gelimi, 30° kuzey enlemindeki bir yer, güneş ışınlarını 21 mart ya da 23 eylülde tam öğle vakti 60° ile alırken, bu açı 21 Haziran’da 83°27’ya çıkar, 21 Aralık’ta 36°33′ ya düşer. Bu da sıcaklığın dağılımında önemli rol oynar.

Gece ile gündüz süreleri de mevsimlere bağlı olarak değişir ve bu durum da bir yerin ısınmasını etkiler.

ATMOSFERİN YOĞUNLUĞU

Atmosferin yoğunluğu, başta su buharı olmak üzere çeşitli tozlarla artar ya da azalır.

Yoğunluğun az olduğu yerlerde güneş ışınları atmosferde fazla emilip yutulmadan doğrudan doğruya yere ulaşır. Bu nedenle yer şiddetle ısınır. Güneşin batışı ile birlikte yeryüzünün ve atmosferin ısısını koruyacak bir tabaka olmadığından soğuma şiddetli olur. Bu nedenle havası kuru olan yerler, aşırı ısınır ve aşırı soğur. Böyle yerlerde, gece ile gündüz ve yaz ile kış arasındaki sıcaklık farkı büyüktür.

Havasında yüksek oranda nem bulunan yerlerde bu durumun tersi görülür. Söz gelimi çöllerde gündüz hava sıcaklığı 50-60 dereceye çıkarken, aynı günün gecesinde 0° ya da -5 °C’ye kadar düşer. Oysa ekvatoral bölgede gündüz en yüksek sıcaklık 26 °C olurken, gece sıcaklığı 24 °C dolaylarındadır. Çünkü ekvatoral bölgedeki yoğun nem, sıcaklık kaybını oldukça yavaşlatır.

YÜKSELTİNİN ETKİSİ

• Atmosferin alttan üste doğru ısınması,

• Yükseklere çıkıldıkça havadaki su buharının ve buna bağlı olarak hava yoğunluğunun azalması gibi nedenlerle yükseldikçe sıcaklık düşer.

Bu düşüş ortalama her 100 metrede 0,5 °C’tır. Bundan dolayı atmosferin üst kısımları ile yüksek dağlar ve yaylalarda sıcaklık, alçak ve çukur yerlere oranla daha düşüktür.

Örneğin 1800 m yüksekliğindeki bir yerde % hava sıcaklığı 3 °C ise, bu yer deniz düzeyinde (0 metrede) olsa sıcaklık;

3 + (1800/100. 0,5) = 3 + 9 = 12 °C olur.

Buradaki 9 °C, yükseklikten kaynaklanan sıcaklık farkıdır.

YER ŞEKİLLERİNİN ETKİSİ

Bir yere gelen güneş ışınlarının düşme açısında yerşekillerinin de etkisi vardır. Kuzey Yarımküre’de güneye bakan yamaçlar sıcak ve güneşli iken, kuzeye bakan yamaçlar serin ve gölgelidir. Çünkü güney yamaçlar güneş ışınlarına dönüktür. Bu yamaçlara güneş ışınları daha dik düşer. Kuzey yamaçlar ise güneş ışınlarına daha eğimli ya da paraleldir.

Güneş ışınlarının düşme açısı ve aydınlanma süresi üzerinde yer şekillerinin etkisi büyüktür. Yukarıdaki şekilde güneye yönelik olduğu için FG yüzeyi, güneş ışınlarını diğer yüzeylere göre daha dik ve daha uzun süre alır.

Güneş ışınlarının düşme açısı ve aydınlanma süresi üzerinde yer şekillerinin etkisi büyüktür. Yukarıdaki şekilde güneye yönelik olduğu için FG yüzeyi, güneş ışınlarını diğer yüzeylere göre daha dik ve daha uzun süre alır.

Bir yörede özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye ya da kuzeye karşı konumunu belirleyen ve bu nedenle doğal koşullarını etkileyen durumuna bakı durumu denir.

Bakının, güneş ışınlarının düşme açısı dışında;

– °C aydınlanma süresi,

– °C rüzgâr alma ya da duldada kalma (rüzgâr altı olma),

– °C alınan yağmur miktarı gibi durumlara da önemli etkisi vardır.

Dağların, nemli rüzgârlara dönük yamaçları daha yağışlı ve serindir. Diğer yamaçlar ise daha sıcak ve kurak olur.

Dağların, nemli rüzgârlara dönük yamaçları daha yağışlı ve serindir. Diğer yamaçlar ise daha sıcak ve kurak olur.

KARA VE DENİZ DAĞILIŞININ ETKİSİ

Yoğunluklarının farklı oluşu nedeniyle kara ve denizlerin ısınma özellikleri farklıdır. Karalarda sıcaklık, kısa sürede yükselir ve hemen düşer. Denizler ise daha geç ısınır ve daha geç soğur. Ayrıca karaların fazla ısınıp fazla soğumasına karşılık denizler daha az ısınıp daha az soğur.

Kara ile deniz arasındaki ısınma özellikleri mevsimler arası geçişlerde de etkisini gösterir. Sonbaharda havalar hızla soğurken denizler geç soğuduğundan deniz kıyısındaki yerlerde denizlerin havayı ılıtıcı etkisi nedeniyle sonbahar daha ılık geçer. Baharda ise denizler, sıcaklığın birdenbire yükselmesine engel olur. Deniz kıyısındaki yerlerde ilkbahar ve sonbahar mevsimleri karasal yerlere oranla daha uzun sürer ve daha ılık geçer.

AKINTILARIN ETKİSİ

Hareket halindeki deniz suyu, geçtiği yerlerin sıcaklığını birkaç derece olumlu ya da olumsuz yönde etkiler. Söz gelimi, Kanada’nın dogu kıyılarındaki Labrador soğuk su akıntısı buranın, aynı enlemdeki kıyılara göre 5° – 10° daha düşük bir sıcaklıkta olmasına neden olurken, Gulf Stream (Golf Strim) Akıntısı Meksika Körfezi’nin sıcak sularını Atlas Okyanusu’nun kuzey kıyılarına taşıyarak buranın, Kuzeybatı Avrupa’nın aynı enlemdeki yerlerine oranla, birkaç derece daha sıcak olmasını sağlar.

HAVA KÜTLELERİ VE RÜZGÂRLARIN ETKİSİ

Rüzgârlar bir yerin sıcaklığının artmasına ya da azalmasına neden olurlar. Kuzev Yarımküre’de güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltirken, kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığın düşmesine yol açar.

Sıcak mevsimlerde denizden esen rüzgârlar, serinletici bir etkide bulunurken, soğuk mevsimde karalardan esen rüzgârlar kıyılardaki havanın soğumasına neden olurlar.

Mevsim normalleri dışında görülen yüksek sıcaklıklar ya da şiddetli soğuklar hava kütlelerinin neden olduğu geçici durumlardır.

BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN ETKİSİ

Bitki örtüsü de koruyucu bir örtü oluşturarak toprağın nemli kalmasını sağlar. Bitkiler, toprağın fazla ısınıp topraktaki suyun buhuarlaşmasını engellediklerinden gündüzleri yerin aşırı ısınmasına engel olur, geceleri de soğumayı yavaşlatırlar.

Kar örtüsü de bir yerin sıcaklığını etkiler. Kar, beyaz ve kısmen parlak olduğundan güneş ışınlarını büyük oranda yansıtır ve yerin ısınmasında olumsuz rol oynar. Öte yandan kar örtüsü toprak ile hava arasında bir yalıtım tabakası görevi görerek toprağın fazla soğumasına da engel olur. Yurdumuzda sonbahar mevsiminde ekilen buğday, kar örtüsü sayesinde donlardan korunur.

Yukarıda sayılan etmenler dışında, kaya cinsleri ve toprağın da bir yerin ısınmasında etkisi vardır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?