D Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler, Anlamları – Eş Anlamlılar Sözlüğü

0

D harfi, Türkçede bulunan D harfi ile başlayan eş anlamlı sözcükler, kelimeler listesi ve anlamları. D Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

D Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

Kaynak: pngegg.com

D Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

  • dağdağa: gürültü, telâş,
  • dağılmak: 1. yayılmak. 2.saçılmak. 3. düzensizlik,
  • dağınık: saçılmış, karışık, perişan, tarumar, dikkatsiz, derbeder, savruk,
  • dağıtıcı: müvezzi.
  • dağıtılmak: feshedilmek, tevzi edilmek,
  • dağıtmak: bölmek, tevzi etmek, pay etmek, üleştirmek, parçalamak, feshetmek.
  • dağlamak: yakmak.
  • daha: henüz.
  • dâhil: iç, içeri, içinde.
  • dahilî: iç.
  • dâhiliye: iç işleri.
  • daim: sürekli, devamlı, ara vermeden, boyuna,
  • daima: her zaman, devamlı,
  • daimî: sürekli, devamlı, temelli.
  • dair: 1. ait, ilişkin. 2. hakkında. 3. üzerine.
  • dal: 1. kol. 2. bölüm. 3. şube.
  • dalâlet: sapkınlık,
  • dalamak: ısırmak,
  • dalaş: kavga, dövüş,
  • dalgı: gaflet, aymazlık,
  • dalkavuk: ikiyüzlü, yaltakçı, yardakçı,
  • dâm: tuzak.
  • dam: 1. çatı. 2. ahır. 3. ev. 4.cezaevi. 5. kavalye,
  • damat: güvey,
  • damgalamak: 1. damga vurmak. 2. lekelemek, karalamak, kötülemek,
  • dangalak: avanak, bön.
  • danışma: 1. istişare. 2. müracaat. 3. müzakere. 4. müşavere,
  • danışman: müşavir,
  • daniska: iyi, en iyi.
  • dar: 1. ensiz, kıt, elverişsiz. 2. zorlukla.
  • daralmak: 1. sıkılaşmak. 2.bunalmak, sıkılmak,
  • darbımesel: atasözü,
  • darılmak: küsmek, gücenmek, kırılmak,
  • dargın: küskün,
  • darlık: yokluk, yoksulluk,
  • darmadağınık: karmakarışık.
  • darülfünun: üniversite,
  • davet: çağrı,
  • davetiye: duyuru,
  • dayanak: destek,
  • dayanıklı: 1. sağlam. 2. metin.
  • dayanıksız: 1. çürük. 2. güçsüz.
  • dayanmak: yaslanmak, abanmak, çullanmak,
  • debdebe: görkem, şatafat,
  • dede: 1. büyükbaba. 2. ihtiyar. 3. yaşlı,
  • defa: kere, kez, sefer, öğün.
  • defetmek: savmak, savuşturmak,
  • define: gömü.
  • değer: 1. kıymet, fiyat, bedel, ücret. 2. artam, meziyet, kıymet, erdem, fazilet,
  • değerbilir: kadirşinas,
  • değersiz: bayağı, adi, soysuz.
  • değgin: 1. ait. 2. ilişkin. 3. dair.
  • değmek: temas etmek, dokunmak, ellemek,
  • değnek: sopa.
  • dehr: dünya,
  • dehşet: korku, yılgı,
  • dehşetli: korkunç,
  • dejenere: soysuzlaşmış.
  • dek: kadar, değin,
  • dekolte: açık.
  • delege: murahhas,
  • deli: akıl hastası, kaçık, çılgın, mecnun, divane,
  • delidolu: patavatsız,
  • delil: kanıt.
  • delişmen: şımarık, delidolu,
demeç: beyanat,
  • demirkazık: kutupyıldızı.
  • denek taşı: mihenktaşı.
  • deneme: tecrübe, deney, sınama, yoklama, muayene, tetkik, prova, araştırma.
  • denet: kontrol,
  • denge: muvazene,
  • denk: 1. eşit. 2. uygun,
  • denklem: eşitlik
  • deprem: zelzele,
  • depreşmek: nüksetmek,
  • derece: aşama, rütbe, basamak, kıvam, seviye, mertebe, kademe,
  • dergi: mecmua,
  • derhâl: hemen,
  • derlemek: toplamak, biriktirmek.
  • derman: 1. güç. 2. ilâç. 3. çare.
  • dermansız: güçsüz, hâlsiz, yorgun argın, bitik, takatsiz.
  • dernek: cemiyet, kuruluş,kurul,
  • dershane: derslik,
  • dertli: 1. üzgün. 2. hasta,
  • derya: deniz.
  • deste: 1. demet. 2. bağlam. 3. bağ.
  • destur: 1. izin. 2. savulunuz.
  • detay: ayrıntı,
  • deva: ilâç.
  • devamlı: sürekli, mütemadiyen, daimi,
  • devinim: hareket,
  • devir: 1. yaşayış. 2. dönem. 3. dönme,
  • devirmek: 1. düşürmek. 2.yıkmak. 3. içmek,
  • devran: 1. talih. 2. dünya. 3.kader. 4. baht. 5. zaman,
  • devre: dönem, çağ.
  • devrim: inkılâp,
  • devriye: kol, karakol,
  • devşirmek: toplamak,
  • deyim: tabir,
  • deyiş: üslûp.
  • dış: 1. dışarı. 2. hariç, harici,
  • dış alım: ithalat,
  • dış satım: ihracat,
  • dışbükey: konveks,
  • dışık: cüruf,
  • didaktik: öğretici,
  • didar: yüz, çehre.
  • difteri: kuşpalazı,
  • diğeri: başka, öbür, öteki,
  • dik kafalı: geçimsiz, inatçı, huysuz,
  • dikkatsiz: savruk, dalgın, özensiz, dil: gönül.
  • dilaver: bahadır, yiğit,
  • dilbaz: konuşkan,
  • dilber: güzel,
  • dildar: sevgili,
  • dilek: arzu, istek,
  • dilemek: istemek,
  • dilşat: mutlu, bahtiyar,
  • dimağ: beyin,
  • dinamik: hareketli, canlı,
  • dinç: esen, sağlam, güçlü, canlı, zinde,
  • dinlemek: kulak vermek, işitmek, söz dinlemek,
  • dinlenmek: 1. istirahat etmek. 2. önemsenmek, sözü geçer olmak,
  • dingin: sakin,
  • dinsel: dini.
  • dipli: 1. derin. 2. esaslı.
  • dirayet: 1. yetenek. 2. beceriklilik. 3. seziş,
  • direktif: yönerge, direktör: yönetici,
  • diri: 1. canlı, sağ, yaşayan. 2.solmamış. 3. pişmemiş,
  • dirilmek: canlanmak,
  • dirim: hayat,
  • dirlik: huzur, refah,
  • disiplin: düzen,
  • dişlemek: ısırmak,
  • dişli: güçlü, arkalı, koruyuculu.
  • divane: deli, kaçık,
  • diyalekt: lehçe,
  • diyalog: konuşma, anlaşma,
  • diyar: ülke.
  • dize: mısra,
  • dizgi: tertip, nizam,
  • dizgici: mürettip.
dizmek: sıralamak,
  • doğa: tabiat,
  • doğal: tabiî,
  • doğa ötesi: metafizik,
  • doğramak: kesmek, dilimlemek.
  • doğru: 1. düz. 2. namuslu, dürüst. 3. gerçek. 4. yasal,
  • doğrulamak: onaylamak, teyit etmek, tasdik etmek,
  • doğrulmak: yönelmek, düzelmek,
  • doğrultu: istikamet, yön, cihet,
  • doğu: şark.
  • doğuşlu: asil.
  • doğuştan: yaradılıştan,
  • doktor: hekim,
  • dokunaklı: üzücü, etkili, hüzünlü, acıklı,
  • dokunmak: değmek, ellemek,
  • dolan: hile
  • dolaşmak: gezinmek,
  • dolay: etraf, çevre, havali, yöre.
  • dolayı: …. ötürü, …. yüzünden, …. sebebiyle,
  • dolmak: 1. toplanmak. 2. tamamlanmak,
  • doludizgin: son hızla,
  • dombay: manda,
  • donakalmak: şaşmak,
  • donuk: mat, puslu.
  • doruk: zirve,
  • dost: arkadaş, ahbap,
  • dostane: dostça,
  • doymaz: aç gözlü,
  • doyum: yetinme, kanaat,
  • doyurucu: kandırıcı, inandırıcı,
  • doz: miktar.
  • dökmek: boşaltmak, akıtmak, saçmak, salmak, bırakmak, açığa vurmak, söylemek,
  • dönmek: 1. geri gelmek. 2.caymak. 3. devretmek,
  • döş: göğüs,
  • döşeme: mefruşat,
  • dövüş: kavga,
  • dua: yakarış,
  • dumanlı: sisli,
  • durağan: sabit,
  • durgun: keyifsiz, neşesiz, sakin.
  • durmadan: sürekli, aralıksız,
  • durmak: kesilmek, dinmek, bulunmak, işlemek,
  • duru: berrak, temiz.
  • durum: vaziyet, hâl.
  • duyarlık: hassasiyet,
  • duygu: his.
  • duygulu: içli, hassas,
  • duygusuz: kalpsiz,
  • dünya: 1. âlem, acun, evren.2. el gün, herkes,
  • düş: rüya.
  • düşmek: 1. yuvarlanmak. 2. yağmak. 3. isabet etmek. 4. alçalmak.
  • düşünce: 1. fikir, kanı, anlayış. 2. tasa, kaygı,
  • düşünceli: tasalı,
  • düşüncesiz: 1. tasasız, kaygısız. 2. fikirsiz,
  • düşünür: filozof,
  • düvel: devletler.
  • düyun: borçlar,
  • düz: doğru, sade.
  • düzelmek: iyileşmek,
  • düzen: 1. tertip, intizam. 2.akort. 3. hile.
  • düzenbaz: hileci, düzenci,
  • düzenci: hileci,
  • düzenlemek: tertip etmek, düzeltmek, tanzim etmek,
  • düzenli: düzgün, muntazam,
  • tertipli, derli toplu,
  • düzey: seviye,
  • düzme: sahte,
  • düzmece: uydurma, sahte,
  • düzmeci: sahtekâr,
  • düztaban: uğursuz,
  • düzülmek: koyulmak,
  • düz yazı: nesir.

Advertisement

Leave A Reply