Embriyo Nedir? Embriyo Nasıl Oluşur?

0

Embriyo nedir? Embriyonun oluşumu ve gelişi nasıl olur? Embriyonun özellikleri, embriyo ile ilgili bilgi.

Embriyo; iki ayrı cinsin üreme hücresi birbirlerini dölledikten sonra, birbirini izleyen hücre bölünmeleri ve farklılaşmalarıyla oluşan küçük canlı modelidir.

Advertisement

İster bitki, ister hayvan olsun gelişmiş canlıların tümünde yaşam erkek gametin dişi gameti döllemesiyle başlar. Böylece oluşan ilk hücreye bir başka deyişle döllenmiş yumurtaya zigot adı verilir. Zigotun art arda mitoz bölünmelere uğramasıyla da embriyo ortaya çıkar. Embriyonun gelişmesi üç evreye ayrılır: Embriyo öncesi, embriyo ve fetüs (dölüt). İnsanda embriyo öncesi dönem üç hafta sürer; bu süre boyunca başlangıç hücresi, bir başka deyişle döllenmiş hücre sürekli olarak bölünür. Böylece büyük bir hücre kümesi oluşur. Dut görünümünde olduğu için morula adı verilen bu evreden sonra insan yapısına hiçbir benzerlik göstermeyen yuvarlak bir yapı olan blastotisist oluşur; bunu omurganın ve sinir sisteminin belirtilerinin yer aldığı gastrula izler. Gastrula evresinde başlangıçta iki hücre tabakası vardır. Dıştaki hücre tabakasına dış deri anlamına gelen ektoderm, içtekine de içderi anlamında endoderm denir. İçderi, sonunda ağızdan anüse kadar sindirim sistemini içten döşeyen hücrelere dönüşür. Ektodermin bir bölümü vücudun dış yapılarını (epidermis saç diş minesi vb), bir bölümü de sinir sistemini oluşturur. Sinir sistemi vücudun dışında başlar, gelişmenin çok erken evresinde içeri geçer. İki tabakalı olan yapmm iç ve dış hücre tabakaları arasında üçüncü bir hücre tabakası gelişir. Orta tabaka anlamına gelen mezoderm adı verilen bu tabaka, çeşitli hayvanlarda değişik yollarda oluşursa da birçok iç organın kökenidir. Örneğin insanda; kaslar, boşaltım organları, üreme organları, iskelet, sindirim sisteminin çoğu, kan ve yürek (kalp) de içinde olmak üzere tüm dolaşım sistemi mezodermden oluşur. Bu üç tabakaya embriyo tabakaları adı verilir.

Üçüncü haftanın sonunda dışderide oluşan “sinir levhası” beynin gelişeceği yerde daha geniş, omuriliğin oluşacağı bölgede daha dardır. Kenarları yavaş yavaş yükselir ve dördüncü haftanın sonunda sinir borusunu oluşturur. Bundan sonra önbeyin, arabeyin ve arkabeyin farklılaşır. Sinir borusunun geri kalan kesimi omuriliği oluşturur. Önbeyin, uçbeyine dönüşür ve bunun hemen arkasındaki bölge arabeyin olur. Uçbeyin insanda çok genişlemiş olan ve beyne kendine özgü biçimini veren beyin yarıkürelerini kapsar. Arabeyin, gözleri oluşturacak olan “optik çıkıntı” adlı yapıları taşır. Daha sonra arabeyin vücut hareketlerinin denetimini sağlayan beyincik halini alır. En arka kesimde de omurilik soğanı gelişir. Kalp damar sistemi, embriyonun büyümesi için gerekli besinleri ve oksijeni sağlayaca etkili bir dolaşım olmaksızın çalışmaya başlayan ilk sistemdir. Anneden plasenta yoluyla gelen gereksinimlerden embriyonun yararlanabilmesi için etkili bir damar sistemi ve kalp gerekir. Kan, dördüncü haftadan başlayarak dolaşıma başlar. Tüm embriyonun her yanına yeterli kan sağlamak zorunda olduğundan, kalp damar sistemi embriyonun değişen gereksinmelerine sürekli olarak uyar. Kalbin gelişimi, çok geçmeden tek bir boru biçiminde kaynaşan iki boru halinde başlar. Gelişen boru son derece hızlı büyür. Sonra kıvrılarak S biçimini alır. Yavaş yavaş, sağ ve sol karıncıklarla sağ ve sol kulakçıklara dönüşecek olan iki ayrı bölmeye ayrılır. Bu olay, embriyonun beşinci haftasında ve 5 mm kadarken başlar. Embriyo bu sıradaki kan oksijenini, erişkinlerde olduğu gibi akciğerlerden almayıp plasentadan sağlar. Bu nedenle akciğerden kalbin sol kulakçığına gelen kan miktarının az olması nedeniyle, sol kulakçığı korumak için sağ kulakçıktan, sol kulakçığa kan geçmesini sağlayan bir delik bulunur. Doğumda bu delik kapanır ve bebek oksijenini kendi akciğerinden alır. Sindirimin yolu önbağırsak, arkabağırsak ve arabağırsak olarak üç bölümde gelişir. Ön-bağırsağın ortasından oluşan bir çıkıntı, daha sonra yutak, nefes borusu ve bronşları oluşturur. Boşaltım ve üreme sisteminin gelişimi birbirine sıkıca bağlı olup ikisine birden ürogenital sistem adı verilir. Böbrek üç aşamada oluşur. Önce alt omurgalılarda rastlanan pronefroz böbreklere benzeyen bir yapı oluşur. Pronefroz çok kısa bir süre için var olur ve hiç çalışmaz. Bunu son derece iri olan ve embriyoda bir dereceye kadar çalışan mezonefroz izler. Daha sonra insandaki bilinen böbrek biçimi (matenefroz) gelişir. Dış üreme organları her iki cinste üreme kabarcığından gelişir. Bu kabarcık ürogenital kanalla göbekbağı arasında bulunur. Her iki cinste de gelişim birbirine çok benzer. Dişide üreme kabarcığı çok fazla uzamaz ve ürogenital yol dölyolu ağzını oluşturacak biçimde açık kalır. Erkek embriyoda üreme kabarcığı daha fazla uzama gösterir ve ürogenital kanalın kenarları, erkek dış üreme organını oluşturacak biçimde gelişirler. Erkekte genital şişkinlikler birbirleriyle birleşip erbezlerini, dişide ise birleşmeyip genital organlarının dudaklarını oluşturur. Üçüncü ayda büyüme son derece hızlıdır. Embriyo iki kat büyür ve uzar. Embriyoda baş, vücut ve ayaklara oranla çok daha büyüktür. Üçüncü ayın sonunda gözkapağı oluşur ve saçlar belirir. Çıkıntı biçiminde olan el ve ayaklar normal biçimlerini alırlar ve tırnaklar belirmeye başlar. Bu aşamadan sonra artık doğuma kadar büyüme ve gelişme olayları sürer ve doğumla yeni bir yaşam başlar.

Özellikle omurgalı hayvan türlerinde embriyoların gelişimlerinin ilk evreleri birbirine çok benzer. Hatta başlangıç aşamasında bir insan embriyosunun balık ve kurbağa embriyosundan fazla bir aykırımı yoktur. İnsan embriyosunda kısa bir süre için de olsa balıkların solungaç yarıklarını andıran yarıklar bulunur. Gelişme ilerledikçe vücut bölgeleri arasında gelişme hızı değişikliği nedeniyle, yeni organlar oluşumuyla ya da organ taslaklarının biçim değiştirmesiyle insan yavrusuyla öteki omurgalıların yavruları arasında ayrımlar göze çarpmaya başlar. Embriyoların ortaya koyduğu bu tür gelişmişlikler, evrim kuramında daha gelişmiş bir canlı türünün kendisine oranla daha basit bir türden oluştuğu hipotezine kanıt olarak gösterilir. Bitkilerin de kendilerine özgü embriyo gelişmeleri vardır. Çiçekli bitkilerde yumurta hücreleri, çiçeğin dişi organının alt kesiminde yer alan ovaryum (yumurtalık) içinde bulunurlar. Çiçektozu (polen) dişiorganın tepeciği üzerine düşerek tozlaşmayı oluşturur. Polen burada çimlenerek içeriye bir borucuk oluşturur ve yumurtaya ulaşarak döller. Bu döllenmeden tohum gelişir. Tohum içerisinde, döllenmiş yumurtanın peş peşe mitoz bölünmeyle çoğalması sonucu embriyo ortaya çıkar. Tohum uygun koşulları bulursa çimlenir ve embriyo yeni bitkiyi oluşturur. Çoğunlukla bir tohumda bir embriyo bulunursa da çok embriyolu tohumların oluştuğu da bilinmektedir. Bitki embriyosu beş ana bölüme ayrılır: Kotiledon ya da çenek (yapraksı yapı), plumula (gövdeye verecek meristem), hipokotil (kotiledonların alt kesimindeki kısa eksen), epikotil (kotiledon ile plumula arasındaki kısa mesafe). Kapalı tohumlu bitkiler de (angospermler) çeneklerin sayısına göre, tekçenekli (monokotil), ikiçenekli (dikotil) olabilir.

Advertisement


Leave A Reply