Epik Manzume (Destan) Nedir? Özellikleri

0
Advertisement

Epik manzume (destan) nedir? Destan çeşitleri nelerdir? Epik Manzume (Destan) özellikleri, örnekleri, hakkında bilgi.

EPİK Manzume (destan) :

Bir ulusun hayatım yakından ilgilendiren tarih ve toplum olaylarına ait kahramanlıkları anlatan manzum hikâyelere Epik manzume denir. Bu manzumelerin iki şekli vardır. Bunlardan birisi Doğal epik manzume, öteki de Yapma epik manzume’dir.

a) Doğal epik manzume (destan) :

Eski çağlarda, bir ulus halkının ortak vicdanında derin izler bırakan herhangi bir tarih ya da toplum olayının kahramanlık yönünü anlatan manzum hikâyeler, bu çeşide girer.

Advertisement

Bu manzumeler, ya o ulusun saz şairleri, ya da ulusal bir şairi tarafından söylenir (eski Yunan’da Homeros gibi).

Homeros’un İlyada’sı, Fin’lerin Kalevala’sı, Türklerin Köktürk (Ergenekon) vb. gibi destanları doğal epik manzume çeşidindendir.

b) Yapma epik manzume (destan) :

Bunlar, yakınçağ uluslarında aydın şairlerin, kendi uluslarına ait bir tarih ya da toplum olayını anlatan manzum yazılarıdır.

Advertisement

Gerek doğal, gerekse yapma epik manzumelerde olay, gerçeğe ait temel motifi korumak şartıyla, şairin hayal gücüne ve heyecanına göre biçim alır. Bu çeşit manzumelerde mübalâğa (aşırılık) sanatına fazlaca başvurulur. Epik manzume, tarihin karanlık devirlerine ışık tutan niteliğine rağmen bir tarih belgesi değildir.

Batı edebiyatının epik verilerinde, olayla ilgili gerçek kişilerin yanısıra tanrılar, tanrıçalar, yarıtanrılar da rol alırlar. Bunlar bazen dolaylı olarak, bazen de doğrudan doğruya olaya karışırlar.

Bizim edebiyatımızın epik verilerinde ise, gerçek kişiler ve din varlıklarının yanında kutsal hayvanlar, dağlar, sular gibi çeşitli tabiat varlıkları da olaya karışır.

Türk ulusunun destan edebiyatı çok parlaktır. Tarih öncesi çağlara ait türeyiş, yaşayış ve inanışlarımızı yansıtan çeşitli destanlarımız vardır. Bunlar, ahlâkımızın baş ilkesi olan doğruluğu temel tutan epik verilerdir.

Advertisement

Edebiyatımızın epik verilerinin en önemlileri : Saka Destanı, Oğuz Kağan (Kun) Destanı, Köktürk (Ergenekon) Destanı, Uygur Destanı… vb. dir.

Doğal epik veriler, Rönesans’tan sonra, çeşitli güzel sanatlara güçlü tutamak olmuştur. Ressamlar, heykel-traşlar, müzisyenler, şairler bu tür eserlerden ilham almışlar ve yeni teknikle ölmez eserler vermişlerdir.

Doğal epik manzumeler, şairlerinin çaldığı saz eşliğinde bir besteyle söylenir.

Aşağıdaki manzumelerin birincisi doğal, ikincisi de yapma epik manzumelere örnektir

Advertisement

Doğal epik manzume :

DESTAN

Hazır olun ey gaziler
Varalım Bağdat üstüne
Ulu dağlar sarp kayalar
Geçelim Bağdat üstüne
Sarptır Bağdat’ın eteği
İçi erenler yatağı
Sultan Murat’ın otağı
Kurulur Bağdat üstüne
İçtim Şat’ın suyunu
Bildik Şahının soyunu
Sultan Murat’ın tuğunu
Dikelim Bağdat üstüne
Alurlar elden komazlar
Üstünde Han var demezler
Ulu toplar balyemezler
Atulur Bağdat üstüne
Çalın vezirin borusun
Dostu gafil koman girsin
Koyverin asker yürüsün
Gaziler Bağdat üstüne
Demircoğlu sözün haktır
Hiç sözünde hilâf yoktur
Osmanî’de gayret çoktur
Kırılır Bağdat üstüne

Demircioğlu

Advertisement

Yapma epik manzume :

ÜÇ ŞEHİTLER DESTANI

Mustafa Kemal
Mustafa Kemal’i gördüm düşümde,
«Daha!» diyordu.
Uğruna şehit olasım geldi hemen,
«Sabaha!» diyordu.
Al bir kalpak giymişti, al,
Al bir ata binmişti, al,
«Zafer ırak mı?» dedim,
«Aha!» diyordu.
Tabur Bir Mucize içindeydi
Bir muhabbet sarmıştı her yönü,
Vatanı ve bizi seven.
Çoğalmıştık bir uçtan bir uca, rüya gibi,
Büyüyordu ova kendiliğinden.
Neydi damarlarımızda çağlayan, çağlayan?
Neydi bu tepenin ardı?
İçimizde sadece vatan değil,
Yeryüzü kadar bir şey vardı.
Ateş mi gelirmiş, yel mi esermiş?
Akıyoruz, hayatımız nerde pek belli değil.
Kurtulmuşuz bedenden artık,
Kimse ayaklı, elli değil.
Kurşun İşlemeyen Şey
Vurulmuş, vurulmuş,
Düşmez kat’iyyen yere.
Karşısındakine dehşet verir,
Karışmış sanki ölümsüzlere.
Bu, beşinci bölükten Van’lı İbo,
Bir vatan kadar hür.
Vurulmuş, vurulmuş,
Gövdesi ardından yürür.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
(Üç Şehitler Destanı, 1949)

Advertisement

Leave A Reply