Evliya Çelebi Hayatı ve Edebi Kişiliği

0
Advertisement

Evliya Çelebi’nin yaşam hikayesi, biyografisi, gezdiği yerler, eserleri, edebiyatımızdaki yeri, edebi kişiliği hakkında bilgi.

Evliya Çelebi

Evliya Çelebi Yaşamı

Evliya Çelebi (1611-1682), dünyaca ünlü gezi (seyahat) yazarlarımızdandır. İstanbul’da Unkapanı semtinde doğdu. Hayatının tam 50 yılı gezilerle geçti. Gezilerini 10 büyük ciltlik Seyahatname adlı kitapta topladı.

Evliya Çelebi’nin babası Mehmet Zilli’dir. Sultanahmet Camii’nin süsleme işlerini yapan sanatçılardandı. Kütahyalıydı. İstanbul’un fethinden sonra ailesini toplayıp gelmiş, İstanbul’da yerleşmişlerdi. Mehmet Zilli, padişahın hesap uzmanlığını, kuyumcubaşılığını yaptı. 114 yaşında öldü. Evliya Çelebi doğduğunda ise, 77 yaşındaydı. Evliya Çelebi, zamanının bütün okullarında öğrenim gördü. İlkokuldan sonra 7 yıl medreseye giderek, ortaöğrenimini tamamladı. Günümüzün üniversitesi sayılabilecek olan Enderun’da okudu, hafız oldu.

Evliya Çelebi’nin güzel sanatlara karşı eğilimi vardı. Babasından aldığı özel derslerle bu eğilimin altında yatan yeteneğini geliştirdi. Şiire ve müziğe ilgisi de büyüktü. Şiirler yazıyor, güzel sesiyle şarkılar söylüyordu. Dayısı Melek Ahmet Paşa’nın yardımıyla IV. Murat’ın takdirini kazandı ve 24 yaşında onun özel sanat danışmanlığına atandı. 1635-1639 yıllan arasında bu görevi yürüttü. Evliya Çelebi’nin gezme, inceleme ve araştırma merakı her zaman rüyalarını süslüyordu. 1630 yılında gördüğü bir rüya, onu birdenbire harekete geçirdi. Gezilere başlamasına yol açtı. Rüyasında Peygamberle karşılaştı. Onun, kendisinden bir dileği olup olmadığını sorduğunda “şefaat” (suçunun bağışlanması) diyeceği yerde, “seyahat” (gezi) deyiverdi. Peygamber de onun bu dileğini gülümseyerek kabul etti. Uyandığı zaman Evliya Çelebi, gördüğü rüyaya çok sevindi. Evden çıktı. İstanbul’un iyi rüya yorumlayanlarına koştu. Rüyasını bunlara anlattı. Bunlardan birisi:

Advertisement

– Önce, İstanbul’umuzu yaz, dedi.

Böylece Evliya Çelebi, Seyahatname’sinin I. cildi olan İstanbul Tarihi’ni yazmaya başladı. O zaman 20 yaşındaydı.

Aradan yıllar geçti, ama İstanbul’un Tarihi de yazılmış oldu…

Evliya Çelebi 30 yaşındaydı. Evden ayrılıp Bursa’ya gitti. Bunu kendisi şöyle anlatır:

Advertisement

– “Fakir, o gün üzüntü içinde olan evimize varıp babam ve annemin ellerini öpüp, önlerinde durduğumda, aziz babam dedi ki:

– Safa geldin, Bursa seyyahı (gezgini)!…..Safa geldin!…

Oysaki nereye gittiğimden kimsenin haberi yoktu. Fakir dedi ki:

– Fakir’in Bursa’da olduğunu nereden bildiniz? Buyurdular ki:

Advertisement

– Sen 1640 yılı Mayıs başlarında kayıp olduğun gece dualar okudum. Uykuda seni gördüm ki, Bursa’da Emir Sultan’da Allah’tan yardım ile seyahat rica edip ağlardın. O gece bana birçok derviş kimseler rica edip senin seyahate gitmekliğin için izin istediler. Ben de o gece hepsinin rızasıyla sana izin verdim.”

Babasının Verdiği Öğüt

Evliya Çelebi, İstanbul dışındaki gezilerine başlarken önce babasından izin alamamış olmasına çok üzüldü. Daha sonra bunu yerine getirdi. Babası şöyle öğütler verdi:

“Gel şimdi oğul! Bundan sonra sana seyahat göründü. Allah mutlu eyliye! Ama sana öğütlerim var.
Oğul! İnsan fakir olur. Besmelesiz yemek yeme. Sırrını kimseye söyleme. Pişken (çok sıcakken) yemek yeme. Elbisenin söküğünü üstünde dikme, iyi adını kötüye kullanma. Kötüye yoldaş olma, zararını çekersin. Sen yürü ileri, gözün kalmasın geri. Alayı bozma. Tarlaya basma. Dostlar ayağına sarkma. Bir şeyi koymadığın yere el uzatma. İki kişi konuşurken dinleme. Ekmek ve tuz hakkını gözet. Başkasının eşine bakıp ihanet etme. Çağrılmayan yere gitme. Gidersen, emin ve namuslu yere git. Sır sakla. Her toplantıda işittiğin sözleri sakla. Evden eve söz götürme. Kınamak, kovulmak ve arkadan kınamaktan uzak ol. Temiz ol. Herkesle iyi geçin. İnatçı ye kötü dilli olma. Senden uluların önünden gitme. İhtiyarlara saygılı ol. Daima temiz olup haram ve yasak edilmiş şeylerden sakın.

Hakkına razı ol. Eline geçen malı boşa harcama. Kanaatle geçin… Sağlıkta, hastalıkta gerekli olur. Dünyalık akçeyi, lokma ve hırka için saklayıp başkalarına muhtaç olma… Gezip dolaştığın yerlerde iki yerden gayret kuşağını beline bağlayıp kendini sürekli koru. Su uyur, hilekar ve katı yürekli düşmanlar uyumaz. Büyüklerin ziyaretine git. Gittiğin yerlerin bütün ziyaret edilecek yüksek dağ, garip ağaç ve taşlarını; memleketleri, önemli eserlerini, kalelerini, fethedenlerini, yaptıranlarını yazarak, çevreni ölçerek, “Seyahatname” adıyla bir eser meydana getir.” Evliya Çelebi, babasının verdiği bütün bu öğütleri dinledi ve sonra bunu Seyahatname’de şöyle anlattı:

Advertisement

“Deyip enseme bir pehlivan tokadı vurarak kulağımı çekti. “Yürü sonun hayır ola.” dedi. Fakir, tokat sarsıntısından ayılarak gözüm açtım ki, evimizin içi nur dolmuş. Hemen babamın elini öpüp sessiz durdum… Bir heybe içine on iki kadar nefis kitap koyup iki yüz kadar altın yol parası yerdi…”

İşte bu rüyanın ve babasının etkisiyle Evliya Çelebi, tasarladığı gezileri gerçekleştirmeye başladı ve tam yarım yüzyıl gezdi. Aü Küheylan ile az gitti, uz gitti…

Gezdiği Yerler

Evliya Çelebinin, bugünkü sınırlarımız içinde olup da görmediği ilimiz yok gibidir. Bu arada yaşadığı devirde Osmanlı İmparatorluğu sınırlan içinde olan Kırım, Girit, Gürcistan, Güney ve Kuzey Azerbaycan, Suriye ile Tebriz ve Bakü’yü de gezdi. Aynca İran, Irak, Mısır ile Avrupa’yı baştan sona dolaştı. Seyahatnamesi Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Romanya, Almanya, Macaristan ve Çekoslovakya anılarıyla doludur.

Edebiyatımızdaki Yeri

Evliya Çelebi, 10 ciltlik eseriyle yalnızca Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatında da saygın bir yere sahiptir. Daha 17. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılan topraklarında yıllarca gezmesi, yaşadıklarını, gördüklerini, dinlediklerini en ince noktalarına kadar yazması çok büyük önem taşımaktadır. Eserinden dil ve edebiyat yönünden olduğu kadar, tarih, topoğrafya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi, yerel tarih açısından yararlanılmaktadır. Birinci cildinde tümüyle İstanbul’u anlatması nedeniyle İstanbul üzerine yapılan ilk “Kent Monografisi” oldu. Edebiyat tarihçisi Tahir Alangu, Evliya Çelebi’nin “Mizahçı-romancı” kişiliğine sahip olduğunu söyler, Seyahatnamesini de bir “Biyografya romanı” olarak niteler.

Advertisement

Öte yandan Seyahatname’nin tarihçilerin babası olarak kabul edilen Heredot’un (M.Ö. 285-425) eserine benzerliğinin kimsenin dikkatini çekmediğini belirterek, Evliya Çelebi’nin önemim bir kez daha vurgular.

Seyahatname, II. Abdülhamit döneminde yayımlanmış olsa bile bunun sansürlü bir yayın olduğu savı vardır.

Orijinaline uygun basım 2000 yılında İ. Gündağ Kayaoğlu’nun Proje Koordinatörlüğü’nde yapılmaya başladı, bugüne kadar 8 cilt yayımlandı. Bunun yanı sıra günümüz Türkçesiyle 1. ve 2. cildin Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı tarafından özetlenen bir kitabı da çıktı (2004).

Advertisement

Yorum yapılmamış

Leave A Reply