Hacı Arif Bey Kimdir

0
Advertisement

Türk tarihinin yetiştirmiş olduğu en büyük bestecilerden olan Hacı Arif Bey’in hayatı ve döneminde yaşadıkları ile ilgili bilgiler.

Hacı Arif Bey(1831 – 1885) büyük bir Türk bestecisidir. Şarkı bestekarlarının en büyüğü, Türk müziğinde yeni klasik okulun kurucusudur.

İstanbul’da, Eyüp’te doğdu. Eyüp mahkemesi katibi Ebubekir Efendi’nin oğludur. Daha ilkokuldayken sesinin güzelliğiyle Eyüp’te ün kazandı. Kendisinden 6 yaş büyük olan Eyüp’lü büyük bestekar Zekâi Dede’den biraz müzik öğrendi. Sonra Eyyubî Mehmet Bey’in derslerine devam ederek ilerledi. Mehmet Bey’in aracılığı ile Mızıka’yı Hümayun’a girdi, Sultan Abdülmecit’in takdirini kazandı. Sarayda Haşim Bey’den müzik öğrenmeye devam etti. En girift besteleri bir dinleyişte hatasız tekrarlaması ile dikkati çekti. Terbiye, nezaket ve kibarlığı ile sevgi topladı; Abdülmecit’e mabeyinci oldu.

Arif Bey henüz 20 yaşına varmadan binden fazla müzik parçasını ezberlemişti. Harem-i Hümayun’daki cariyelere müzik hocası oldu. Olağanüstü güzelliğinden dolayı padişaha zevce olması beklenen 15 yaşlarında Çeşmidilber adındaki Çerkez kızı ile kalbi bir ilgi kurması büyük dedikodu konusu oldu. Dedikodulara dayanamayan padişah, daha o yaşta Arif Bey’i 60 altın aylıkla emekliye sevk etmek zorunda kaldı. Çeşmidilber de, hükümdar tarafından çeyiz verilmek suretiyle, Arif Bey’e nikahlandı. Birkaç yıl sonra Abdülmecit, bestekarı affetti. Arif Bey, Taşlık’taki konağından gene Saray-ı Hümayun’a geldi. Mabeyincilik ve Harem müzik öğretmenliği görevlerini yeniden aldı.

Yeni Bir Macera

Advertisement

Arif Bey bu sıralarda geçinemediği Çeşmidilber’den ayrılmış bulunuyordu. Bu kere öğrencisi olan cariyelerden Zülfinigâr adındaki Çerkez kızına tutuldu. Geçen dafaki macera gibi büyük dedikoduya konu olacağını sezen Abdülmecit, Arif Bey’in derhal bu kızla evlenmesini istedi. Zülfinigâr bir müddet sonra veremden öldü.

Abdülâziz’in tahta çıkması üzerine, ikinci evliliği dolayısı ile Saray’dan uzaklaştırılan Arif Bey, pek sevdiği Saray’a tekrar alındı. Saray’daki yeni ödevi Harem müzik öğretmenliği ve Saray fasıl heyeti başhanendeliğiydi. Bu sıralarda bestekâr olarak ünü ülke sınırlarını aşmıştı. Bazan irticalen günde birkaç şarkı bestelediği oluyordu. Bu kere de Arif Bey, Pertevniyal Valide Sultan’ın nedimelerinden Nigârnîk adındaki Çerkez kızı ile alaka kurdu. Valide Sultan, yüklü çeyiz vererek kızı, çok takdir ettiği bestekârla evlendirdi.

Şöhretin Verdiği Gurur

Bütün bu görülmemiş teveccühlerden gururlanan bestecinin nazı son zamanlarda çekilmez hale gelmiş, en yüksek devlet adamlarına istiğna göstermeye başlamıştı. Bunun üzerine, ayda 40 altında Saray’dan çıkarıldı. Taşlık’taki konağından Zincirlikuyu’daki çiftliğine nakletti. Bir ara Şûray-ı Devlet’e atandıysa da memurluk yapamadı, çekildi. 1871’de Saray’dan ayrılan Arif Bey, 5 yıl sonra yeniden Saray’a alındı.

Advertisement

II. Abdülhamit tahta çıkınca, besteciliğinin en yüksek noktasında bulunan sanatçıyı öğretmen olarak Mızıkay-ı Hümayun’a aldı. Yeni padişah Arif Bey’in elinde büyümüştü. Onun için, II. Abdülhamit’in amcası olan Abdülâziz’e yaptığı şımarıklıkların daha büyüğünü ona karşı da göstermeye başladı. Padişah bîr keresinde «lâlam» dediği Arif Bey’i Saray’ın bir odasında 50 gün hapsetmek zorunda kaldı.

Ârif Bey, Perestû Valide-Sultan tarafından da çok korundu. Son zamanlarda Saray’a seyrek uğramaya başlamıştı. 54 yaşındayken 28 haziran 1885’te Saray’daki odasında kalp durmasından öldü. Beşiktaş’ta Yahya Efendi Dergâhı’na gömüldü. 3 kızından başka ilk karısından bir de oğlu olmuştur. Oğlu Cemil Bey Viyolonselist olarak Mızıkay-ı Hümayun Batı müziği bölümünde çalışmıştır.

Arif Bey, son derece yakışıklı bir adamdı; pek zeki ve nükteciydi. Karşılaştığı herkesin sevgisini kazanmayı bilmişti. Ses sanatçısı olarak XIX. yüzyılın en parlak siması oldu. Müzik bilgisi bakımından öğretmenlerinin derecesine çıkamadı. Hiçbir sazı çalmayı da öğrenmedi. «Mecmua-i Arif» adındaki 600 sayfalık güfte dergisi 1873’te İstanbul’da basılmıştır.

Kürdili Hicazkar makamını Arif Bey bulmuştur. Bu makamdan 70 şarkı bestelemiştir. Müsemmen usûlünü de o bulmuştur. Öğrencilerinin en ünlüsü, kendisinden sonra en büyük şarkı bestecisi olan Şevki Bey’dir.

Advertisement

Arif Bey, Dede Efendi ile H. S. Arel arasında geçen Türk bestecilerinin en büyüğüdür. Yeni klâsik Türk müziği okulunun, şarkı tarzının gerçek kurucusudur. Bin küsur şarkı ile bir hayli dini eser bestelemiştir. Bugün besteleriyle elimizde olanları ancak 335 parçadan ibarettir. Bunun 325’i şarkıdır. 8’i dini eser, l’i beste, 1’i de semaidir.

Arif Bey, tek başına şarkı şeklini Türk müziğinin en önemli kolu haline getirdi. Şarkıları teknik bakımdan çok düzgündür; ifade, eda bakımlarından olağanüstü güzel, kibar bir üslûbu vardır. Eserlerinin büyük bölümü, parlak bir müzik dehasına örnek gösterilecek derecededir. Kendisinden sonra gelen besteciler arasında Arif Bey’in etkisinde kalmamış olanlar pek azdır.


Leave A Reply