Hakka Suresi Hakkında Bilgi

0

Hakka Suresi nedir? Hakka Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Hakka suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Hakka Suresi


Hakka Suresi Hakkında Bilgi

Hakka Suresi; Kuran-ı Kerim’in 69. sûresidir. Mekke’de inmiştir, 52 ayetten oluşur. Bütün hakların yerini bulacağı kıyamet günü anlamına gelen surenin adı birinci ve ikinci ayetlerde geçer.

Kuran’ın doğruluğuyla Allah’ın sözleri olduğunu işleyen sûre, ayrıca kıyameti ve kıyamet sırasında olacak şiddetli olayları, eski kavimleri ve onların taşkınlıklar, bozgunculuklar sonucu başlarına gelenleri konu edinir. Son bölümde ise Kur’an’a şair sözü, sihirbaz sözü şeklinde yapılan itirazlara cevap verilir.

Hakka Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

Hakikat olan,


Nedir o hakikat olan?

Hakikat olanı sana bildiren nedir?

Semud ve Ad, karia’yı yalan saydılar.

Semud’a gelince, taşan bir şeyle (veya taşkınlıkları sebebiyle) helak edildi.


Ad’a gelince; onlar da, uğultu yüklü, azgın bir kasırga ile helak edildiler.

Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.

Şimdi onlardan hiç arta kalan görüyor musun?

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler o hata ile geldiler.

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide Biz sizi taşıdık;


Öyle ki, onu sizlere bir ibret kılalım. ‘Gerçeği belleyip kavrayabilen’ kullar da onu belleyip-kavrasın.’

Artık sur’a tek bir üfürülüşle üfürüleceği.

Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman.

İşte o gün, vakıa artık vukubulmuş tur.

Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ‘sarkmış-za’fa uğramıştır.’

Melek ise, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır.

Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli, gizli kalmaz.


Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: “Alın, kitabımı okuyun.”

“Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmıştım.”

Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.

Yüksek bir cennette.

Devşirilecekleri pek yakındır.

“Geride kalan günlerde, ‘peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,’ afiyetle yiyin ve için.”

Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: “Bana keşke kitabım verilmeseydi.”

“Hesabımı hiç bilmeseydim.”

“Keşke o kesip bitirseydi.

“Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı.”


“Güç ve kudretim yok olup gitti.”

“Onu tutuklayın, hemen bağlayın.”

“Sonra çılgın alevlerin içine atın.”

“Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin.”

“Çünkü, o, büyük olan Allah’a iman etmiyordu.”

“Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.”

“Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur.”

“İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur.”

“Bunu da, hata edenlerden başkası yemez.”

Hayır; gördüklerinize yemin ederim,


Görmediklerinize de.

Hiç şüphesiz O, şerefli bir elçinin kesin sözüdür.

O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz?

Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?

Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir.

Eğer o, Bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı.

Muhakkak onun sağ-elini çekip-alıverirdik.

Sonra onun can damarını elbette keserdik.

O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı.

Çünkü O muttakiler için bir öğüttür.

Elbette Biz, içinizde yalanlayanların bulunduğunu biliyoruz.

Gerçekten O, kafirler için bir hasrettir.

Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir.

Öyleyse, büyük Rabbini ismiyle tesbih et.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?