Hasan Sabbah Kimdir? Hayatı, Alamut Kalesi Hükümdarlığı, Hikayesi

0
Advertisement

Hasan Sabbah kimdir? Hasan Sabbah hayatı, biyografisi, Alamut devleti, kuruluşu, hükümdarlık dönemi, hikayesi hakkında bilgi.

Hasan Sabbah

Kaynak: commons.wikimedia.org

Hasan Sabbah; (Ölümü: 1124).

Alamut devletinin kurucusu, ilk İsmaili imamıdır. Genç yaşında Şii oldu ve Mısır Fatımi halifesi hesabına İran’da çalışmaya başladı. 1072’de Kahire’ye giderek Fatımîler’le daha sıkı ilgiler kurdu. 1090’da İran’da Alamut Kalesini ele geçirdi, bu son derece sarp, berkitilmiş kaleyi kendine başkent yaptı. Civar bölgeler de ele geçirilerek küçük bir İsmailî krallığı kuruldu.

Bu devletin Haşşâşin denen mensupları, Sünniler arasında düzenledikleri suikastlerle büyük dehşet yarattılar (Fransızcadaki assasin = (kaatil) sözü bu kelimeden gelmiştir). Bu suikastlerden birine de Büyük Selçuklular’ın ünlü veziri Nizamülmülk 1092’de kurban gitti.

Bugün kaybolmuş Farsça birkaç dini eser de yazan Hasan Sabbah’ın Alamut’taki saltanatı 34 yıl sürmüştür. Ölümünde yaşı 80 kadardı.

Hasan Sabbah’ın yerine müridi Keyâ Büzürg-Ummîd Rûdbârî hükümdar oldu (saltanatı 1124-1138). Bu şahıs, II. İsmailî hanedanının kurucusudur. Alamut devleti, bu hanedandan 8. İsmailî hükümdarı Rüknettin Hurşah (1255-1256) ile son buldu. Hulâgu Han, Alamut’u ele geçirdi, yerle bir etti. Bugün bu mezhebin imamına Ağa Han denmektedir.

Advertisement

Alamut Kalesi kuzeybatı İran’da Kazvin şehrinden 30 km. kadar uzakta, Tahran yolu üzerindedir. Bugün bir yerleşme yeri değildir.

Hasan Sabbah

Kaynak: commons.wikimedia.org

Hasan Sabbah’ın Hikayesi

Hassan Sabbah’ı bilir misin? Hasan Sabbah yalçın bir dağın tepesindeki bir adam. Kartal yuvası bir kalede oturuyor. Alamut kalesinde. Krallıkları deviren adalet dağıtan, dehşet saçan bir adam. O zamanın Selçuklu Sultanı Selahattin bu Hasan Sabbah’ın peşine kelle avcılarını göndermiş. Hasan Sabbah’ın kellesini istemiş. Gel zaman git zaman Hasan Sabbah’ın elçisi Sultana gitmiş saraya.

Elçi gelmiş, Demiş ki, “Sultana bir lafımız olacak
Sultan “Buyur söyle” demiş.
Elçi bakmış şöyle, Demiş ki “Bu kalabalık olmaz“.
Sultan kalabalığı göndermiş.
Elçi demiş ki “bu korumalar da gitsin lafım sana” demiş.

Sultan iyice merak etmiş korumaları da göndermiş. O zaman elçi sultanın yanındaki iki kölemen korumaya bakmış. Demiş ki Onları da gönder. Sultan demiş ki; “Onları göndermem, onlar benim oğullarım, en çok onlara güvenirim. Biz üçümüz bir kişiyiz” demiş. Hadi söyle yahut ta git.

Advertisement

O zaman elçi o iki kölemen korumaya dönmüş demiş ki “size kılıçlarınız çekin ve hükümdara kıyın desem ne yaparsınız?” İki adam tereddüt bile etmemiş, “Emrin olur” demiş. Bunun üzerine elçi arkasına bile bakmadan çekip gitmiş. Ertesi gün Sultan Selahattin, Hasan Sabbah’ın peşine gönderdiği kelle avcılarını geri çağırmış.

Hasan Sabah hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyenlere Wladimir Bartol’un ALamut Kalesi isimli kitabını şiddetle tavsiye ederiz.


Leave A Reply