İyonya Hakkında Bilgi

0
Advertisement

İyonya neresidir, hangi bölgeyi kapsar? İyonya’nın tarihi, özellikleri, İyonya hakkında bilgi.

İyonya

İyonya, İonia olarak da yazılır. Batı Anadolu kıyı şeridinde antik bir bölge. Kuzeyde Eolis, doğuda Lidya, güneyde Karya bölgeleriyle çevrilidir; batısı ise tümüyle Ege Denizi ile sınırlanır. Bugünkü İzmir ve Aydın illerinin Ege Denizi kıyısındaki tüm batı kesimleri ile Yunanistan’a ait Khios (Sakız) ve Samos (Sisam) adalarını içine alır.

Bölge adını, Batı Anadolu kıyılarına Orta Yunanistan’dan gelen ve Yunanca’nın farklı bir lehçesini konuşan göçmenlerden almıştır. Önceleri Lelegler, Karyalılar ve Lidyalılar gibi halkların yerleştiği bu bölgeye İÖ 11. yüzyılın ortalarında ya da İÖ 10. yüzyılın başlarında gelmeye başlayan bu göçmenlerin anayurdu Yunanistan’ın Kuzey Peloponnesos yöresindeki Argolis’ti. Buradan Dorlar tarafından kuzeydeki Attika’ya sürülmüşler ve bölgenin en önemli kenti olan Atina’da bir kral sülalesi oluşturmuşlardı. İyon göçünün bu sülalece yönetildiği kabul edilir.

Küçük gruplar halinde gelen göçmenlerin Batı Anadolu’da özellikle Smyrna (İzmir) Körfezinin güneyinden Maiandros (Büyük Menderes) Irmağının denize döküldüğü yere kadar uzanan kıyı şeridine yerleşmeye, daha çok da küçük yarımadalar ya da kıyıya çok yakın adacıklarda köy ve kasabalar kurmaya başladıkları anlaşılmaktadır. Bu yerleşim birimleri İÖ 9. yüzyılın ortalarında surlarla çevrilerek polis denen kent devletleri haline gelmeye başladı.

Advertisement

Her biri bağımsız bir devlet olan polisler büyük olasılıkla İÖ 700’lerden önce Panionya Birliği adı verilen bir konfederasyon çevresinde toplandılar. Birliğin merkezi Mykale (Samsun) Dağının kuzeyindeki Melia kentiydi. Poseidon Helikonios kültü çevresinde toplanmış olan bu birliğe 12 kent katılmıştı ve bunlar lehçelerine göre şöyle kümeleniyorlardı: Karya’da kurulmuş Miletos, Myus, Priene; Lidya’da kurulmuş Ep-hesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai (Urla), Phokaia (Foça), Khios ve hemen karşısındaki Erythrai; son olarak halkı kendilerine özgü bir dil konuşan Samos. Bu birliğe sonraları, aslında bir Eolis kenti olan Smyrna’nın da katılmasıyla üyelerin sayısı 13’e çıktı. Panionion’da her yıl İyonların Panionia denen geleneksel bayramı kutlanırdı.

İÖ 7. yüzyılın başlarından İÖ 6. yüzyılın ortalarına değin Lidya Krallığı’nın baskısı altında kalan Iyonya bölgesi, gene de büyük çapta özgürlüğünü korudu. İÖ 638’de göçebe Kimmer topluluklarının yağmalarından etkilendi, özellikle Ephesos’taki Artemis Tapınağı tümüyle yakılıp yıkıldı. İÖ 560’tan sonra Lidya Kralı Kroisos’un egemenliğini tanıyan bölge İÖ 545’te Perslerin eline geçti ve Sardis satraplığına bağlandı. İÖ 499-494 arasında İyonlar Miletos’un önderliğinde Pers egemenliğine karşı ayaklandılarsa da, tarihe İyonya Ayaklanması olarak geçen bu olayın sonunda yenik düştüler. İÖ 494-334 arasında büyük bir kargaşa yaşayan İyonya, Pers boyunduruğundan kurtulmak amacıyla zaman zaman Atina ve Sparta’nın yanında yer aldı, ama önemli bir başarı sağlayamadı. İÖ 386’daki Kral Barışı sonrasında da tümüyle Perslerin denetimine bırakıldı. İÖ 334’te Büyük İskender’in, onun ölümünden sonra da sırasıyla generallerinden Antigonos (İÖ 305), Lysmakhos (İÖ 301) ve Selevkos’un (İÖ 281) eline geçti. İÖ 228’de Pergamon Krallığı’nın denetimi altına girdi. Pergamon Kralı III. Attalos’un İÖ 133’te devletini bir vasiyetname ile Roma’ya bırakması üzerine İyonya bu kez Romalıların eline geçti ve yeni oluşturulan Asia Eyaleti’ne bağlandı. Roma döneminde başlıca İyonya kentleri eski zenginliklerine kavuştular; bölgedeki pek çok görkemli yapı kalıntısı Roma imparatorluk dönemine aittir. Bu dönemin en zengin kentlerinden Ephesos, Miletos, Smyrna ve Khios gelişmelerini Bizans döneminde de sürdürdüler.

İyonya, en parlak dönemini yaşadığı İÖ 6. yüzyılın ilk yarısında bilimsel felsefede ilk adımların da atıldığı yer oldu. Özellikle Miletoslu Thales’in başını çektiği bir filozoflar gurubu, hiçbir siyasal etki altında kalmaksızın, yalnızca doğruya ulaşma amacıyla çaba göstermişlerdi. Doğa felsefesi denen bu İyonya akımının Thales’ten sonra gelen gözde adlar arasında gene hepsi Miletoslu olan Hekataios, Anaksimandros ve Anaksimenes sayılabilir.

İyonya’nın iklimi son derecede elverişliydi. Herodotos kendi zamanında, bu bölgenin ikliminin dünyada bir eşi daha bulunmadığını söyler. Bunun yanında, girintili çıkıntılı kıyılan gemiler için sığınma olanağı veren sayısız doğal limanla doluydu. Bu nedenlerle İyonya, kıyı şeridi üzerinde sıkışık ve dar bir bölge olmasına karşın çok gelişmişti ve eskiçağın en yoğun nüfuslu bölgelerinin başında geliyordu. Aslında en çok Panionya Birliği’ne bağlı 12 büyük kentin adı geçmekle birlikte, bölgedeki kent ve kasaba sayısı bundan çok daha fazlaydı.

Advertisement

İyonya’nın en kuzeyindeki önemli kenti adını, günümüzde bu yörede hâlâ yaşayan bir fok balığı türünden almış olan Phokaia idi. Denizcilikte çok ileri gitmiş olan bu kentin halkı Batı Akdeniz’de Korsika’da Alaia, Fransa’da Massalia (Marsilya) ve İspanya’da da Emporion (Ampurias) gibi koloniler kurmuştu. Urla Yarımadasında da önemli İyon kentleri vardı. Önceleri bir Eolis kenti olan Smyrna yarımadanın dibindeydi. İzmir Körfezinin güney kıyılarındaki Klazomenai Helenistik döneme değin küçük bir ada (Karantina Adası) üzerinde kuruluydu. Erythrai en batı uçta, Khios Adasının hemen karşısındaydı. Urla Yarımadasının güney kıyıları üzerinde batıdan doğuya doğru Airai, Teos, Myonnesos ve Lebedos sıralanmaktaydı. Bunlardan son üçünde Dionysos sanatçıları denen bir grup insan oturdu. Yarımadanın güneydoğu ucunda Kolophon, Notion ve Klaros üçlü bir grup oluştururdu. Denizden içeride kurulmuş tek Panionion üyesi kent Kolophon süvarileriyle ünlüydü. Kıyıdaki Notion aslında bir Eolis kenti olmakla birlikte, sonralan Kolophon’un limanı olarak kullanılmıştı. Klaros ise Troya Savaşı’ndan sonra kurulduğuna inanılan, Apollon’a ilişkin bir kehanet merkeziydi. Daha güneyde, Kaystros (Küçük Menderes) Irmağının denize döküldüğü deltada İyonya’ nın en önemli iki kentinden biri olan Ephesos yer alıyordu. Kıyı boyunca güneye doğru inilince Pygela (Kuşadası) ve Anaia gibi küçük kasabalardan sonra 12 İyon kentinin toplantı yeri olan Panionion’a varılırdı. Mykale Dağının kuzey eteklerindeki bu kutsal alanda, birlik temsilcilerinin toplandığı, küçük bir tiyatroyu andıran yapı ile Poseidon Helikonios kültüyle ilgili bir sunak bulunuyordu. Mykale Dağının güney tarafında oldukça derin bir körfez vardı. Adını gerisindeki Latmos (Beşparmak) Dağından alan Latmos Körfezi Maiandros Irmağının taşıdığı alüvyonlarla günümüzde tümüyle dolmuştur. Bugünkü Bafa Gölü bu körfezin doğu ucunu oluşturmaktaydı. Latmos Körfezi çevresinde Miletos, Priene ve Myus gibi önemli İyon kentleri sıralanıyorlardı. Bunlardan ilki Ephesos’la birlikte, İonya’nın en ünlü ve büyük iki kentinden biriydi. Deniz kıyısındaki bu kentlerden başka, İyonya’nın iç kesiminde, Eollerce kurulmuş olan Magnesia ad Maendrum (Menderes Magnesiası) ile Metropolis (Torbalı) adını taşıyan iki önemli yerleşme yeri daha vardı.

İyonya bölgesi özellikle şifalı sıcak su kaplıcalarıyla tanınıyordu. Bunların başlıcaları Lebedos, Teos, Klazomenai ve Erythrai kentlerindeydi. Ayrıca bu kentlerde özel sanayi dalları gelişmişti. Örneğin Miletos’ta mobilyacılık ve tekstil, Ephesos’ta gümüş işçiliği, kozmetik ve tekstil, Kolophon’da ayakkabıcılık, Teos’ta değirmentaşı üretimi, şarapçılık ve fırıncılık yapılıyordu. Bölgede önemli mermer yatakları bulunmaktaydı. Roma döneminde Teos’un “africano” adı verilen kırmızı, siyah ve beyaz renkli mermerleri çok ünlüydü.


Leave A Reply