Jacques Tati Kimdir?

0

Jacques Tati kimdir? Jacques Tati hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Jacques TatiJacques Tati; (9.10.1907 – 4.11.1982)

Advertisement

Jacques Tatischeff, Rus asıllı bir çerçeve imalatçısının oğlu olarak Paris’te doğdu. Söylentilere bakılırsa, büyükbabası Çarın generallerinden biriydi. Saint-Germain-en-Laye lisesinde okurken, tutkulu bir rugby ve tenis oyuncusu olan Tatischeff, spora olan yatkınlığıyla dikkatleri çekti. Liseyi bitirdikten sonra Londra’da resim çerçeveciliği üstüne eğitim gördü ve 20’li yılların sonuna doğru ebeveyninin dükkânında antika çerçeve satıcılığı yaptı.

1931’den Sonra: Varyete Oyunculuğu Tatischeff, küçüklüğünden beri insanları dikkatle gözlemlemeyi ve alışkanlıklarını incelemeyi zevkli bir alışkanlık haline getirmişti. Arkasından da onların küçük ve büyük zaaflarıyla inceden inceye matrak geçiyordu. Arkadaşlar arasında yaptığı bir iki parodi gösterisi büyük bir beğeniyle karşılanınca, Tatischeff komedyenlikteki yeteneğini profesyonel olarak değerlendirmeye karar verdi. Adını Tati olarak kısaltan Jacques, sporcuları alaya aldığı bir pantomim gösteri biçimi geliştirdi. Fransız kadın yazar Colette, Tati’yi Paris’te küçük bir sanat merkezinde izledikten ve beğenisini pohpohlayıcı sözlerle belirttikten sonra, Tati’nin yükselişi artık kaçınılmazdı. 1934 yılında varyete sanatçısı Mistinguette ve şarkıcı Maurice Chevalier ile birlikte sahne aldı.

Fakat Tati’nin emeli yalnızca sahneyi fethetmekten ibaret değildi – sesli filmde de bir yere gelmek istiyordu. 1931’de Oscar, champion de tennis (Tenis Şampiyonu Oscar) adlı ilk kısa filmini gerçekleştirebildi. 30’lu yılların ortasına kadar dört film daha çektiyse de, seyircinin ilgisini çekemedi.

1947: Şenlik Günü Tati, savaş yıllarını taşrada Indre ilinin kırsal atmosferinde geçirdi. Sainte Sev&re kasabasının halkı, insanları akşamları oyalaması için çektiği ilk film için, ideal ekibi oluşturdu. Kâra ortak ettiği birkaç arkadaşıyla birlikte 1947’de çektiği Jour de fete (Şenlik Günü) filminde Tati yönetmenliği, senaryo yazarlığını ve başoyunculuğu şahsında birleştirdi. Bu filmde bir taşra panayırını fon olarak kullanıp Amerikan posta servisinin randımanlı çalışmalarından etkilenerek işini en mükemmel hale getirmeyi amaçlayan ama sonunda yalnız büyük karışıklıklara sebep olan sevimli postacının öyküsünü anlatır. Tati’nin ilk filminde bile, insanların zayıf yönlerini ortaya çıkartmakla beraber, asla yaralayıcı olmayan, kendine özgü mizah yeteneği sezilmektedir. Bireyin, teknolojinin sinsiliği ve küçük tuzakları karşısındaki savaşı, Tati’nin günlük hayatı ne denli dikkatle incelediğinin ve mizah dolu bir anlayışla beyazperdeye aktardığının göstergesidir. Esasında filmi renkli çekmek isteyen Tati, parasal sorunlar yüzünden filme ancak bir iki renkli sekans katabildi. 1963’te bu yapıtını yeniden gözden geçirerek konuyu bir çerçeveye oturttu.

Advertisement

1953: Hulot’nun İlk Defa Ortaya Çıkışı Tati ilk yapıtı için Fransız Sinema ödülünü almakla beraber uluslararası bir başarıya ancak, tatil geleneklerinin bir taşlaması niteliğinde olan Les vacances de Monsieur Hulot (1953) adlı filmle ulaşabildi. Tatilini geçirmekte olduğu bir pansiyonda kendisini sevdirmeye çalışırken yanlış anlamalara ve küçük felaketlere neden olan, beceriksiz Monsieur Hulot’nun serüvenlerini anlatır Tati bu filminde. İlk filminde olduğu gibi, burada da sayısız espriyi zayıf bir konu çerçevesinde yan yana dizer. Çıkarılan sesler, dramaturji açısından, konuşulan sözlerle aynı ağırlıktadır. Tati’nin kendisi de, kısa bir “Hulot” dışında, pantomim alanındaki yetenekleriyle yetinmektedir.

Sonraki filmi olan M on Oncle’da (Amcam, 1958) Monsieur Hulot tipi yeniden hayat buldu. Ailesiyle birlikte kentte tümüyle otomatik bir evde yaşayan küçük yeğeniyle ilgilenen Hulot, teknolojik çağın ve aynı zamanda insani sıcaklığını yitirmiş bir dünyanın sinsiliklerine karşı modern bir Sancho Panza gibi savaşır. Mon Oncle 1959’da en iyi yabancı film dalında Oscar ile ödüllendirildi.

1965’ten Sonra: Parasal Başarısızlıklar Elde ettiği bu başarıdan cesaretlenen Tati, 1965’te kendi olanaklarına oranla 15 milyon Frank gibi çok yüksek bir bütçeyle yeni bir film çevirmeye kalkıştı; fakat Hulot’nun üçüncü kez ortaya çıktığı Playtime (Oyun Zamanı), umulan seyirci kitlesini sinema salonlarına çekemedi. Bu film, modern dünya metropolü Paris’in yaşamını karikatürize etmektedir. Hulot’lu son film, insanların otomobilden ne derece garip bir biçimde yararlandıklarını anlatan, Trafic (1970) adlı taşlamalı bir komedidir. Eski varyete skeçlerinin Parade (Geçit Resmi) adı altında bir video montajından oluşan Tati’nin son eseri, 1974’te seyirci karşısına çıktı. 1982 yılında 75 yaşında Paris’te ölen Tati, elindeki film projesini tamamlayamadı.


Leave A Reply