Kanıtlayıcı Anlatım Özellikleri

0

Kanıtlayıcı anlatım nedir? Kanıtlayıcı anlatım nasıl yapılmalıdır? Kanıtlayıcı anlatımın özellikleri, hakkında bilgi.

kanitlamakKanıtlayıcı Anlatım;

Advertisement

Kanıtlamak, bilinen ya da söylenilen düşünceye katılmama nedenini belirterek var olan düşünceden farklı olan bir düşünceyi ortaya koymak ve bu düşüncenin bir başkasınca kabul edilmesini sağlamaktır. Kanıtlayıcı anlatımın belli başlı özellikleri şunlardır:

*** Kanıtlayıcı anlatımın temel amacı, inandırma, aydınlatma, kendi görüşünü bir başkasına kabul ettirmedir. Bu amaç, kanıtlayıcı anlatımı açıklayıcı ve öğretici anlatımdan ayıran en önemli farkdır. Açıklayıcı anlatımda bilgilendirmek ve öğretmek amaçlanırken kanıtlayıcı anlatımda doğru bilinenlerin yanlış, yanlış bilinenlerin de doğru olduğunu kanıtlama amacı vardır. Açıklayıcı ve öğretici anlatımda, anlatıcı, okuyucunun herhangi bir konu hakkında herhangi bir kanaate sahip olup olmadığını dikkate almaz. Çünkü onun bir şeylere karşı çıkmak, bir şeyleri desteklemek gibi bir amacı yoktur. Onun, sadece bilgilendirmek gibi amacı vardır.

*** Kanıtlayıcı anlatımla oluşturulmuş metinler, edebi metinlerle benzerlik göstermez. Kanıtlayıcı anlatımda bir tezi savunmak, başka tezi çürütmek; bilgi ve kanaatleri, doğru ve yanlış olanlar şeklinde sınıflandırmak söz konusudur. Bunlar, edebî metinler için en uzak kavramlardır. Edebi metinlerde söz gelimi bir şiirde doğrular ve yanlışlar değil; özgün imgeler, hayaller, soyut tasarımlar ve güzel söyleyişler önemlidir.

*** Kanıtlayıcı anlatım; ikna etme ve inandırma amacına yönelik hazırlanan her tür konuşmada ve metinde kullanılabilir.
Kanıtlayıcı anlatım; bilimsel sav, değerlendirme ve yorumlarda, ders kitaplarının bazı bölümlerinde, belli bir görüşü açıklayan ya da savunan düşünce, felsefe ve ideoloji metinlerinde, iddianame ve savunma metinlerinde, yargı kararlarının gerekçelerinin açıklandığı metinlerde, ikna etme amacıyla oluşturulan tanıtım ve reklam metinlerinde, polemik içerikli yazılarda; deneme, makale, köşe yazısı, eleştiri gibi gazete çevresinde gelişen öğretici metinlerde, raporlarda ve mektuplarda kullanılabilir.

Advertisement

*** Kanıtlayıcı anlatımın temelinde her zaman bir düşünce tartışması vardır. Bir şeyi reddetme, yeni bir şeyi savunma biçiminde gelişen bu tartışmada amaç, okuyucunun/dinleyicinin düşüncelerini değiştirmeye çalışmaktır. Bir düşünceyi değiştirmek için en çok gerekli olan şey de inandırıcı kanıtların ikna edici bir dille ortaya konmasıdır.

*** Kanıtlayıcı anlatımda anlatıcı, hitap ettiği kesimin kültür düzeyini ve beklentilerini dikkate almak durumundadır.

a. Kanıtlayıcı metin doğrudan karşıt düşünceyi savunan bir okuyucu/dinleyici kitlesi için hazırlanmışsa o görüşteki kişilerin susturulması, metnin temel hedefi olur. Bu tür metinlerde karşıt görüştekilerin ikna edilmesi yerine, onların görüşlerinin savunulacak tutarlı bir yönünün kalmadığı vurgusu, ön plana çıkarılır ve kanıtlar da buna göre sunulur. Anlatıcı, kanıtlarını, kendisinin inanmadığı, başkasına ait bu tür kanıtları ve düşünceleri gülünç duruma düşürmek ve savunulan düşüncenin tutarlı bir yanının kalmadığını göstermek için kullanır.

b. Metin, karşıt düşünceyi savunan bir okuyucu/dinleyici kitlesi için değil de bu düşünceyi pek bilmeyen ya da bu düşünceye fazla ilgi duymayan bir kitle için hazırlanmışsa anlatıcı, okuyucuyu/dinleyiciyi ikna etmeye ve inandırmaya çalışır. Söz konusu karşıt düşüncenin ciddiye alınacak bir yönünün olmadığını vurgulayarak kendi bakış açısını ve düşüncesini ona kabul ettirmeye çalışır. Bu tip okuyucuları/dinleyicileri bir şeye ikna etmenin en kestirme yolu; okuyucuyla/dinleyiciyle özdeşlik kurmaya çalışmak, metinde ondan yana tavır takınır gibi durmak, onun adına konuşuyor gibi davranmak, yani onu, inandırılacak düşüncenin ortasına koymaktır. Bu yöntemle okuyucu/dinleyici, kanıtlanacak savı kendi düşüncesi gibi benimser, kendine ve anlatıcıya duyduğu saygı gereği ileri sürülen görüşleri sahiplenir. Böylece karar verme yetkisi kendisindeymiş izlenimine kapılır ve kanıtlanacak düşünceye kolaylıkla inanır.

*** Belli bir konu hakkında kuralları önceden konmuş, herkesi ikna edebilecek bir kanıtlama yöntemi yoktur. Kanıtlama, büyük ölçüde anlatıcının yeteneğine bağlıdır. Bu gerçeğe rağmen bu tür metinlerin genel özelliklerini dikkate alarak belli başlı kanıtlama yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

Advertisement

a. Mantıksal düşünce düzeni içinde kanıtlama: Bu yöntem, okuyucunun/dinleyicinin akıl yürütmesi ve metinde dile getirilenleri karşılaştırarak doğruyu bulması üzerine kurulmuştur. Bu yöntemle oluşturulan metinlerde karşılaştırmalar üzerine kurulu bir mantıksal tutarlık ve düzenleme vardır: Önce bir tez ya da düşünce ortaya konulur, sonra bu düşüncenin eksik, tutarsız ya da anlatıcı tarafından kabul edilmeyen yönleri belirtilir. Karşı çıkılan bu düşünce; kanıtlardan ve örneklerden yararlanılarak çürütülür. Ardından bu düşüncenin yerine anlatıcının kendi düşüncesi ortaya konarak aynı konu ile ilgili farklı iki yaklaşımın bulunduğu ve doğru olanın, metni yazan kişiye ait olduğu belirtilir. Anlatıcı, metinde gerekli gördüğü yerlerde örnekler verir, kanıtlar sunar, tanımlamalara ve tanık göstermelere başvurur. Bütün bunlar, metnin bağdaşıklık açısından sorunsuz olmasını sağlar.

b. Bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu olduğu gibi ortaya koyma: Eksikliği ya da yanlışlığı hemen fark edilebilecek bir düşünceye karşı çıkmada genellikle bu yöntem izlenir. Bu yöntemde lafı uzatmaya, çok fazla örnek vermeye, derinlikli olarak akıl yürütmeyle gerek yoktur. Çünkü doğru ve yanlış, apaçık ortadadır.

c. Gerçek göndergeleri ve daha önce söylenilmiş şeyleri kullanarak kanıtlama: Bu yöntemde somut hayatın gerçeklerini, belgeler, aynı konuda ya da benzer konularda başkalarının söylediği sözler; metnin omurgasını oluşturur. Anlatıcı, metne kendinden çok fazla şey katmaz. Başkalarınca oluşturulanları, belli bir düzen dâhilinde okuyucuya aktarır.

d. Kurmacaya başvurarak kanıtlama: Anlatıcı, yanlış ve doğruları gerçek dünyanın verilerinden değil de hayal gücünden yararlanarak ortaya koymaya çalışır. Söz gelimi bir fıkra, anekdot, fabl, kıssa anlatarak okuyucuların bu anlatılarda rol alan kurmaca karakterle kendilerini özdeşleştirmelerini isteyebilir ya da yaratıcılığını kullanarak söz konusu durumla ilgili bir düşsel tanık ya da karar verici oluşturabilir.

e. Öneri, telkin ve emirlerden yola çıkarak kanıtlama: Anlatıcı kendisine, geleneklere, din ve ahlak kurallarına, toplumsal değerlere, yasalara, bir felsefi ya da siyasi öğretiye ait öneri, telkin ve emirlerden yola çıkarak bir düşünceyi savunmaya, başka bir düşünceyi çürütmeye çalışır.

Advertisement

*** Kanıtlayıcı anlatımda, anlatıcının görüşlerinde haklı olduğunu belirtmek için zorunluluk belirten sözcükleri özellikle de kesinlik zarflarını kullanması, okuyucunun anlatıcının söylediklerine daha kolay inanmasını sağlar. Bu zarfların en önemlileri şunlardır: Kuşkusuz, elbette, hiç kuşku yok ki, şüphesiz, kesin olarak, muhakkak, eminiz ki, şu bellidir ki, şundan eminim ki, her zaman, asla, kesinlikle.

*** Anlatıcı bazen de okuyucuya güvendiğini, onun düşüncelerine de saygı duyduğunu ve onu metinde dile getirilenlere inanıp inanmaması konusunda serbest bıraktığını göstermek için şüphe ve tereddüt anlamı taşıyan “belki, ola ki, olasılık dahilindedir ki, ihtimaldir ki, şu da olanaklıdır, şu da düşünülebilir” gibi zarfları ve cümleleri kullanır. Aslında anlatıcının bu tür ifadeler kullanmasının temel nedeni, okuyucuyla iletişimini olumlu bir zeminde yürütüp okuyucunun, kendisiyle ilgili şüphe ve tereddütlerini ortadan kaldırmak istemesidir. Sonuçta bu ifadeler okuyucuda şöyle bir izlenimin oluşmasını sağlayacaktır: Bu yazar kendi görüşlerinin doğru olduğuna kesin olarak inanmakla birlikte bana da saygı duyuyor; beni kendi görüşlerine inanıp inanmamakta serbest bırakıyor, demek ki onun görüşleri gerçekten doğru, öyle olmasaydı benim kafamda soru işaretleri oluşturacak bu tür ifadeleri kullanmazdı. Bu yazar, kendisine ve görüşlerine güveniyor.”

*** Kanıtlayıcı anlatımda anlatıcı, savunduğu görüşleri olumlu, karşı çıktığı görüşleri de olumsuz anlam ve çağrışım alanına sahip sıfatlarla niteler; düşüncelerinin okuyucu tarafından da paylaşıldığı izlenimini oluşturmak ve onunla samimiyete dayalı bir iletişim ortamı kurmak için “ben, biz – sen, siz” zamirlerini sıkça kullanır.

*** Anlatıcı, metni oluşturan cümle ve paragrafların, bir bütünün birbirini tamamlayan parçaları olduğunu, bunlar arasında sıkı ilişkiler bulunduğunu, yazarın sahip olduğu görüşlerin peşin kabullere değil de neden-sonuç ilişkilerine dayandığını göstermek için bağlaşıklığı sağlayan unsurları ustalıkla kullanmak durumundadır. Bağlaşıklığı sağlayan unsurlar şunlardır: Metnin bütünü içine yayılmış oluşturucu öğenin belirli aralıklarla yinelenmesi, artgönderimler, öngönderimler, bağlantı öğeleri.

*** Kanıtlayıcı anlatım yazılı değil de sözlü yapılacaksa anlatıcı ünlem değeri taşıyan sözcük ve cümlelerden, hitap sözlerinden; vurgu, tonlama, ulama gibi konuşma diline özgü öğelerden de yararlanarak dinleyicilerle duygusal bir özdeşlik kurabilir.

Advertisement

*** Kanıtlayıcı anlatımda dilin göndergesel, heyecana bağlı ve alıcıyı harekete geçirme işlevlerinden yararlanılır.


Leave A Reply