Mal İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları – İçinde Mal Geçen

0
Advertisement

İçinde mal kelimesi geçen deyimler nelerdir? Bu mal ile ilgili deyimlerin anlamları ve açıklamaları, hakkında bilgi.

Mal İle İlgili Deyimler ve Anlamları

Mal İle İlgili Deyimler ve Anlamları

*** fazla mal göz çıkarmaz
“ne kadar ve ne türden mal olursa olsun elden çıkarılmamalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

*** gümrükten mal kaçırır gibi
yangından mal kaçırır gibi.

*** kendine mal etmek
1) benimsemek veya saymak: “Fakat hiçbir taraf beni kendine mal edemiyordu.” -H. Taner. 2) başkasının yaptığı işi kendisi yapmış gibi göstermek.

Advertisement

*** mal bulmuş Mağribî gibi
“büyük bir zenginliğe kavuşmuşçasına büyük sevinç ve coşku ile” anlamında kullanılan bir söz: Başka bir gazeteci olsa bu fırsata mal bulmuş Mağribî gibi atlardı. -H. Taner.

*** mal etmek
1) bir değer karşılığında sahip olmak: Sen şimdilik buna karşılık diyeceksin ki dün yüze mal ettiğin arsaları bine, bine olanları on binlere sattın. -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) kendi malı, eseri, buluşu gibi benimsemek veya saymak: Nereden, kimden almış olursak olalım, bin yıldır onu kendimize mal etmişiz, benimsemişiz. -N. Ataç. 3) yüklemek, ait olduğunu göstermek: Başkalarından kazandığı iki çocuğu da bu zengin ihtiyara mal ederek mirasa sokacak.” -H. R. Gürpınar.

*** mal kaldırmak
ürün elde etmek: Kendisi şu kadarcık tarla sayesinde ancak akşamları bir kaşık sıcak çorba içecek kadar mal kaldırabiliyor. -N. Nâzım.

*** mal kapatmak
para karşılığında herhangi bir üretim alanındaki verimin sırf kendisine ayrılmasını sağlamak.

*** mal meydanda
bir işin gizli bir yönünün olmadığını belirten bir söz.

Advertisement

*** mal olmak
1) bir şeye bir değer karşılığında sahip olmak: Bu kitap bana yirmi liraya mal oldu. 2) bir iş, bir davranış sonucu zarara uğramak: Babamın hayatta iken en çok sevdiği yemek, bütün bir senenin tasarrufuna mal olsa da o gece mutlaka pişerdi. -K. Bilbaşar. 3) bir yeri, bir şeyi benimsenmek: Gerçi Meclisimebusandaki bağımsızlarla hizipçiler henüz tamamıyla bu partiye mal olmamışlardı. -Y. K. Karaosmanoğlu.

*** mal yapmak
servet sahibi olmak.

*** malı götürmek
herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.

*** ne mal olduğunu bilmek (anlamak)
birinin nasıl bir nitelikte, yetenekte ve yaradılışta olduğunu bilmek, kestirmek: Büyük hanım, bir bakışta onun ne mal olduğunu anlamıştı. -R. N. Güntekin.

Advertisement

*** pahalıya patlamak (mal olmak, oturmak)
çok para, özveri, emek gerektirmek, kolay elde edilememek veya zarara, sıkıntıya yol açmak: Bir tecrübe geçirmek, sana müthiş pahalıya mal oldu. -P. Safa. Bu gözü peklik, bu aşağılık anlaşma bana pahalıya patlayabilir. -İ. Aral.

*** tuzluya mal olmak (oturmak veya patlamak)
çok para vererek satın almak, çok pahalı gelmek: Bu eğlenti bize biraz tuzluya mal oldu. -E. E. Talu. … kendisine tuzluya patlamıştı. -Halikarnas Balıkçısı.

*** yangından mal kaçırır gibi
bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?