Nükleer Manyetik Rezonans Nedir? Ne İşe Yarar? Kullanım Alanları

0

Nükleer Manyetik Rezonans nedir, nerelerde ve nasıl kullanılır? Nükleer Manyetik Rezonans nasıl çalışır, kullanım alanları nelerdir?

Nükleer Manyetik Rezonans

Nükleer magnetik rezonans (NMR), güçlü bir sabit magnetik alan içine yerleştirilen atom çekirdeklerinin çok yüksek frekanslı radyo dalgalarını seçici biçimde soğurmasıdır.

Nükleer manyetik rezonans

Bu olgu ilk kez 1946’da gözlenmiştir. En az bir protonu ya da bir nötronu eşlenmemiş durumda olan çekirdekler çok küçük birer mıknatıs gibi davranırlar; böyle bir çekirdek güçlü bir magnetik alan içine konduğunda, magnetik alanın çekirdeğe uyguladığı kuvvet, çekirdeğin yalpalama hareketi yapmasına yol açar. Bu, Yer’in çekim alanında dönmekte olan bir topacın ekseninin yalpalayarak koni biçimli bir yüzey çizmesine benzetilebilir. Yalpalayan çekirdeğin doğal yalpalama frekansı, çekirdek üzerine gönderilen zayıf bir radyo dalgasının frekansına denk düşerse radyo dalgasından enerji soğurulur. Rezonans olarak adlandırılan bu seçici soğurma ya radyo dalgasının frekansını sabit tutup çekirdeğin doğal yalpalama frekansını ayarlayarak (bu frekans, uygulanan güçlü magnetik alanın şiddetine bağımlıdır) ya da radyo dalgasının frekansını ayarlayarak gerçekleştirilebilir.

Daha fazla bilgi için Tıklayın

Nükleer magnetik rezonans yardımıyla her çekirdeğin kendine özgü bir değeri olan magnetik momenti ölçülebilir. Magnetik momentin değeri ise çekirdeğin içinde bulunduğu kimyasal ortama bağlı olduğundan, bu ölçümler katı ve sıvıların molekül yapısı hakkında önemli bilgiler elde edilmesini sağlar.

mr

Tıpta Kullanımı

1980’lerin başlarında nükleer magnetik rezonans tekniği tıpta kullanılmaya başladı. NMR, vücut lipitleri (yağlar) ve suyundaki normal hidrojen çekirdeklerinin nükleer magnetik rezonanslarının ölçümüne dayalı olarak, vücudun ince katmanlar halinde görüntüsünü oluşturmayı olanaklı kılan tehlikesiz ve zararsız bir yöntemdir. NMR görüntüleri, normal dokuları hastalıklı ya da yıkıma uğramış olanlardan ayırt edebilecek bir duyarlılığa sahiptir. 1980’lerin sonlarına gelindiğinde, beyin, kalp, karaciğer, böbrekler, dalak, pankreas, göğüs ve öbür organların görüntülerinin oluşturulmasında NMR’nin başka tekniklere göre çok daha üstün olduğu anlaşıldı. NMR, tümörleri, kansız kalmış dokuları ve sklerosisten kaynaklanan sinir plaklarını gösterebilen oldukça keskin kontrastlı ve ton ayarlı resimler verir.

NMR’nin beyne değin herhangi bir zarar verici etkisine rastlanmamıştır. Ancak kalp pili takılı olanlara ya da vücudunda başka metal parçacıktan bulunanlara bu teknik uygulanamaz.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?