Organ ve Doku Nakli Hakkında Bilgi

0

Organ ve doku nakli nedir, neden ve nasıl yapılır? Hangi organlar ve dokular nakil yapılabilir, tarihçesi ve özellikleri hakkında bilgi.

Organ ve Doku Nakli

Organ ve Doku Nakli; tıpta, vücudun bir bölümünün ya da bir organın doğal yerinden çıkarıldıktan sonra aynı ya da farklı bir bireyin vücudunda, aynı ya da farklı bir bölgeye yerleştirilmesidir. Nakledilen doku parçası gref olarak adlandırılır. Nakledilen doku ya da organ alıcının kendi vücudundan çıkarıldıysa otogref, aynı türe ait başka bir canlıdan alındıysa homogref, farklı bir türden alındıysa heterogref olarak adlandırılır.


Canlı bir otogrefin gelişmesi nakledildiği bölgede yeterince besin almasına, başka bir deyişle, doku türlerinin çoğunda, nakilden hemen sonra yeterli kan dolaşımının sağlanmasına bağlıdır. Deri katmanlarının tümünü ya da bir bölümünü içeren deri parçaları ya da başka dokular uygun bir bölgeye nakledildikten kısa süre sonra yeni damar ağıyla kaplanır. Deri ve derialtı dokusundan alınan otogrefler nakil bölgesine, yeni dolaşım ağı oluşana değin kan damarları içeren bir sap bölümüyle yerleştirilebilir; organ nakilleri de benzer teknikle ya da organın atardamarı ile toplardamarının nakledildiği bölgedeki uygun damarlara bağlanmasıyla gerçekleştirilir.

Homogrefler kural olarak alıcıda bağışık yanıta yol açar ve bunun sonucunda birkaç gün ya da hafta içinde alıcının vücudu tarafından yok edilir. Alıcı ile vericinin dokuları birbiriyle uyumluysa, nakledilen doku hiç kan daman içermiyorsa (örn. kornea, kıkırdak), alıcı alkilleştirici, antimetabolit, kortikosteroit ya da siklosporin gibi bağışık yanıtı bastırıcı ilaç kullanıyorsa ya da alıcı yapay olarak verici dokusuna dayanıklı hale getirildiyse homogref uzun süre yıkıma uğramadan bütünlüğünü koruyabilir. Verici ve alıcı tek yumurta ikiziyse ya da hayvanlarda, tümüyle kendi aralarında çiftleşmiş bir soyun aynı eşeydeki bireyleriyse tam ya da tama yakın uyum sağlanabilir. Böylece bağışık yanıtı bastıran ilaçların kullanılması gerekmez. İlacın gerekli olduğu durumlarda doku reddini önlemek için gerekli ilaç miktarı doku uyumunun derecesiyle ters orantılıdır. Heterogrefler sıklıkla homogreflerden daha kısa zamanda doku reddine yol açar ve bu yanıtı önlemek daha güçtür.

Deri Nakli

Cerrahide deri, kemik ve kıkırdak otogrefleri çok yaygın olarak kullanılır. Deri nakli, özellikle derin yanıkların tedavisinde büyük önem taşır. Gref genellikle deri katmanlarının yalnız bir bölümünü içerdiğinden gref alman bölgedeki yara kısa zamanda iyileşir. Deri homogrefleri nakledildikten sonra ancak birkaç hafta bütünlüğünü koruyabilirse de, yaygın yanıklarda acil tedavi amacıyla uygulanır. Hastanın genel durumu düzeldikten sonra homogrefler çıkarılarak kendi vücudunun sağlam bölgelerinden alınan otogrefler bunların yerine konur. Ortopedide kullanılan kemik homogreflerindeki canlı hücreler genellikle alıcının vücudunda reddedilir; bununla birlikte hücre içermeyen ve tepkimeye yol açmayan destek dokusu temel bir iskelet yapısı oluşturarak yeni kemik oluşumunun başlamasını kolaylaştırır. Serbest sinir nakli de yapılabilir; bunun için yerinden çıkarılması bireyi fazla etkilemeyen küçük duyu sinir liflerinden oluşan demetler kullanılır.


Çok ağır yaralanmalarda el ve kol nakli de birkaç hastada başarıyla denenmiştir. Ayak ve bacak nakli, hasta mekanik bir protezle çok daha rahat hareket edebileceği için pek anlamlı görünmemektedir. Kanser ve başka hastalıkların cerrahi tedavisinde sindirim kanalının hastalıklı bölümü çıkarıldıktan sonra yerine saplı mide ya da bağırsak grefleri nakledilebilir. İdrar yolları hastalıklarında da benzeri girişimler uygulanır.

kornea nakli

Kornea Nakli

Birçok kornea hastalığında görme kusurunun ortadan kaldırılması amacıyla kornea nakli yapılır. Gref kornea katmanlarının tümünü ya da bir bölümünü içerebilir. Alıcıdan çıkarılan kornea dokusuna kan damarı karışmadığı sürece doku reddi ya da yeni korneada bulanıklık görülmez.

Öbür doku ya da organlardan alınan homogreflerde genellikle alıcı ile vericinin dokularının birbirine uygun olması gerekir; ayrıca doku reddi olasılığını ortadan kaldırmak için bağışık yanıtı baskılayan ilaçlar kullanılır. Kan naklinde olduğu gibi, alıcı ile vericinin alyuvarlarının ABO sistemine göre birbiriyle uyuşması gerekir. Ne var ki, doku reddinin olmaması için alıcı ile vericinin doku uyum antijenlerinin de uyması gereklidir. Bu antijenlerin en önemli grubunu oluşturan HLA (İngilizce Human leukocyte group A: “İnsan akyuvar A grubu”) sistemi doku reddine neden olan başlıca etkendir. HLA uyumunun araştırılması için alıcı ve vericiden alınan lenfositler bir dizi deneyden geçirilir.


kemik iliği nakli

Kemik İliği Nakli

Kemik iliği homogrefleri aplastik kansızlık ya da doğuştan bağışıklık yetersizliği sendromu olanlarda ve bazı lösemi türlerinde tedavi amacıyla kullanılır. Nakledilen kemik iliği dokusunda bağışıklık açısından etkin hücreler olabileceğinden alıcının dokularına zarar verme tehlikesi vardır. Çoğu zaman ölüme neden olan bu gref-konak tepkimesi kemik iliği nakillerinde karşılaşılan en önemli komplikasyonlardan biridir. Böbrek nakillerinde canlı vericilerden olduğu kadar ölmüş birisinden alman böbrek de kullanılır. Bu durumda organ ölümden çok kısa bir süre sonra vücuttan çıkarılmalıdır; buna karşılık, soğutma ve başka teknikler yardımıyla vericinin vücudundan çıkarıldıktan sonra saatlerce bekletilebilir. Karaciğer nakli teknik açıdan son derece zordur. Alıcının yaşamını sürdürebilmesi için nakledilen karaciğerin vücuduna aktarıldığı dakikalarda işlev görmeye başlaması gereklidir. Öte yandan doku reddi böbrek naklinde olduğundan daha kolayca engellenebilir. Kalp nakli, hastanın yaşamı nakledilen organın derhal çalışmaya başlamasına bağlı olduğundan karaciğer nakline benzerse de teknik açıdan daha kolaydır. Buna karşılık, doku reddini erken dönemde fark etmek çok güç, önüne geçmek de karaciğer naklinde olduğundan daha zordur. İnsandan insana başarıyla nakledilen öbür organlardan bazıları pankreas ve akciğerlerdir. Akciğer nakli kalp nakliyle birlikte yapılırsa daha başarılı olabilir.

Bağışık yanıtı baskı altına alan siklosporin adlı ilacın bulunması vücudun enfeksiyonlarla mücadele yeteneğini azaltmadan doku reddi olasılığını azaltmış, organ naklini kolaylaştırmıştır. Yüksek düzeyde özgünleşmiş monoklonal antikorların geliştirilmesi, bu antikorların doku reddinden sorumlu bağışıklık sistemi hücrelerine yöneltilip hücrelerin devre dışı bırakılmasını gündeme getirmiş ve organ nakli konusunda yeni umutlar doğmasına yol açmıştır.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?