Roma Hukukunun Özellikleri ve Önemi Nedir? Roma Hukuku Hakkında Bilgi

0

Roma medeniyetinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilen ve batı toplumlarındaki hukuk sistemine yol göstermiş olan Roma Hukuku hakkında bilgiler.

ROMA HUKUKU

Roma Hukuku, toplum hayatı meydana getirir, toplum şartlarının değişmesiyle hukuk da değişir. Bu temel gerçek, çeşitli milletlerde hukukun neden farklı olduğunu da gösterir.

Roma hukuku, Roma tarihi boyunca birçok değişikliğe uğradı. Bu yazıda, Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemlerinde, yasal düzenin nasıl işlediğiyle ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

12 tablet

ON İKİ TABLET

MÖ 450 yılında, uzun bir Roma kanunları listesini içeren “On İki Levha Kanunları” yayımlandı. Sıralanan kanunlar miras, mülkiyet ve günlük yaşamın diğer pek çok yönünü ilgilendiriyordu. Roma devri boyunca kanunlar sürekli değişiklik gösterdiyse de, hep On İki Levha Kanunları temel alındı. On İki Levha Kanunları’ndan biri patricilerin pleblerle evlenmesini yasaklıyordu, bir diğeriyse babalara, çocuklarının yaşamları üzerine karar verme yetkisi veriyordu.

CUMHURİYET KANUNLARI

Cumhuriyet döneminde kanunlar Senato ve Pleb Meclisi tarafından yapılıyordu (bakınız, s. 275). Bu kanunlar genellikle muğlâk olduğundan, yerel hâkimler mahkemelerde bunları nasıl uygulayacaklarına kendileri karar vermek zorunda kalıyorlardı. Bir kişi hâkim olduğunda, her kanunu nasıl yorumladığını açıklayan bir emirname kaleme alıyordu. Bu, genellikle kendisinden önceki hâkimin emirnamesini temel alırdı. Hâkimler emrinamelerini yazarken yerel gelenekleri dikkate alıyorlardı, dolayısıyla kanunlar bir eyaletten diğerine küçük farklılıklar gösteriyordu.

Bir kişi, diğer bir kişiyi bir suç işlediği için dava ederse, suçladığı kişiyi mahkemeye getirtmek zorundaydı. Suçlanan kişi mahkemeye gelmemek için direnirse, davacı zor kullanabiliyordu ve bu durum mahkeme öncesi sıkça kavga çıkmasına neden oluyordu.

Roma yurttaşlarından oluşan bir jüri tarafları dinliyordu, böylece davalı taraf da davacı taraf da sorunu kendi açılarından anlatma olanağı buluyordu. Varlıklı kişiler, kendileri adına konuşması için advocatus denilen bir avukat tutabiliyorlardı. Mahkemede yalan söylemekten suçlu bulunan herkes cezalandırılıyordu. Davanın sonunda jüri, davalının suçlu ya da masum olduğuna karar veriyordu. Biri suçlu bulunduğunda, cezanın ne olacağına ise hâkim karar veriyordu.

roma hukuku

İMPARATORLUK KANUNLARI

İmparatorluk dönemimin başlangıcında İmparator Augustus, kanunların nasıl yorumlanacağına dair daha kesin ilkeler belirlemek amacıyla bazı önemli avukatların fikirlerine başvurdu. Eyaletlerin hâlâ kendilerine ait farklı kanunları olacaktı, ancak tüm hâkimler artık kendi kararlarını vermeyecekler, resmî yorumlara uygun hareket edeceklerdi. Yeni kanunların çoğu imparator tarafından yapıldı. Senato hâlâ kanun önerilerinde bulunuyordu, ancak bu kanunların geçip geçmeyeceğine imparator karar veriyordu.

İmparatorluk döneminde duruşma salonlarında da değişiklikler yapıldı. Her davanın başlangıcında hâkim, davalıyı iki kategoriden birine koyuyordu: honestiores ya da humiliores. Humiliores’ler genellikle daha fakir olanlardı ve suçlu bulunurlarsa çok daha ağır cezalara çarptırılıyorlardı.

HERKES İÇİN GEÇERLİ KANUNLAR

MS 2. yüzyılda İmparator Hadrianus, tüm bölgesel emirnameleri toplattı ve tüm Roma yurttaşlarının tabi olacağı tek bir kanunnâme ortaya koydu. Eğer eyaletlerde yaşayan yurttaşlar yerel mahkemelerde hatalı yargılandıklarını düşünürlerse, Roma şehrindeki resmî makamlara başvurabileceklerdi.


ANSİKLOPEDİK BİLGİ

Roma Hukuku da, Roma devlet ve medeniyetinin gelişim safhalarına, tarihine uygun olarak meydana gelmiş, gelişmiştir: M. Ö. VIII. yüzyıldan, Doğu Roma İmparatoru İustinianus’un M. S. 565 tarihine rastlayan ölümüne kadar geçen devre içinde Roma’yı idare etmiş olan hukuk kurallarının toplamına «Roma Hukuku» denir. Bu hukuk, İustinianus’un ölümünden, İstanbul’un 1453’te Türklerin eline geçmesine kadar, meydana gelen değişmeler sonunda, «Bizans Hukuku» adını almıştır.

Roma Hukuku

Roma Hukuku, kendiliğinden meydana gelip uzun zaman zorunlu olarak uygulanan örf-âdetlerden doğma teamüllerle başlamıştı. M. Ö. V. yüzyılın ortalarında, Roma toplumu gelişme yolundayken, özel hukuk ve kamu hukuku kurallarını kapsayan «XII Levha Kanunu» ortaya çıktı.

Roma Akdeniz’e egemen olunca, yeni durumun ihtiyaçlarına hukukun da uyması gerekti. Alexandrus Severus’un ölümünden (235) sonra Roma İmparatorluğu’nu sarsan büyük buhran, mutlak monarşi devrinin başlamasına ve İmparatorluk başkentinin Doğu’ya taşınmasına yol açtı. Böylece, hükümdarın iradesi, tek hukuk kaynağı haline geldi, imparator emirnameleri, halk meclislerinin oyları ile konulan kurallara verilen «leges» (kanunlar) adını aldı. Hukukçuların eserlerinde yer aldığı şekliyle, yeni kanunlara aykırı düşmedikçe, eski devrin hukukuna da «İus antiquum» (eski hukuk) denildi. Bu devirde, hukuk ilmine karşı eskiden beslenen ilgi azalmış, büyük istidatlar din incelemelerine yönelmişlerdir. Hukuk yayınları, daha çok, uygulamaları kolaylaştırmak amacını güden derleme, toplama, özetleme, yorumlama nevinden eserlerden ibaret kalmıştır.

V. yüzyılın ortalarına doğru, Doğu Roma’da büyük hukuk simaları görülmeye başlandı. İşte bu Bizanslı üstatların çalışmaları, İustinianus’un derlemelere ilişkin büyük tasarısını kavrayıp sonuca bağlamayı mümkün kıldı.

Türkiye’de Roma Hukuku öğretimine İstanbul Hukuk Fakültesi’nde başlanmıştır. 1926 yılında İsviçre Hukuku’ndan iktibas sureti ile alınan «Türk Medeni Kanunu» ile «Borçlar Kanunu» yürürlüğe girince, Roma Hukuku’nun Türk hukukçuları için önemi çok artmıştır. Çünkü, bütün Batı dünyasına hakim olan hukukun kaynakları, Roma Hukuku’na dayanır. Bütün Batı Hukukunun temel ilkelerinde hep Roma Hukuku’nun izleri görülür.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?