Roma Sanatı Hakkında Bilgi

0

Yüzlerce yıl boyunca o dönemde dünyanın bilinen bölgelerinin büyük bir kısmını elinde tutmuş olan ve büyük bir uygarlık kurmuş olan Roma İmparatorluğunda sanat. Roma sanatı hakkında bilgiler.

Titus Zafer Takı

Titus Zafer Takı

Roma sanatının kaynağı Etrüsk sanatıdır. Yalnız, Yunanistan, Roma hükmüne girince, dinin etkisiyle Yunan sanatı, Etrüsk sanatına karıştı, onu değiştirerek ortaya yeni bir sanat çıkardı.

Advertisement

Roma sanatı, her şeyden önce, bir mimarlık sanatıdır. Roma mimarlığı, Yunan mimarlığı gibi yalnız tapınaklarla, tiyatrolarla, heykellerle beliren bir mimarlık değildir; şehir, din mimarlığı bu sanatın birer koludur. Her çeşit yapıda, Mezopotamya’dan gelme bir özellik denenmiştir (beşik ve tekne kemerlerle, arklarla örtülü, kubbelerle kapatılmış yapı sistemi), duvar örgüsünde dörtköşe taş yerine ağırlığı çok daha güzel dağıtan petek şeklinde yontulmuş beşgen, altıgen taşlar kullanılmıştır. Tuğla parçaları karıştırılmış harç kullanılması, yapıların zamanımıza kadar kalmasını sağlamıştır. Sütunlar Roma mimarlığında süsleyici bir unsur olarak ele alınmıştır. Zafer takı yapmak, gene onlara mahsustu. Amfiteatrlarını, Yunanistan’da olduğu gibi dağ yamaçlarına değil, sütun ve kemerlerle yükselterek düz meydanlarda kurdular. Su kemeri de Roma mimarlığının özelliklerindendir.

Roma şehrinde, örneği kalmamakla beraber, apartman tipi çok katlı binalar bulunmasına karşılık, Pompei kalıntılarında, Roma evi, düz plana göre kurulmuştu. Hamam fikri de Roma mimarlığında önemli yer alır. Evlerden başka, halk hamamları da yapılırdı. Halk eğlenceleri için yapılan forumlar, halkın buluşup görüşmeleri, mahkemelerin duruşmaları için yapılan üstü örtülü bazilikalar, ayrı mimarlık özelliklerindeydi. Yapı duvarlarında heykeller için üstü yarı kubbeli oyuk yer bırakmak gene bu mimarlıkla ortaya çıkmıştı. Düz duvarları kabartmalarla süslemek fikri, gene onlarındı.

Roma sanatında, mimarlıktan sonra gelişmiş olan ikinci dal, heykel ve bilhassa büsttür. «Alçak kabartma», «yüksek kabartma», «ronde-bosse» (yüzeyden ayrılacak ve gövdeler iyice belirecek şekildeki yüksek kabartma) gibi süslemelerde insan anatomisi büyük ustalıkla belirtilmiştir. Traian Porumu’ndaki ünlü Traian Sütunu, imparatorun savaşlarını binlerce figürle canlandırır. Mimarlıkta olduğu gibi, burada da büyüklük, yücelik, çokluk fikri gözetilmiştir. Büstler ise, heykel sanatında yeni bir adımdı. Çünkü o zamana kadar olduğu gibi, insan figürünü en güzel şeklinde, gerçekten uzaklaşarak canlandırmak değil, tersine, belirli bir kişiyi anlatmak gözetilmişti. Vatikan Müzesi’nde, Roma Millî Müzesi’nde, Roma, Napoli gibi şehirlerdeki yapılarda bu çeşit eserlere bol bol raslanır.

Roman sanatı, resimde fresko sanatıdır. Eşya üzerinde, çanak çömlekte, Etrüsk çömlekçiliğinin devamıdır. Bunlar üzerindeki resimler, Yunan vazolarındakilere benzer. Yalnız, Pompei kazıları, ev duvarlarında, yerden tavana kadar boyalı freskler yapıldığını, bunların bir esas renge göre ayarlandığını, desen ve kompozisyonun aksaklıklarına rağmen daima bir konuyu canlandırdığını göstermiştir. Resimlerde perspektif yoktur. Figürler, âdeta doğal büyüklüktedir. Çizgi ağır basar. Bazen, «natürmort» denilen tarzdaki resimler görülür, bunlar boşlukları doldurmada, süsleme unsuru işini görür.

Advertisement


Leave A Reply